Aşk insani bir duygudur, insanların olduğu her yerde, insana ait her hikayede aşk vardır.

Demek istediğim aşk sadece masalların, hikayelerin, romanların, sinemanın, filmlerin ya da şarkıların konusu değildir.
Artık aşkın nörobiyolojisi, kimyası ölçülebiliyor, beyin görüntülemesi yapılabiliyor. Sonuçta aşk duygusunu klinik ölçeklerle analiz edebiliyoruz.
Aşk insanın sevme kapasitesinin doruk noktası ve bağlanma enerjisidir.
Aşk insan yaşamının vazgeçilemez derecede bir yaşantısıdır.
Ve duygu katmanları içerisinde en uçta yaşananıdır.
Sevdiği kişi ile birlikte bulunma arzusu
Neden?
Çünkü aşk tek bir duygudan ya da histen ibaret değil. Gökkuşağı gibi duygular, renkler, duyguların çeşnisidir,öyle bir duygudur ki dalga dalga iç içe hissedersiniz ama elinizle tutamazsınız.
Beynin putamen adlı bölgesi, ödül ve de ceza sistemini yönetir. Beynin haz bölgesi burasıdır. Aşk anında bu bölge çok çalışır, çünkü uyarılmıştır. Bu bölgenin kimyasalı dopamindir. Kalp atışlarını hızlandıran, kan basıncını artıran bir hormondur dopamin.
Aşk anında beyinde endorfin hormonu da salgılanır. Endorfin morfin benzeri bir hormondur. Endorfin insana uçuş duygusu verir. İşte tam aşk hali budur. Kişinin bütün sorunları giderilmiş müthiş bir duygu hali. Kişilik sınırları kalkmış, evrenle bütünleşmiş gibi hisseder, Muhteşem bir duygu. Dünya onun için hep ilkbahardır.
Mutluluk, esenlik ve kişiye huzur veren kimyasal madde serotonindir. Adrenalin heyecanla, öfkeyle ilgilidir. Adrenalin oranı yükseldiği zaman kişinin damar direnci artar, tansiyonu yükselir. Vücudun bütün enerji depoları harekete geçer. Kolesterol, yağ asitleri ve kan şekeri yükselir.
Adrenalin arttığında insan hem zevk alır hem de bir tür savaş halindedir. Savaşmak ve kaçmak arasındaki denge adrenalin ve nöro-adrenalinle sağlanır.
Aşk halinde görünen o ki beynimiz bütün duygularla ilgili birer çeşni üretiyor ve bunu kana oluk oluk boca ediyor.
Aşkta her şey duygulanımla ilgilidir.
İnsanlar, bu kadın ya da erkek olabilir, biri diğerine aşık olduğu zaman; ona yani maşuka, hormonlarında etkisiyle görmek istediği bütün özellikleri atfeder. Hayatta ne görmek istiyorsa, ne duymak istiyorsa onda vardır. Aşık olduğu kişi artık onun ruh ikizidir.
Aşkı vazgeçilmez kılan önemli sebeplerden biri, çoğu insanın bilinç altında, başka bir deyişle derinde iç dünyasında sakladığı, iyi ve sevecen yanlarını ortaya çıkarması, sayısız sıkıntılar ya da sayısız sahtekarlıkların yaşandığı bir dünyada bulunmaz bir içtenliğe inanma ihtiyacı ya da emsalsiz bir içtenliği geçici olsa da duyumsamak duygusu olabilir.
Belki de bir ihtiyaç gibi algılama ihtiyacı olabilir.
Aşkta üç türlü sevgi vardır.
Birinci tür, çünkü sevgidir,
İkinci tür sevgi. eğer beni seversen seni severim,
Üçüncü tür sevgi ona rağmen, ne olduğuna bakmadan olan rağmen sevgi,

Aşk konusu açıldığında, genelde sorulan sorular;
-Aşk bittiğinde ne olacak?
-Aşkın ömrü ne kadardır?
-Aşk bittiğinde ilişki biter mi?
Bütün bu soruların arkasındaki asıl soru, aşk bittiğinde, ilişkinin biteceği anlamı var.
Yani aşk bitince ne olacak?
Her şey gibi aşkında bir ömrü var, bir gün aşkta biter.
Bittikten sonra ne olacağını bilmiyoruz.
Eğer aşk bittiğinde, aşkın yerine gelecek olan duygunun kendisi önemli. Aşk bittiğinde, aşkın yerine gelecek duygunun en az aşk kadar doyurucu olduğunu bilsek ne ala.
Genel olarak beklenen şey, aşkın bir şekilde sevgiye dönüşmesi. Hayatın bir gerçeği tabii ki her aşk sevgiye dönüşmüyor.
Eğer aşk sevgiye dönüşürse harika bir şey olur. Ve evet sevgi aşktan üstün bir heyecandır.
Aşk başınızı döndürür, sevgi ise dünyayı döndürür.
Aşk bir ihtiyaç, sevgi ise bir sanattır.
Aşk kocaman bir duygu, sevgi ise emek verilen, özenle büyütülerek geliştirilen bir duygu.
Aşk ‘seni seviyorum, sana ihtiyacım var’
Sevgi ise ‘ihtiyacım var, çünkü seni seviyorum’.
Aşk coşkulu bir duygu olarak yaşanırken, sevgi de farkındalık ve dingilik vardır.
İki insan aşık olduğunda, kalpler ateş üstündedir, ama eninde sonunda ateş küllenir. Oysa küllenen ateş, yakan ateşten daha cömerttir.
İnsan yaşadıkça ve de yaşlandıkça; görünümde, hareketlerde, davranışlarda ve düşüncede değişim kaçınılmazdır. İlişkilerde, aşkta ve sevgide önemli olan şey; kişi, yaşanacak bu değişim sürecinde geçen kişinin değişim ve değişik hallerini farkında olmak, kabullenmek, dinginlikle sevmek ve kabul etmektir.
Aşkla hayal etme arasındaki fark nedir?
Aşkla hayal etme arasındaki fark, farkı fark edinceye kadar geçen zamandır.
Aşkı bir nevi görme körlüğü olarak tanımlayabiliriz.
Evlilik ise bu görme körlüğünün tedavisidir.
Evlilerde hayat nasıl gelişir. Evliliğin başlangıcında romantik duygular daha baskındır. aşk iyi bir ilişkinin hem sebebi hem sonucu olmalıdır.
Evlilik iki insanın birlikte yaşama istemlerinin hem sosyal, hem de yasal anlamda kabul gören ve onaylanan biçimidir.
Evlilik ömürlük bir yolculuk amacıyla çıkılan yoldur.
Evlilikte iki insanın birbirini istemesi ve birlikte yaşamak istemeleri önemli.
Evlilik rutin içinde mutlu olma sanatıdır, ama herkes sanatçı değil,
Evlilikte hayallerinizle değil, kiminle evleneceğinizi bilmeniz gerekir.
Evlilik bir ve beraber olabilme arzusudur.
Evlilik ömürlük yolculuğunda, aynı arabanın bir sürücüsü yok, iki tane sürücünün olduğu ve iki sürücünün birlikte araba kullanmasıdır, Aynı anda iki kişinin gaza basması, yavaşlaması ya da frene basmalarıdır
Ne derece mümkün?
Evlilik öncesi eşler birbirlerine sürekli karşılıklı ödüller verirler.
Değişen çağ, değişen insanlar. Zaman geçince her şey değişiyor, hayatlar değişiyor, kişiler değişiyor
Günümüzde insanların artık evlilikte çok uzaklaştıkları bir dünyada yaşıyoruz.
Evlilik oranlarında giderek artan bir düşme var, ABD’de boşanma oranı %60’a yakın, Avrupa’da %50 civarında. Bazı terapistler evliliği iş ortaklığına benzetiyorlar, iş ortaklığı üzerinde örnek veriyorlar.
Evlilik öncesi olumlamalar, sürekli ödüller, ödüllere açık olunması, evlilikte de bu ödüllerin aynı şekilde istenmesi,
Her eş, evliliğe ellerinde birer sepetle gelir.
Beklentiler farklıysa bedeller de artıyor, Bedeller ödülleri geçerse iflas eder.
Bir müddet sonra da evli çiftlerde, evlilik yorgunluğu başlıyor. Kopmalar, yabancılaşma ve ölü sessizliği. Aynı evde iki insan birbirilerine dokunmadan, konuşmadan evde otel odalar oluşur.
Evlilerden birine cehennem olan ev, diğerine de cennet olmaz.
Baştaki aşkla sondaki aşkın tadı birbirinden farklıdır. Kişilik yapılarındaki farklılıklar, kadın erkek arasında oldukça belirgindir. Bu durum doğaldır ve genetik algoritmanın bir gereğidir. İki cinsin de karşı tarafın kendisinden farklı olması gerektiğini bilmesi ilişkinin sağlıklı olması için ilk adımdır.
Mükemmel evlilik diye bir şey yoktur. İnsanlar sadece katlanabilecekleri zorlukları seçebilirler.

Mutlu ve mutsuz evlilikler
Modern hayatın yıkıcılığı, bunca yalnızlık, hırpalanmışlık içerisinde insanlar evliliğe güvenli bir liman olarak sığınıyorlar. Gerçekten de insanın güvenlik ihtiyacı en temel ihtiyaçların başında gelir. Güvenlik duygusu insanı en temel duygusudur.
Güven vermeyen sevgi sonuçsuz bir sevgidir.
Güvenli bir ilişkide ilk kural yalan söylememektir. Yalanın olduğu yerde güven oluşmaz. Güvensizlik ikliminde en küçük adımlar bile sağlıksız duygusal çağrışımlar yapar.
Kişi kendine karşı da dürüst olmalıdır.
İyi bir evliliğin şartlarından biride, birbirlerine saygılı olmaktır. Birbirlerinin değerlerine, kutsalına saygılı olmaktır.
Şunu unutmayın hürmet eden hürmet görür, eşine karşı mütevazi olan yücelir.
İyi çizilmiş bir evlilik bir tarafta benleri korurken, öbür tarafta biz olabilme durumudur.
Mutlu evlilikle, mutsuz evlilikleri birbirinden ayıran şey nedir acaba?
Sorunların sayısı mı?
Partnerin kim olduğu mu?
Aslında mutlu evliliklerde ne oluyorsa, mutsuz evliliklerde de benzer şeyler oluyor.
Tüm evliliklerde sorunlar vardır.
Her zamanda sorunlar vardır ve sorunlar olacaktır.
Sorunların olmaması için, eşlerden birinin sağır ya da dilsiz olması gerekiyor. Mutlu evliliklerde ne oluyorsa, mutsuz evliliklerde de aynı şeyler oluyor.
Mutlu evlilikleri, mutsuz evliliklerden ayıran şey nedir biliyor musunuz?
Mutlu çiftler sorun çıktığı zaman, sorunu eşlerden birinden kaynaklanan bir sorun değil, eşler arası ilişkiden kaynaklanan bir sorun olarak algılayan, sorunu çözmek için bir araya gelen, birbirlerine yalan değil, sorunu yalan gören kişilerdir.
Mutlu evliliklerin içinde olmazsa olmazı kiminle evli olduğunuzu bilmektir. Hayal ettiğiniz kişiyle değil birlikte olduğunuz kişiyle mutlu olmayı öğrenebilmektir, iyi bir iletişim, en önemlisi birlikte problem çözme becerileri, eşlerin ortak değerler geliştirmeleri, daha da önemlisi benleri korurken biz olabilmektir.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77