ALZHEİMER HASTALIĞI NEDİR ?

Alzheimer hastalığı daha çok yaşlı bireyleri etkileyen, mekanizması ve sebebi tam olarak açıklanamayan, beta amiloid plaklar ve nörofibriler yumakların birikmesi sonucu beyinde oluşan nörodejeneratif bir hastalıktır. Bu proteini yapan genetik yapı bozulunca ve bu protein enzimlerle etkilenip hücre içinde birikmeye başlayınca Alzheimer hastalığı başlıyor. Bu protein aşırı miktarda yapılmaya başlanıyor.

Bugün bilinmeyen soru, bu bölgede neden  bu protein aşırı üretiliyor?

Neden genetik yapısı bozuluyor.

Onun cevabını bilmiyoruz.

Aynı zamanda hücrenin  iskeletini yapan başka proteinler var. O proteinlerde bozulmaya başlıyor.

Hücrenin iskeleti bozulunca ne oluyor? Hücrenin yapısı bozuluyor ve yumaklar oluşuyor.

Alzheimer beyin hücrelerinin ölümüyle oluşan bir beyin hastalığıdır. Bunama (demans) hastalıkları arasında en sık görülen Alzheimer hastalığıdır.

Alzheimer hastalığı günümüzde demansın en sık sebebi olarak kabul edilmektedir.

Hafıza bozukluğu, Alzheimer hastanın en sık ve sıklıkla da en erken bulgusu olmakla beraber hastalar, önce yakın belleklerini kaybeder, uzak bellekleri ise daha önce zihinlerine kazınmış anıları işe hemen kaybetmezler. Hasta yakınları o yüzden yanılırlar. Onun içindir ki (Bizim hastamız çocukluğunu, ilkokul arkadaşlarını, evlendiği zamanları, askerlik dönemini, askerlik arkadaşlarını hatırlıyor, siz niye Alzheimer diyorsunuz diye sorarlar). Ama aynı hasta bugünü ve dünü hatırlamıyor. Ancak günü, ayı, mekanı hatırlamıyor, dün akşam ya da bu sabah yediklerini hatırlamıyor.

Alzheimerli  hastaları ‘ evin içinde sürekli eşya ararlar, eşyaları sağlam bir yere koymak isterler, ama sonra eşyaları  o koydukları yerden bulamazlar. Bu eşya kayıplarının istenmeyen sonuçları da olur. Evdeki bireyleri, bakıcıları, gelinleri suçlarlar.Cüzdanını saklar, sonra nereye koyduğunu hatırlayamaz bakıcının çaldığını söyler. Yemek yer, yemek yediğini hatırlamaz, gelinine dönüp (Sen beni aç bırakıyorsun, yemek yememi istemiyorsun, yemeğimi önüme getirmiyorsun) diye söylenir.

Burada günlük yaşam aktivitelerini bozacak şekildeki unutkanlıklardan söz ediyorum.

Günlük yaşamımızda hepimiz bir şeylerimizi nereye koyduğumuzu unutuyoruz. Bu bir dikkat sorunudur. Dikkat etmeden bir yerlere bırakırız, sonra nereye bıraktığımızı hatırlamayız. Ama biraz düşününce kayıp eşyamızın yerini bulabiliriz. Oysa Alzheimer hastalarının sorunu bir bellek bir hafıza sorunudur, kaybettiklerini düşünseler de bulamaz.

Unutkanlık geniş bir kavramdır, Eğer stresiniz, anksiyeteniz, depresyonunuz varsa, kansızlık ya da guatr ile sorunuz varsa, unutkan olabilirsiniz, bunlar tedavi olunabilir unutkanlık lardır.

Ahlarındaki unutkanlık ilerleyici, doğrudan hafıza bozukluğundan kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Dikkat eksikliğine bağlı değildir.

AH’ına eşlik eden pek çok rahatsızlık vardır. (Hayal görmeler, saçma sapan şeyler söyleme, mallarımı aldınız, paramı çaldınız, burası evim değil, evime gitmek istiyorum, sen benim yakınım değilsin, beni delirtiyorsunuz, beni zehirliyorsunuz, verdiğiniz ilaçlar beni zehirliyor),Vs. depresyon yaşayabilir.

Hastalar yakınlarınca davranışlarında değişme, kendini toplumdan soyutlama, anksiyete ve irritabilite, günlük yaşam aktivitelerinde bozulma yakınmaları ile de sıklıkla hekime başvurabilirler.

Hafıza bozukluğu özellikle yakın dönemde olan olayları hatırlama güçlüğü şeklindedir. Davranışsal değişim ile başvuran hastalarda bu semptomların erken evre demansa göre ileri evrede daha sık olabileceği göz ardı edilmemeli ve böyle bir durumda hastalar diğer etyolojiler açısından da değerlendirilmelidir

Kelimeleri hatırlamada ve isimlendirmede güçlük Alzheimer hastanın sıklıkla erken bulgusu bazen ise hekime başvuru sebebidir. Zamanla kelimelerin anlamını hatırlamakta ve kelime bulmakta zorluk çeken hastalarda sözcük dağarcığı azalmış olarak izlenir. İleri aşamada ise dil bilgisi ve imla kurallarından uzak, konuşma içeriği kelimece ve anlamca fakir bir konuşma dikkat çeker. Hastaların anlama yetileri ileri aşamalarda bozulur.

Yüzleri tanıma işlevler Alzheimer hastalığın başlangıcında bozulur, hastalığın progresyonu ile giderek azalarak agnozi -lisan alanı dışında kalan sembolleri anlayamama, tanıyamam halleri- ve yüzleri tanımada zorluk.. Okuma zorlukları, renk ve şekilleri ayırmakta zorluklar, eşyaları ve yerlerini karıştırma şeklinde ortaya çıkabilir.

Alzheimer hastaların erken evrelerinde yürütme fonksiyonlarında bozulma da muhakkak değerlendirilmelidir. Hastaların erken evrelerde daha az motive, apatetik olduğu izlenir. Hastalık ilerledikçe kişilik değişiklikleri, dikkat bozuklukları, karar verme ve plan yapmada zorluklar ve görevleri tamamlamada zorluklar ortaya çıkar.
Alzheimer hastada içgörü de frontal lob patolojisine sekonder olarak bozulmuştur.

İleri evre hastalıkta apraksi (hareket yokluğu) ve dispraksi (beyin istemli olarak kas hareketlerini düzene sokmayı başaramamanın sonucu ortaya çıkan bir konuşma bozukluğudur) sıklıkla gözlemlenir. Hastaların öz bakımları azalmakla beraber, banyo, tırnak kesme gibi işlevler için yardıma ihtiyaç duyarlar.

ALZHEİMER HASTALIĞININ ETYOLOJİSİ VE TEDAVİSİ

Alzheimerli çoğu hasta incelendiğinde klinik tablonun farklılıklar gösterdiği izlenir. Gerçekten de hastaların davranışları, 21.kromozom dozu, kalıtım (örneğin, ailesel veya sporadik), hastalığın ilerleme hızı, başlangıç yaşı (örneğin, 65 yaşından önce veya sonra başlaması gibi) ve motor belirtilerin bulunup bulunmamasına göre hastalığın bazı alt tipleri vardır.

Hastalık 65 yaşından önce başlamışsa presenil tip, Hastalık 65 yaşından sonra başlamışsa senil tip Alzheimer hastalığından söz edilir.

* Alzheimer hastalığı nedenleri arasında bence en önemli faktör; kafa travmaları, özellikle tekrarlayıcı kafa travmaları beyinde kılcal düzeyde, yaygın noktacıklar halindeki kanamaların neden olduğundan, bunlar için birinci derecede Alzheimer hastası olma riski taşıdığını söyleyebiliriz. Öncelikle boksörler, futbolcular ya da kafalarına darbe gelen çeşitli branşlardaki sporcular şunu unutmamalı yaşamlarının ileriki safhalarında, Parkinson hastalığı yanında Alzheimer hastalığı içinde risk altındadırlar. Sadece sporcular değil çeşitli vesilelerle düşenler, kafaların darbe alan kişiler içinde bu varsayım teorik olarak geçerlidir.
-*-Klinik gözlemler kronik alkol kullanımı, kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı, damar risk faktörleri denilen hipertansiyon, kötü ve yanlış beslenme tarzı Alzheimer riski taşıdığı gösterilmiştir..

*Genetik etmenler önemli. Bu konu ile ilgili genler var. Bu genler 1. kromozomda, 19. kromozomda ve Down Sendromluların 21. kromozomunda bulunuyor. Eğer ailede bu genler varsa Alzheimer olma ihtimali yüksek. Alzheimer’da etkinliği gösterilen iki protein daha var. Eğer sizde Apolipoprotein E-4 geni pozitifse Alzheimer olma ihtimali yükseliyor. Buna karşılık Apolipoprotein E-2 denilen başka bir proteinin pozitif olması Alzheimer’dan koruyor.  Alzheimer’in genetik temeli var. Anne babanızda varsa riskiniz artıyor fakat yüzde yüz belirleyici değil.

* İmmünolojik etkenler: Multipl skleroz, serebrovasküler hastalıklar, Huntington hastalığı gibi çeşitli nörolojik hastalıklarda doğrudan beyin dokusuna karşı gelişen antikorlar Alzheimer’li hastalarda da belirlenmiştir. Bu veriler, Alzheimer hastalığının gelişiminde immunolojik etkenlerin de önemli olabileceğini düşündürmektedir.

* İnfeksiyon: Demansa neden olan Jakob-Creutzfeldt hastalığı, prion adı verilen infeksiyöz alanlarda bir insandan diğerine geçmektedir. Virüs infeksiyonuna bağlı demans tablosunun gelişmesi nedeniyle, Alzheimer hastalığının da bir yavaş virüs enfeksiyonu olup olamayacağı tartışmaları başlamıştır.

* Toksin teorisi: Bu teoriye göre beyinde alüminyum birikimi demansa neden olmaktadır. Bu teoriyi destekleyen en önemli kanıt kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalardan gelmektedir. Bu hastaların bir bölümünde yıllar içinde bir demans tablosu gelişmektedir. Buna ”diyaliz demansı” adı verilir. Bu tablonun oluşumunda diyaliz sıvısının fazla miktarda alüminyum içermesi sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bir dönem kullanılan alüminyum tava ve tencereler de hafızayı bozan unsurlardan.

*. Serbest radikal teorisi: Hücrede anabolik süreçlerin yanı sıra katabolik (yıkım) süreçler de oluşmaktadır. Katabolik süreçler sonuçu hidrojen peroksit gibi serbest radikaller meydana gelir. Serbest radikallerin sinir hücresinde birikimi, hücrenin işlevinin bozulmasına, hücrenin ölümüne ve yitimine yol açar. Sinir hücresi yitimi ve beyinde buna bağlı patolojik değişiklikler Alzheimer hastalığında önemli bulgular arasında olup hastalığın gelişimi bu şekilde açıklanmaya çalışılmaktadır.

* Özellikle depresyon bunama için çok önemli bir risk faktörü. Gösterilmiş ki, depresif duygu durumu beyni küçültüyor ve beyin sinir hücrelerinin birbiri ile temas etmesini bozuyor.

* Özellikle kontrolsüz şeker varsa bunama ve Alzheimer’ın ortaya çıkması dört sene daha erken oluyor ve daha şiddetli seyrediyor. Gençliği belirleyen cilt yaşı değil, damar yaşı. Beynin gençliğini belirleyen  de damar yaşıdır.

*Cinsiyet önemli mi? Bunama sıklığı 50 yaşına kadar kadın ve erkeklerde eşit düzeyde. Fakat 50 yaşından sonra kadınlarda hızlı bir artış görünüyor. Bunun sebebi menopoz ve östrojenin koruyucu etkisi. Çünkü beyindeki sinir hücrelerinin çevresinde de östrojen ve progesteron hormonları var. Menopozla birlikte eksilen bu hormonlar unutkanlığı artırıyor. Depresyonun da bir risk faktörü olduğu gösterildi. Menopozla birlikte depresyon oranlarının da artması kadınlarda Alzheimer’ı artırıyor.

*Son yıllardaki önemli bilgilerden biri de ağız sağlığı ile Alzheimer arasındaki ilişki. Çürük dişi, diş eti iltihabı, çok yoğun diş taşları olan kişiler Alzheimer ve bunama adayı. Üç-beş yıl önce ortaya çıkarıldığı üzere ağız içinde üreyen bir mikrop bilmediğimiz bir şekilde unutkanlığı artırıyor. Bu mikrobun temizlenmesi ağız içinin, ağız ve diş sağlığının iyileştirilmesi gerekiyor

Civa içerdikleri için risk faktörü olarak kabul ediliyor. Amalgam dolgu bağışıklığı etkilediği için zaten sağlıklı değil. Amalgam takıldıktan sonra sedef de dâhil olmak üzere cilt problemlerinin ortaya çıktığı çok vaka var. Amalgam ağır metal içeriyor. Yemek yerken ağızda parçalanıyor. Açığa çıkan civa bağırsaklardan emilerek böbrek ve karaciğere gidiyor.  Özellikle MS hastalarında imkanları varsa amalgamlarını çıkarmalarını istiyoruz.

Alzheimer hastalığının nöropatolojik belirteçleri, amiloid plaklar, serebral amiloid anjiopati, nörofibriller yumaklar, sinaps ve nöronal kayıp gibi lezyonlardır. Öte yandan nörofibriller yumaklar, nöron kaybı ve sinaptik kayıp ise kognitif bozukluk progresyonu ile paralellik göstermektedir.

Nörofibriler yumaklar ve senil plaklar Alzheimer hastalığının karakteristiği olsa da patognomik değildir. Nörofibriler yumaklar çok sayıda nörodejeneratif hastalıkta da tespit edilmiştir ve senil plaklar da yaşlanma ile ortaya çıkabilir. Bu nedenle bu lezyonların olması Alzheimer hastalığı tanısı için yeterli değildir.

ALZHEİMER HASTALIĞINDA TEDAVİ YAKLAŞIMLARI

Bugün Amiloid PET isimli tomografi benzeri bir cihaz ile bu maddelerden biri olan amiloid plakların birikimi kolayca gösterebilmektedir. Bu sayede unutkanlığı nedeniyle Alzheimer Hastalığı şüphesi olan ve aynı zamanda ailesinde Alzheimer Hastalığı olan bireylere Amiloid PET yapılmakta, amiloid plak izlenmemesi durumunda Alzheimer Hastalığı dışlanmaktadır.

Günlük yaşamsal aktivitelerinde azalma ve bilişsel yeteneklerinde bozulma ile karakterize, nöropsikiyatrik semptomların ve davranış değişikliklerinin eşlik ettiği nörodejeneratif bir hastalık olup demansın en sık görülen tipidir. Hastalarda yaygın ve ilerleyici lezyonlara bağlı hafıza kaybı ve beyin işlevlerinde azalma görülür. Nöron ve ve sinaps kaybı, nörofibril yumakları ve senil plaklardaki beta-amiloid birikimi özellikle ön beyinde bulunan kolinerjik sistemi, amigdala, hipokampus ve korteks alanlarını tutar.

Alzheimer hastaları aşamaları basit olarak üçe bölebiliriz. Hafif, Orta , Ağır,

Hafif dönemin en önemli özelliği, hastalık sinsi bir şekilde ilerler, ciddi unutkanlığı vardır.

Orta evrede kesinlikle gözetim  ve gözlemi gerekir, sokakta tek başına kaybolur, sokağa tek başına çıkamaz, para mefhumu kaybolmuştur, unutkanlıkları artık çok ciddidir, uzak yakınları tanıyamaz, durgun, sorunca konuşur, konuşması bozulmuştur, hayal görebilir, yürümesi bozulmuştur.

Ağır evrede, artık maalesef zihni yeteneklerinin büyük kısmını yitirmiştir. bir iki kelime ile az konuşan ya da konuşmayan, yedirilen, içirilen, yemeği önüne gelen, hareket ve yürüyüş yeteneği azalmış, idrar kaçırma ve kaka kaçırma olduğu için alt bezi gerektiren, yatağa bağlı olabilir. 7/24 izlenmesi ve bakımı gerekiyor.

Halen devam etmekte olan çok sayıda ilaç çalışması mevcuttur.

Günlük yaşamda pek çok kişide unutkanlık yaşanmakta, bu kişiler Alzheimer olmadan yaşamlarına devam etmektedirler. Toplumda genelde 60 yaş ve üzerinde Alzheimer görülme oranı yüzde 10 civarındadır. Bu oran 80 yaş ve üzerinde ise yüzde 50’lik bir görülme sıklığı ile karşımıza çıkmaktadır.

Alzheimer hastalığında uyku bozuklukları sık görülür. Belleğin sağlıklı çalışması için uyku önemlidir. Uyku alışkanlığı düzenlenmeli, hastalar gündüz uyanık tutulmalı, tedavideki ilk basamak uyku hijyeninin sağlanması olmalıdır.
Alzheimer belirtisi gösteren risk grubundaki kişilere yönelik uzman desteği gereklidir. Bu kişilerin psikolojik ve nörolojik muayeneleri, laboratuvar tetkikleri, nöropsikolojik testleri ile mevcut durumları tespit edilmeli, EEG, kortikal haritalama, MR ve PET taramaları önemli ve yapılmalıdır.

Alzheimer’dan korunmak için

Zihinsel ve fiziksel olarak aktif kalın, düzenli egzersiz yapın,Tansiyonunuzu ve şekerinizi normal düzeyde tutun, Sebze ve meyve tüketiminizi artırın. Akdeniz diyetini tercih edin,

Emniyet kemeri ve kask kullanarak kaza sonucu oluşabilecek kafa yaralanmalarına karşı korunun, Alkol kullanıyorsanız bırakmayı ya da sınırlandırmayı deneyin, sigarayı bırakın.

Kadınlar daha riskli, diyabet hastaları riskli, alkol kullanımı, kolesterol yüksekliği, damar risk faktörü denilen hipertansiyon, kötü ve yanlış beslenme tarzı Alzheimer için risk taşıdığı gösterilmiştir.

Gerçekten zayıflamak ve göbeksiz olmak oldukça önemli.

İyi eğitim koruyucu, her yaşta eğitime önem verip, zihnimizi sürekli aktif tutmamız çok önemli, Bulmaca çözmek, santranç oynamak, kitap okumak, sinemaya gitmek, günlük haberleri takip etmek, etrafta olan bitenle ilgili olmak, yabancı dil öğrenmek, öğrenemezsek bile çabası önemli, egzersiz, günde yarım saatlik yürüyüşün hastalık riskini azalttığını gösteriyor. Yalnız kalmamak, sosyal hayatın içinde olmak. Evde oturup hiçbir şey yapmayan yaşlıların riski çok daha yüksek.

En yaygın, en çok bilinen bunamanın ve yaşlılıkta en çok görüleni Alzheimer hastalığı, yaşlılıkta sıklığı artan bir hastalık. Alzheimer yaşlılığın doğal sonucu olan bir hastalık değil. Yaşlılıkta daha sık görüldüğü için, toplum bilincinde yanlış bir algı var. Genetik bozukluğa bağlı Alzheimer hastalığı erken yaşlarda ortaya başlayabilir. 65 yaşın altında Alzheimer hastası olmaz diye bir kural yok..

Tedavide ilaçları düzenli ve uzun süre kullanmak, ara vermemek ve hekimin önerdiği etkili dozlarında kullanmak önemlidir

-Bazı hastalarda belirgin düzelme

-Bazı hastalarda hastalığı yavaşlatma

-Bazı hastalarda ise kötüleşmeden aynı durumda kalmayı sağlayarak fayda sağlar.

Alzheimer hastalığı 24 saat bakım gerektiren zor meşakkatli  bir hastalıktır. Hastalık hakkında bilgi sahibi olmak, hangi durumda ne yapabileceğini bilmek ve yardım istemekten çekinmemek

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77