Duygudurum bozuklukları, depresif bozukluklar, bipolar bozukluklar ve etyolojilerine göre adlandırılan iki bozukluk olarak, genel tıbbi bir duruma bağlı duygudurum bozukluğu ve madde kullanımının yol açtığı duygudurum bozukluğu biçiminde ayrılır. Depresif bozukluklar (yani major depresif bozukluk, distimik bozukluk ve başka türlü adlandırılamayan depresif bozukluk), daha önce geçirilmiş bir manik, mikst ya da hipomanik epizod olduğuna ilişkin…

Bugünkü  uygulamada depresyonun klinik tanısı DSM-TR ve ICD-10 ölçütleri dikkate alınarak konulmaktadır. Depresif duygudurum ve ilgi kaybı ya da zevk alınan etkinliklerden artık zevk alınamıyor olması, depresyonun anahtar semptomlarıdır. Hastalar kendilerini hüzünlü, kederli, umutsuz ya da değersiz hissetiklerini söyleyebilirler. Hasta için depresif duygudurunmun,  çok olağan kabul edilebilecek üzüntü duygusundan çok ayrı bir niteliği vardır. Haslar…

Major Depresif bozukluğun  başlıca özelliği; manik, mikst ya da hipomanik bir epizod geçirildiğine ilişkin bir öykü olmadan, bir ya da birden çok major depresif epizodun bulunmasıyla belirli bir klinik gidişin olmasıdır. Madde kullanımının yol açtığı duygudurum  bozukluğu ya da genel tıbbi bir duruma bağlı duygudurum bozukluğu epizodları major depresif bozukluk tanısı koydurmaz. Depresif duygudurum ve ilgi kaybı…

Major depresif bozuklukla ilişkili çalışmalar böyle bir bozukluğu olan erişkin toplumun oranıyla ilgili olarak çok geniş dağılım değerleri vermektedir. Major depresif bozukluğun, toplum örneklemlerinde, yaşam boyu gelişme olasılığı kadınlar için %10’la %25 arasında, erkekler için ise % 5’le % 12 arasında değişmektedir. Erişkinlerde major depresif bozukluğun toplum örneklemlerindeki nokta prevalansı kadınlar için % 5’le %…

Major depresif bozukluk herhangi bir yaşta başlayabilir, ortalama başlangıç yaşı 20’li yaşların ortalarıdır. Epidemiyelojik veriler bu bozukluğun başlangıç yaşının son yıllarda doğanlarda doğanlarda düşmekte olduğunu göstermektedir. Major depresif epizodun semptomları genellikle günler ya da haftalar içinde gelişir. Tam bir major depresif epizod başlamadan önce anksiyete semptomları ve hafif depresif semptomlardan oluşan  bir prodmal dönem haftalar…

Depresif bozuklukların etyolojisinde rol oynayan etkenler; Psikososyal etkenler ve  Biyolojik etkenler olarak ayrılabilir. Psikososyal etkenler Yaşam olayları, Anne ya da babanın 11 yaşından önce kaybı, daha sonra depresyon gelişebileceğinin öngörülmesini sağlayan en önemli yaşam olayıdır. Bir kişinin çocuğunu ya da eşini kaybetmesi ise depresyonun başlamasına neden olabilecek en önemli çevresel stres kaynağıdır. Psikanalitik kuram, Freud’a göre, yaşamın…

Genelde insanlar ciddi bir duruma gelmeden yardım almaktan kaçınıyor olabilirler. Tedavi için gerekli yardımı almadan tedavisiz depresyon iyileşir mi? Bilim insanlarına göre evet tıbbi yardım almadan da kendiliğinden de iyileşir, Ama 9 ay 1 yıl sürebilir.  Böyle bir zaman sürecinde sosyal ve psikolojik ilişkilerde bir çok zarar ortaya çıkabilir. Ya da kronikleşebilir daha ciddi ağır…

Şeker bağımlılığı ve şeker kullanımına bağlı sağlık sorunları ilgili problemler giderek büyüyor Şeker; şeker kamışı, şeker pancarından ya da mısır şurubundan, mısır nişastasının işlemden geçirilmesi ile elde edilir ve sonradan işlenerek beyaz hale getirilir. Şeker haline getirilinceye kadar çok sayıda işlemden geçiriliyor. Toplumlarda obezite oranı arttı, öbeziteye bağlı kronik hastalıklar daha sık görülür oldu. Şeker…

Cumhurbaşkanının yeniden kenevir ekimi ile ilgili açıklamasından sonra ortalık biraz karıştı. Gözler yeniden kenevire döndü. Kenevir ile ilgili toplumun her kesimden insanların ilgi ve tepkileri ortak toplumsal bir aklı ve tepkiyi gösteriyordu. Çünkü kenevir deyince zihnimizde uyuşturucu, marihuana, esrar gibi kavram çağrışımı aklımıza geliyor. Konuyu merak edip biraz araştırınca, zihinlerimize yerleşme kavramların altında devasa ticaret…

Karantinanın sona erdiği Haziran ayı başından beri  kontrollü sosyal hayatlarımız devam ediyor. Artık böyle sürekli değişik özellikli alışkın olmadığımız, eskisinden farklı bir dünyada, anlaşılan garip şekilde yaşayacağız. Muayeneye gelen insanlarda gözlemlediğim, insanlar ya vurdumduymazlığa savruluyor, ya “normalleşmenin” “n” sinin olmadığı aşırı bir uyarılmışlık halindeler. Çünkü insanlar önümüzdeki zamanlarda neler olabileceklerinin farkında değil, ya da şaşkın ve…

Gerçekçi olmamız gerekiyor. Dünyanın çok sayıda ekonomi olarak gelişmiş ülkesi gibi Türkiye’nin ekonomik durumu, salgına karşı alınan sert önlemleri uzun süre kaldıracak ekonomik durumda değil!. Kaçınılmaz olarak kapalı kalmaya devam edecek iş yerlerine ve çalışanlarına destek sağlayacak güçleri yok. Başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın bütün devletlerinde, pandemiye karşı şu anda uygulanan sistem, resmen açıklamasalar da…

”ABD’nin Minneapolis kendinde kentinde polis şiddeti yüzünde hayatını kaybeden George Floyd’un ölümünü protesto eden göstericilere polis gazla müdahale etti”, dünya televizyonları bir haftadan beri  haber programlarında  göz yaşartıcı bombanın etkisiyle kıvranırken, sıkılan biber gazıyla görmez hale gelen insanların içler acısı durumları gösterildi. Aynı haberleri dünyanın muhtelif yerlerindeki olaylarda da gördük;  ”Hükümet karşıtı kitlesel gösterilerin yaşandığı Hong…

Hepimiz bir salgın ve salgının getirdikleri ile birlikte yaşanan zorlu ve acımasız gidişin sonuçlarıyla; hastalık, ekonomik ve sosyal olaylara tanıklık ediyoruz. Uzun karantina günleri bize bazı konularda düşünmeye, bazı ahlak değerlerini yeniden değerlendirme imkanı veriyor. İlk olarak bu salgın süresi içinde, insanlığın yaşlı insanları gereksiz, işe yaramaz, üremeyen, üretemeyen, fazlalık gören sırtında atma vesilesine, bahanelerine…

”Rüzgârda sallanmayan hiç bir ağaç yoktur” -Hint Atasözü Hepimiz bir gerçek üstü zorlu ve acımasız tarihi döneme tanıklık ediyoruz. Bu dönemin özelliği tüm zamanlardan farklı olarak, dünya insanlarıyla ile senkronize olarak küresel bir sorunu birlikte yaşıyoruz. Salgın ile renk, dil, din, düşünce, ırk, sınıf ayırımı olmaksızın kısmi ortak insanlık paydalarımız ortaya çıktı. Sabah insanıyım oldum…

Savaşlar, ekonomik krizler, kıtlıklar, deprem gibi doğal afetler ve salgın hastalıklar insanların en zor zamanlarıdır. Onun içindir ki, böyle kriz dönemlerı gerek bireylerde gerekse toplumsal olarak çok önemli izler bırakır. Kriz dönemleri insanlarda sosyal kültürel, estetik, edebi, mimari, düşünce, sanatı ve yaşamlarını etkilemiştir. Sosyal, ekonomik toplumsal değişimlere neden olmuştur. Avrupa’ya gidenleriniz görmüşlerdir. Çoğu büyük şehirlerde…

Doğanın kendine özgü, insan aklının erişemediği, açıklayamadığı ve saklı kalan gizemleri vardır. Doğa araştırma ve soruşturma merakı tüm insanları etkilediğinden;  insanın fiziksel yapısı, bitkiler, hayvanlar ve böcekler hakkındaki bilgileri tüm toplumların tarihlerinde yer bulur. Bu kadar  ilginin büyük bir sebebi, insanların hayata hükmetme ve doğal kaynakları kullanma isteğinden gelmektedir. Soruların peşinde koşmak insanlara bilgi kazandırdı,…

Hayatlarımız her gün bir diğer günlerin devamı olarak başlar. Birbirini takip eden farklı günler, aylar, mevsimler, seneler şeklinde yaşam döngülerimizin zaman içinde sürüp gittiğini düşünürüz. Aslında durum hiç de böyle basit değildir, çünkü bir gün bir sonraki güne, bir bir başka aya, mevsimler birbirine benzemez. Özellikle seneler hiç birbirine benzemez. Yaşantılarımız zaman içinde değişen, gelişen, olgunlaşan…

Corona virüs küresel ölçekte yayılırken, hastalığa ve ölüme dair korkular, çok sayıda insanın psikolojisini meşgul etmeye başladı. Bu korkular, kaygı ve panik bozukluklara, uyku düzensizliklerine benzer psikolojik rahatsızlıklara yol açıyor. Korkular genelde kişinin kendini ciddiye ve kendisi dışındaki diğer insanların  iyiliğini ciddiye almamaya neden olabiliyor. Örneğin marketlere ihtiyacından fazla maddeleri istifleme, ihtiyacından fazla tuvalet kağıdı,…

Bir virüsün hayatlarımızda yaptığı değişiklikler inanılacak gibi değil. Şu anda dünyanın her yerinde yaşayan insanlarla eş zamanlı ortak bir durumla, ortak bir düşmanla karşı karşıyayız,  Dünyanın iki yüz ülkesindeki halklarıyla covid-19 salgını nedeniyle insan odaklı aynı anda aynı duyguyla hayatta var olma çabası içinde olmak muhteşem bir şey. Hayatlarımızın akışı değişirken, belirsiz birçok olguları iç içe…

İnsanlık şu anda küresel bir salgınla savaşıyor, dünya olağanüstü bir durumla karşı karşıya. Ülke olarak bir savaştayız..  Bu savaşın ön cephesinde hayatlarını hiçe sayarak savaşan sağlık ordusu mensupları var ve onlar takdiri fazlasıyla hak ediyorlar.  Evet, Devlet Başkanından sıradaki insanlara insanlara varıncaya kadar, herkes tarafından takdir edilmek, alkışlanmak, pencerelerde ışıklar yakıp söndürmek güzel ve  gururumuzu okşuyor, Değerli…

Alışık olduğumuz hayat bu gün çok ciddi bir tehdit altında. Corona virüs en başta herkesin hepimizin sağlığımızı endişelendiriyor. Unutmayın yaşamak hayatta kalmaktır. Şu an durum çok istikrarsız görünüyor. Dünya salgın sonrası nereye evrilecek bilmiyoruz? Neredeyse tüm devletleri bilimsel araştırmalara yani pandemiye yoğunlaştığı bu günlerden farklı olarak geleceğe nasıl bir projeksiyon yapabilirim ki? İlk aşama küresel…

Kısa sürede bütün dünyaya Çin’den yayılan Covit-19 virüsü salgını nedeniyle hiç birimizin bilemediği ve tahmin edemeyeceğimiz bir durumla karşı karşıya kaldık. Pandemi nedeniyle Türkiye’de bazı korunma tedbirleri alınmaya başlandı. Öncelikle 65 yaş üstü vatandaşlar ve kronik hastalığı olanlar için sokağa çıkma yasağı getirildi. Bazı belediyeler toplu taşıma indirim kartları iptal edilirken, bazı belediyelerde ise 65…

Elektronik iletişimin yaygınlaşması ile birlikte; dünyanın pek çok farklı yerlerindeki insanlar, televizyon programları yoluyla aynı haber ve olayları izlemektedirler. Bilgi akışı sağlanırken bu bilgi akışının toplumların zihinsel ve psikolojik yapılarına yön verecek şekilde birileri tarafından düzenlenen bir bilgi olduğunu ve dünyaya nasıl hızla servis edilmekte olduğunu çok kişi bilmemektedir. Verilen bilgi ve haberlerin bir şekilde…

İnsanlık tarihinden böylesine bütün dünyayı etkileyen epidemi ilk defa yaşanıyor. Gelişmelerde görüyoruz ki, covid-19’un hedef aldığı kitle; yaşlı insanlar, alkol, uyuşturucu madde bağımlıları, tütün bağımlıları, tansiyon sorunu olan hastalar, kanserli hastalar, felç hastalıkları, akciğer hastalıkları, şeker hastalığı, karaciğer hastalıkları, şişmanlık, böbrek yetmezliği olan benzeri hastalıkları olanları etkilemektedir.  Hastalığın yöneldiği, hedef olarak aldığı ve yıktığı organ…

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve binlerce kişinin ölümüne neden olan covid-19 salgını, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 196’nin üzerinde ülkeye yayılmış durumda. Son virüs salgını bize neyi gösterdi?  En büyük tehditin viral pandemiler olduğunu gösterdi -Yaşadıklarımızdan ders alacak mıyız? -Pek sanmıyorum. Neden diyeceksiniz? Günlerdir TV izliyorum, kimse bu pandeminin nedenini ve hastalığın nasıl oluştuğunu, bir…

Unutmayın en büyük gerçeklik hayatın kendisidir  Kendimizi zorunlu olarak tecrit etmenin ve irademiz ile bir sosyal izolasyon döneminden geçiyoruz. Bu uygulamanın gelecek hayatlarımız için gerekli ve önemli olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki yaşadığımız  ve isteğimiz dışındaki, bu izolasyon sürecinin getirdiği durumun kavramları kendine özgü bir anlam kazanmaktadır.  Yaşamakta olan bu belirsizlik dönemi, ve de gelecek…

Şimdilik iki haftalık bir süre ile, evimizden çıkmadan kendimize uygulayacağımız izolasyon ile virüs salgınını en az hasarla aşabiliriz.  İzolasyon; daha önce karşılaşmadığımız alıştığımız yaşam ve çalışma düzeninizi değiştiren zorunluluğu olan eve kapanmanın, covit-19’un salgınının getirdiği yoğun bir psikolojik baskının altındayız. Bilmemiz gereken çok şey var. Unutmayın, Hayatımız değerlidir Ama her şeyden önce sağ duyulu olmalıyız….

Dünyanın ve ülkemizin bir numaralı sorunun corona virüsü (covid 19) can almaya devam ediyor. Evet zor, çok zor zamanlardan geçtiğimiz bu günler artık hayatımızın gerçeği. Bu virüs çok kolay ve hızlı bir şekilde yayılıyor.  Virüse bağlı enfeksiyonların milyonlarca insanı yok edip, milletleri tarih sahnesinden silen, devletleri çökerten salgınları biliyoruz. Daha önce hiç yaşamadığımız sıkıntılı günlerden…

Son günlerde dünyanın ve ülkemizin bir numaralı sorunu corona virüs olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Evet yeryüzünün üstüne küresel bir corona virüs salgını çöktü.  Ulus devlet sınırlarını tanımayan, ırk, dil, din, deri rengi, ideoloji, zengin ve yoksul ayırt etmeyen küresel bir salgını yaşıyoruz. Tarihi bilgilerimizden biliyoruz ki, tarihin akışını değiştiren küresel salgınlar insan dünyasının yarınlarını değiştirebiliyor.  Bilinen…

Paranoid, Şizoid ve Şizotipal A Kümesindeki üç bozukluğun (paranoid, şizoid ve şizotipal), dramatik küme (B kümesi) ve anksiyöz küme (C kümesi) bozukluklarından, birkaç önemli farkı vardır. A kümesi bozukluğu olan hastalar, diğer insanlarla etkileşime girmeye daha az isteklidirler veya diğer kişilerde yakınlık kurmak, diğer kümelerdeki hastalara (çekingen tip dışında) göre daha fazla huzursuzluk vermektedir. A…

Paranoid kişilik bozukluğu, psikotik olmayan kişilerde görülebileceği gibi, şizofreni, bipolar I veya II (manik veya depresif semptotolojilerden hangisinin ön planda olduğu) gibi psikotik durumlara veya sanrılı bozuklukların alt tiplerinin bir kısmına da eşlik edebilir. Şüphecilik, belirgin güvensizlik  ve diğerlerinin anlamlandırmalarının ve niyetlerinin açıkça yanlış okunmasının ön planda olduğu klinik bir tablodur. Paranoid spektrumun psikotik ucuna…

Şizoid kişilik bozukluğu ve şizotipal kişilik bozukluğu, günümüzde ayrı kategoriler olarak kabul edilmektedir. 1980 yılında yayınlanan DSM III’ten önce, bu iki kategoride şekillenen kavramlar, ”şizoid” anormalikleri  başlığı altında birleştirilmişti. Şizoid anormalikleri kavramı, şizofreninin şiddeti azalmış manifestasyonları olarak anlaşılıyordu. Şizoid kişiliğin prototipik özelliği olan -mesafe koyma-, gerçek mesafe koyma (diğer insanlarla bağ kurma isteğinin hiç olmaması)…

İnsan beyni kompleks bir yapıya sahiptir. Ama, beynimiz aynı zamanda manipüle edilmeye edilmeye müsait bir organdır.  Eğer beyninizin kontrolü sizde olursa başka, kontrol başkasında olursa çok başka bir sahne ile karşılaşırsınız.  Örneğin, eski insanlar hastalandıklarında doğru olmasa da kendilerine göre farklı tedavi yöntemleri geliştirmişlerdi. Ve bunu uyguladıklarında iyileştiklerine inanırlardı.  Bir dönem stres bileziği diye satılan,…

Kişilik bozuklukları arasında en güvenilir tanı konulabilen durum antisosyal kişilik bozukluğudur, ancak tedavi çabalarının zor olduğu da bilinen bir gerçektir. Yine de, tedavi umudu tükenmemiştir ve bir çalışma psikiyatristlerin yaklaşık üçte ikisinin ”psikppatik bozukluğu” bazen tedavi edilebilir bir durum olarak düşündüklerini göstermiştir.. Antisosyal kişilik bozukluğu, 15 yaşından önce başlayan, yaygın bir antisosyal davranış ve insanların…

Narsistik kişilik bozukluğunun tanı ölçütleri;  Öncelikle yaygın bir üstünlük duygusu, beğenilme gereksinimi ve empati yapmama ile belirli bir bozukluktur. Kendisinin çok önemli olduğu  duygusunu taşır. (örneğin, başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi bekler). Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemeleri ile meşguldür. ”Özel” ve eşi bulunmaz biri…

Histriyonik kişilik bozukluğu, çok değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı bir duygusallık ve dikkati çekme isteği ile belirli bir bozukluktur. Hasta, sürekli çevresindekilerin yaptıklarını onaylamasını, kendisini övmesini, güzel bulmasını ve beğenmesini  ister. Tüm davranışları, övgü almak ve beğeni toplamaya yöneliktir. Bu nedenle histriyoniklerin jest, mimik ve konuşmaları canlı, dramatik ve abartılıdır (”teatralizm”). Hasta sanki bir tiyatro sahnesinde…

Çekingen kişilik bozukluğu, yaygın yetersizlik duyguları, sosyal inhibisyon ve eleştirilmeye karşı duyarlılıkla belirli bir bozukluktur.  DSM-IV tanı sisteminin çekingen kişilik tanı ölçütleri:  -Eleştirilecek, beğenilmeyecek ya da dışlanacak olma korkusu ile çok fazla kişiler arası ilişki gerektiren mesleki etkinliklerden kaçınır.  -Sevildiğinden emin olmadıkça insanlarla ilişkiye girmek istemez. -Mahcup düşeceği ya da alay konusu olacağı korkusu ile…

Çağlar boyunca insanoğlunun en önemli hedefi sağlığı bozan, ölüme neden olan hastalıklara çare bulmak olmuştur. Zaman zaman bitkilerden derman aranmış, hastalıkların tedavisinde hazırlanan karışımlar kullanılmıştır. En büyük amaç ise insanoğluna ölümsüzlüğü sağlayacak ilacı bulmak olmuştur. Günümüze kadar insanoğlunun bilinçaltında yatan bu büyük isteği tıp biliminin lokomotifi olarak görmek yanlış olmaz. Günümüzde tıp biliminde yaşanan en…

Belirli süre kalori almamak , kalori kısıtlanması halinde, ya da oruç halinde Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) adlı bu çok özel hormonun salgılandığını, BDNF hormonun nöronların canlı kalmasını, nöronların farklılaşmasını, nöronal gelişimi etkilediği, beyin hücrelerinin yaşlanmasını engellediği, Parkinson, Alzheimer, Epilepsi ve iskemi gibi durumlara bağlı hastalıkların önlenmesinde onarım nörogenezinde çok önemli fonksiyonu olduğu biliniyor. Dünyanın…

”Tarihi bilmeyen onu tekrar yaşamaya mahkumdur” Hindistan dünyanın en gelişmiş uygarlıklarından birinin beşiğidir. Büyük imparatorlukların ve uygarlıkların kurulması ve sona ermesi bu kıta da Avrupa’dan çok daha önce gerçekleşmiştir.  Hindistan, bir ülke olarak birlik ve bütünlük içinde olmaktan çok; değişik ırk, kültür ve dinlerin bir arada yaşamaya çalıştığı çok renkli bir görüntü içindedir.  Tarihi özellikleri…

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77