Evrimci beslenme uzmanlarına göre beynimizi şekillendiren daha fazla alabilmek için yememiz gerekenler;

 -Sebze ve meyve yiyin: Taş Devri atalarımızın en çok tükettikleri temel gıda maddesi meyveler ve sebzeler, özellikle çekirdeksiz meyveler ve diğerleriydi. Onların yedikleri sebze ve meyveler bizim yediklerimizden üç kat daha çeşitliydi.Yenen kabuklu meyveler ve baklagiller, meyve sebzeler, &65 günlük kalori ve bir günde 100gram lif sağlıyordu; yani bizim aldığımız ortalama kalori ve lifin on katı. O zamanlar alınan meyve ve sebzelerin, insanların bugün takviyelerle aldığı kadar çok vitamin, mineral ve oksit giderici sağladıkları tahmin ediliyor.

 -Bol miktarda deniz ürünü yiyin:Taş devri beslenme şekli ile modern beslenme şekli arasındaki en önemli fark, omega-6 yağı ile beynin kapasitesini artıran balık tipi omega-3 yağı arasındaki dengeyi kurabilmek. Paleolitik dönemde bu oran bir parça omega-6 yağına karşın bir parça omega-3 ( ya da en fazla dört omega 6 yağına karşı bir omega 3 yağı) şeklindeydi ve bu beynin aksamadan çalışmasını sağlıyordu. Bu gün, mısır yağları, margarinler, fırında pişirilmiş patatesler içindeki omega 6 miktarı, balık tipi omega 3 yağı miktarının on beş ya da yirmi katı. Bu, hücrelerin, özellikle beyin hücrelerinin hastalanmasına neden oluyor. Eğer omega-3  yağı yetersiz olursa ve omega-6 yağı çok yüksek olursa, beyin hücrelerinin çalışması aksar ya da bu hücreler çalışamaz hale gelirler. Dolayısıyla, beyni güçlendiren Taş Devri beslenme şeklini geri getirmenin tek yolu, yağlı balık, özellikle somon balığı, sardunya, uskumru ve ringa yemek ve ya da balık yağı kapsülleri almak ve omega-6’yı azaltmak,

 -Sadece az yağlı et yiyin: Taş Devri atalarımız kalorilerinin % 37’sini proteinlerden alıyorlardı..O zaman insanlar proteinin çoğunu, bitkilerden olduğu kadar yabani av hayvanları ve balıktan da alıyorlardı. Bugünün içindeki yağ oranı %25-30 olan büyük et kaynakları ile karşılaştırdığımızda, atalarımızın yedikleri av hayvanlarında %4,3 oranında yağ vardı.Daha da ötesi, yabani av hayvanları, beyin gelişimi için hayati olan önemli omega-3 yağlarının kaynaklarından bir tanesiydiler. Yabani av hayvanlarının yağları %2,5 EPA omega-3 yağı içeriyorlardı. Bugün evcilleştirilmiş sığır etinde omega 3 yağı hemen hemen hiç yok.

 Taş Devri etlerinden farklı olarak, bugünün modern kırmızı etleri tehlikeli doymuş yağlarla doludur. Atalarımız bu tür hayvan yağlarından sadece %6 oranında, yani bugün bizim aldığımızın yarısı kadar kalori alıyorlardı. Derisi çıkarılmış beyaz etli kümes hayvanları, yine Taş Devri insanları için düşük yağlı, yüksek proteinli besin kaynaklarıdır.

 -Kabuklu meyveler ve baklagiller: Maalesef, kabuklu meyveler içerdikleri yağlardan dolayı kötü bir üne sahiptirler; fakat kabuklu meyvelerin içerdikleri yağlar genlerimize uygundur, bundan dolayı da kabuklu meyveler ”orijinal” yiyeceklerdir. Atalarımız, yer fıstığı ve diğer baklagilleri olduğu kadar her çeşit kabuklu ağaç meyvesini de yiyorlardı. Kabuklu meyveler ve baklagiller ayrıca, Taş Devri beslenme şeklinde bol miktarda bulunan yüksek kalite sebze proteini de sağlıyorlar

 -Tahıllar: On bin yıllık tarım devriminin bir ürünü olan işlenmiş tahıla dayanan yiyecekler beynimiz için ”yeni”dirler. Bu ürDevri beslenme şeklinde hemen hemen hiç bulunmazlardı, tahılların genlerimizin şekillenmesinde hiçbir etkileri yoktu. Fakat bugün bu ürünler modern beslenme şeklinin önemli bir parçasını oluşturuyorlar. Bazı araştırmacılar, tahılların özellikle buğdayın, mafsal iltihabı, mide ve barsak iltihabının yanı sıra baş ağrıları ve depresyon başlangıcına neden olup, genetik bir düzensizliğe işaret ederek, birçok insanda gizli kalmış alerjik tepkimeler başlatabileceğini belirtiyorlar.

 -Süt ürünleri: Taş Devri atalarımız süt içmiyorlardı ya da süt ürünleri kullanmıyorlardı, çünkü evcilleştirilmiş hayvan beslemiyorlardı. Bu süt ürünleri, yüksek miktarda doymuş yağ ve vücutla uyumlu olmayan proteinler içerdikleri için vücudun dengesini bozabilirler. İnsanlar, memeden kesildikten sonra süt ürünleri kullanmaya devam eden tek memeli türü. Eğer Taş Devri beslenme şeklini yapacaksanız, süt, margarin, peynir ve diğer süt ürünlerinin kullanımını sınırlamak zorundasınız. Süt ürünleri bazı insanların genetik yapılarıyla uyumsuzdur, çünkü sütü sindirmek için gerekli olan enzimlerden yoksundurlar. Ayrıca, inek sütü yaygın bir allerji nedenidir.

 -Şeker: Uzak atalarımız, tatlandırıcı olarak bal ve meyveleri kullanırlardı. Bugün, bir yıllık şeker tüketim miktarımız yılda ortalama 250 kilo. Aslında Taş Devri atalarımızın aldıklarıyla aynı oranda karbonhidrat alıyoruz. Fakat, atalarımızın bütün karbonlar besin değeri yüksek meyvelerden ve sebzelerden geliyordu. Bugün aldığımız karbonhidratın ise sadece üçte biri sebze ve meyvelerden geliyor. Çoğunluğu ise ”kalorisi olmayan” şekerden geliyor. BU, doğal olmayan fazla şeker alımının genlerimizi ve beynimizi nasıl etkilediği bilinmiyor, fakat zararlı olması muhtemel. Elbette, kandaki insulin,glikoz ve trigliserid oranını artırıyor ve bu da felç ve beynin görevini gerektiği gibi yerine getirmemesi belirtilerinin görülmesine neden oluyor.

 -İşlenmiş yağlar: İşlenmiş sebze yağları ve katı yağ tüketimindeki hızlı ve büyük artış, beynimizin, alışkın oladığı yağ çeşitleriyle yüklenmesine neden oluyor. Taş Devri atalarımız sadece yiyeceklerin içinde bulunan doğal yağları yiyorlardı ve yağdan aldıkları kalori miktarı sadece %22 idi. Bugün bizim, bizim yağlardan aldığımız kalori miktarı ise %35. Hidrojenle birleşmiş ve trans yağlarrın aşrı tüketimi, hücrelerin dizgün çalışmasını engeller ve bu da beyne zararlıdır. Zeytin yağı beynin ihtiyaçlarına daha uygundur.

 -Potasyum ve sodyum: Taş Devri beslenme şeklini taklit etmenin en iyi yolu, sodyumdan daha çok potasyum yemektir. Taş Devri atalarımız, aslolarak meyve ve sebzelerden olmak üzere günde  7000 miligram potasyum alıyorlardı. Bunun karşılığında 600 mg sodyum alıyorlardı. Biz ise bugün günde 4000miligram potasyum ve sadece 2500 miligram potasyum alıyoruz. İnsan potasyumdan daha çok sodyum yiyen tek memeli canlıdır. Ve bu bize, yüksek kan basıncı ve felçten dolayı sakatlık ve ölüm olarak geri dönüyor.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77