”Merhaba annem, nasılsın?””
”İyiyim oğlum, sen nasılsın?”
Annemi her ziyaret edişimde, böyle sözlerle konuşmaya başlardık.
Arkasında sohbet uzar giderdi. Zaman akıp gidiyor, ne yazık ki zamanı
durduramadık. Geride sadece anılar ve rengi solmuş fotoğraflar kaldı.

Hayatımı babamla birlikte mümkün kılan, hayatımdaki mucize, bana can
veren, bu güzel dünyada olmama ve yaşamıma kaynaklık eden, ama varlığı
ile aramızda olmayan, gülümsemesi başka, bakışı bambaşka olan annemi
sevgiyle hatırlıyorum.
Hayatımın en önemli insanı olan anneme teşekkür etmek için bundan
daha özel ve güzel gün evrende yoktur. Her gün ve özellikle her
anneler gününde annemi minnet ve sevgiyle kutluyorum.
Herkes bu günü farklı duygularla yaşar. Çünkü her kişi kendine
özgüdür. Dolayısıyla bu evrensel günde her insanın yaşadığı duygular
da diğerine benzemez.
Bu anneler gününde seni en sıcak duygularımla, en içten sevgimle anıyorum.
Sevdiklerimizi nasıl hatırlayacağımız bu özel günlerde, onları nasıl
onurlandıracağımız bizim elimizdedir.
Anneler günü gibi yıl dönümleri insanlar arasında genellikle
birlikteliği ve hatırlanmayı simgeleyen zamanlardır, Bu özel günler
yaşamda birbirimizle paylaştığımız mihenk taşları gibidir.
Bir gerçek var, o da herkesin annesi kendisi için özeldir ve kendisi
için kıymetlidir.
Annemin ölümünde yaşadığım o günün, kayıp ve ıstırabını anlatmam
mümkün değildir. Annemin kaybında ve kayba eşlik eden yaşadığım acı
herkesinkinden farklı ve sadece bana özeldi.
Geçen zaman ve yıllar içinde şunu öğrendim, annemin kaybı hiç
kimsenin değiştiremeyeceği fiziksel bir gerçekliktir. Evet, fiziksel
bir gerçeklite olsa da, yaşadığımız kaybı hangi gözle gördüğümüz
önemli bir fark yaratabilir.
Sevdiklerimizi kaybetme duygusu hepimizin tecrübe ettiği bir şeydir.
Kesin olan bir şey var ki, o da ölüm acısının neden olduğu boşluk ve
üzüntünün hiçbir şeyle kıyaslanamaz olduğudur.
Şartlar ne olursa olsun, ne olursak olalım, sevdiklerimizin kaybı
biz insanların hayat yolculuğunda karşılaştığı en zor deneyimlerdir
Bizim için özel olan bir insanı kaybettiğimizde, yaşama sevincimizde
kaybolur ve hayatımızda kutlanmaya değer hiçbir şey kalmamış gibi
gelir. Dolayısıyla, özel günler, kaybımızı daha derinden hissetmemize
neden olur. Kederimize keder, yalnızlığımıza yalnızlık katar. Birçok
insan kendini anılarının kurbanı gibi hisseder, ama aslında hiçte
böyle olması gerekmez. Sevdiklerimizi nasıl hatırlayacağımız, özel
günlerde onları nasıl onurlandıracağımız bizim elimizdedir
O zaman ölümün anlamını irdelemekte fayda var. Çünkü hayatın
anlamını keşfetmek için ölümün ne ifade ettiğini düşünmemiz ve
bilmemiz gerekir. Eğer hepimizin doğduğunu, büyüdüğünü, hayata, çoluk
çocuğa karıştığını, yaşlandığını ve günü gelince öldüğünü idrak
edebilirsek, işte o zaman hayat gibi ölümünde bir anlamı olur.
Şunu unutmayın ki, sevdiğiniz kişi ölmüş olabilir, ama siz hala
yaşıyorsunuz. Sevdiğiniz kişinin fiziksel olarak var olmadığı bir
dünyayla, onlarsız, yeni ve beklenmedik bir durumla karşı
karşıyasınız..
Sevdiğimiz insanın kaybının ardında, genellikle bir sebep arayışına
gireriz. Bu istenmeyen durumu yanlış bir teşhise, hatalı bir davranışa
ya da ihmale bağlamak isteriz. Kabullenemediğimiz kayıptan sonra,
döktüğümüz her göz yaşı, onu ne kadar çok sevdiğimizin, değer
verdiğimizin elbette göstergesidir ve kimsenin bunu elimizde almaya
hakkı da yoktur.
Aklımızdan geçen düşünceler bizi teselli edebilir ama bazen bizi
acımızın içine hapsedip gereksiz ıstıraba da sebep olabilir.
Hissettiğimiz acıyı geride bırakmanın tek yolu, acının içinde geçip
gitmektir. Acı çekerken sevgiyi hissetmenin tek yolu, o acıyı yaşarken
kendimize nasıl davrandığımızı gözden kaçırmamaktır.
Düşüncelerimizin iç dünyamızı etkilemekte üstüne yoktur. Olumsuz
düşüncelerle duygularınızı şekillendirip üzülebilirsiniz.
Sevdiklerinizi her gün özler, kendinizi kötü hissedersiniz. Ama
olumsuz düşünceleri tekrar etmek sizi karanlığa sürükler ve bu
karanlık ne kaybettiğiniz sevdiklerinizin, ne de sizin işinize yarar.
Doğmak, günün birinde öleceğimize dair yazılı olmayan bir anlaşmaya
imza atmak demektir. Güneş varsa, gölgenin olması kaçınılmazdır.
Acınız başa çıkılması zor bir hal aldığında ya da kaybettiğiniz
kişiyle olan bağınıza tutunmaya çalıştığınızda, şunu deneyin:

”Hiçbir şeyin sizi rahatsız edemeyeceği sesiz bir yer bulup oturun.
Gözlerinizi kapayın ve soluk alış verişlerinize odaklanarak her
seferinde daha yavaş nefes alıp verin.
Kaybettiğiniz sevdiğinizin yüzünü zihninizde canlandırın. Birlikte
vakit geçirdiğiniz hayatlarınızın mutlu bir anını gözünüzün önüne
getirin.
Onun tüm varlığıyla içinizi doldurmasına izin verin. Gözlerindeki
parıltıyı, yüzündeki ışıltıyı görün. Hala varlığını sürdüren,
aranızdaki o bağı hissedin. Ve şimdi bu kişiye söylemeniz gereken her
şeyi söyleyin. Siz bunu kalbinizde hissediyorsanız, o da
hissedecektir. O kişi artık kendi bedeni içinde olmasa da, aranızdaki
bu bağın hiç kopmayacağını bilin.
O sessizliğin içinde onun size söylemek isteyebileceği şeyleri
duymaya çalışın. Sonra, aranızdaki bu kalıcı bağ için ona teşekkür
edin ve bunu kendi içinizde hissetmeyi deneyin. Kalpten kalbe akan o
hassas duygu dışında, sizi birbirinize bağlayan diğer tüm şeyleri
serbest bırakın.
Hazır olduğunuzda, yeniden soluk alıp verişlerinize odaklanın,
gözlerinizi açın ve kendi bedeninize geri dönün. Ayağa kalkıp
uzaklaşırken, o kişinin sizinle birlikte yürüdüğünü ve şu mutlak
gerçeği hiç unutmayın”
Sevgi asla ölmez.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77