Paranoid, Şizoid ve Şizotipal

A Kümesindeki üç bozukluğun (paranoid, şizoid ve şizotipal), dramatik küme (B kümesi) ve anksiyöz küme (C kümesi) bozukluklarından, birkaç önemli farkı vardır.

A kümesi bozukluğu olan hastalar, diğer insanlarla etkileşime girmeye daha az isteklidirler veya diğer kişilerde yakınlık kurmak, diğer kümelerdeki hastalara (çekingen tip dışında) göre daha fazla huzursuzluk vermektedir.

A kümesi bozukluğu olanların, diğer kişilerle iyi bir sosyal ilişkilerinin olmaması ve bu yaşantıların genellikle B kümesi bozukluklarında ki  (özellikle borderline ve antisosyal kişilik bozukluğu) kadar dikkate almıyor olmaları olasıdır. Sonuç olarak, C kümesini oluşturan  inhibe kişilerden farklı olarak psikodinamik terapilere ve psikoanalize daha az uygundurlar.

A kümesindeki hastaların bir çoğu, sessiz bir savunma içindedir ve kendilerini açığa vurmazlar. Bu hastaların psikodinamik yaklaşımla tedavileri daha az rastlanan bir durumdur. Bu faktörler, A kümesi bozukluklarda psikoterapötik literatürün zayıflığının nedenini açıklıyor gibi görünmektedir.

 DSM’de kişilik bozuklukları kategorilere dayanmaktadır ve yapısal anlamda politetiktir. Politetik kavramı ile kastedilen şudur: Tanımlayıcı maddelerin birçok kombinasyonu vardır ve tanımlayıcı maddeler yeterli sayıda ise tanı kriterleri karşılanabilmektedir. Liveseley (2001) tarafından daha önce söz edildiği gibi, kategoriler bir prototipe dayandırılıyor olabilir. ”Prototip kategoriler, prototipik olgular etrafında şekillenir (kavramın en iyi örneği)”. Daha sonra Skodol (2005), prototip kavramına benzer şekilde, üç A kümesi bozukluğunun klinik özelliklerinin tanımlamasını sağlamıştır: Paranoid kişilik için,şüphecilik; Şizoid kişilik için, ayrılma (veya araya mesafe koyma); Şizotipal kişilik için, tuhaflık. Bu prototipik atıflar, bu üç bozukluğun her biri ile özel olarak uğraşacak olan geleceğin terapistleri için ortaya atılmıştır. Bu bozuklukların tedavilerinin ayrı ayrı tartışılmasından önce, bozuklukların tümünde ortak sorunun empatik kapasitede bozukluk olduğu söylenebilir (narsist ve antisosyal kişilerde de bu bozukluğun olduğu bilinmektedir).

Savunma ve etkileşimle ilgili her birine özgü anahtar örüntüler vardır. Paranoid kişilikte eksternalizasyon, şizoid kişilikte değersizleştirme (dismissiveness) belirgindir ve şizotipal kişilikteki empatik kapasite düşüklüğü, empatinin zihin okuma ile ilgili alanında,diğerlerine ilgi ve anlayış gösterme ile ilgili alanından daha belirgindir (Baron-Cohen 2003) -bunlar empatinin iki merkezi bileşenidir.

Antisosyal ve psikopatik kişiler diğer kişilerin zihnini okuyabilirler, ama diğer kişilere gösterdikleri ilgi ve anlayış çok azdır ya da hiç yoktur. Şizotipal kişiler ise tam tersine, kişilerin ifade ve niyetlerini çözümlemekte güçlük yaşarlar. ”Zihin okumaları” zayıftır, ama birçoğu kendilerini hüzünlü hissedebilirler ve diğer insanların sorunlarına üzülürler. Paranoid ve şizoid kişilerin diğer insanlara ilgi ve anlayış gösterme niteliği de çok belirgin değildir. Genel olarak, A kümesi hastalarda bozulmuş olan empatik kapasite, bu hastaların diğer diğer kişiler tarafından ”tuhaf” olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır. Bu hastalar, küçük bir sohbete dahil olmakta veya diğer kişilerin sözel sözel olmayan değişimlerine uyum sağlamakta güçlük çekerler.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77