Alınan alkol miktarına göre aşırı sarhoşluk veya alkol koması şeklinde kendini gösterir. Hipnotik ilaçlarla, anksiyolitiklerle veya narkotik analjeziklerle birlikte alkolün mutad miktarlarda alınması sonucu da gelişebilir.

Alkolün içki şeklinde sık kullanılan bir madde olmasına rağmen alkol zehirlenme sıklığının seyrek olmasında fazla miktarda alınan alkolün bulantı ve kusma yapmasının rolü vardır. Sarhoşun kaza yapmaya ve kazaya maruz kalmaya fazla elverişli olması nedeniyle, akut zehirlenme ile birlikte kafa travması bulunabilir ve ona bağlı nörolojik belirtiler zehirlenme belirtilerine ilave edilmiş olabilir. Kusmuğun aspirasyonuna bağlı aspirasyon pnömonisi de akut zehirlenme ile birlikte bulunabilen diğer bir komplikasyonu oluşturur. İleri dönemde hipostatik pnömoni de gelişebilir. Aspirasyon sonucu boğularak ölüm olabilir.

  Birlikte bulunan bu belirtiler, akut alkol zehirlenmesinin teşhisinde hekimi yanıltabilir. Hasta soğukta kalmışsa, belirgin derecede hipotermi vardır. Alkol komasında solunum yavaşlamış, kalp hızlanmıştır. Pupillalar normal veya dilate durumdadırlar. Tereddüt edilen durumlarda mümkünse, kanda veya nefeste alkol analizi yapılır. Nefes koklaması yanıltıcı olabilir.

  Kanda alkol konsantrasyonunun  saptanması alkol intoksikasyonu için en önemli ölçütlerden biridir. Bununla  beraber kandaki alkol konsantrasyonuna bakarak intoksikasyon derecesinin  kestirilmesi ve davranışsal değişiklikler, alkole yanıt vermede  gözlenen  farklılıklar nedeni ile bazı güçlüklere neden olabilir. Kan alkol konsantrasyonu 50mg/100 ml civarında olduğu zaman, çok az kişide klinik belirti verecek derecede akut intoksikasyon görülür. Kan alkol düzeyi 150mg/100ml ölçülen bireylerin %50’inden fazlasında alkol intoksikasyon belirtileri görülürken, 300mg/100ml alkol düzeyine ulaşan tüm bireylerin pratik olarak alkol intoksikasyonu belirtilerinin tümünü sergileyeceği  kabul edilir. Kan etanol düzeyinin 450mg/100ml’i aştığı durumda medüller paralizi ve ölüm kaçınılmaz kabul edilir. Bununla beraber, 780mg/100ml kan alkol düzeyi ölçüldüğü halde ölmeyen hasta hasta rapor edilmiştir. Bu durum alkolün kişiye bağlı olarak farklı düzeydeki tolerans gelişmesi, metabolizma hızı ve genetik yatkınlıkla ilişkili olarak açıklanabilir.

  Alkol komasının tedavisinde tedavisinde, akut barbitürat zehirlenmesinin tedavisinde uygulanan yöntemlere başvurulur. Akut alkol zehirlenmesinin tedavisinde üzerinde önemle durulması gereken iki önlem, solunum depresyonunun önlenmesi ve düzeltilmesi ile kusmuğun aspirasyonunun önlenmesidir. Solunum depresyonu ileri derecede değilse kafein, aminofenazol, doksapram ve pentilentetrazol gibi analeptik ilaçların enjeksiyonu solunum depresyonu ve bilinç bulanıklığını ortadan kaldırabilir. Ancak solunum depresyonu ağır derecede ve hasta koma da ise bu ilaçların tedavi değeri yoktur. Bu durumda respiratörle mekanik solunum yaptırılır.

  Hipereksitasyon ve konfüzyon içindeki ajite sarhoşları sakinleştirmek içinklorpromazin ve ufak dozda diazepam veya paraldedehit enjeksiyonu yapılabilir.

  Akutı alkol intoksikasyonunda (çocuklarda daha çok olmak üzere) hipoglisemi sık görülür. Hipoglisemi nedeni, esas olarak hepatik glukoneojenezin alkol tarafından inhibisyonudur. Hipogliseminin düzeltilmesi için intravenöz yoldan hipertonik glukoz solüsyonu verilmesi gerekir. Ketoasidoz, dehidratasyon ve elektrolit denge bozukluğu (kusmaya bağlı hipokalemi gibi) uygun bir elektrolit solüsyonu intravenöz yoldan infüzyonla uygulanarak düzeltilir.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77