”ABD’nin Minneapolis kendinde kentinde polis şiddeti yüzünde hayatını kaybeden George Floyd’un ölümünü protesto eden göstericilere polis gazla müdahale etti”, dünya televizyonları bir haftadan beri  haber programlarında  göz yaşartıcı bombanın etkisiyle kıvranırken, sıkılan biber gazıyla görmez hale gelen insanların içler acısı durumları gösterildi.

Aynı haberleri dünyanın muhtelif yerlerindeki olaylarda da gördük;

 ”Hükümet karşıtı kitlesel gösterilerin yaşandığı Hong Kong’da  Polis protestocu kalabalığa göz yaşartıcı gazla müdahale etti”

”Fransa’nın başkenti Paris’te emeklilik reformu protestoları yer yer şiddete dönüşürken, polis göstericilere sis bombası ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti”.

 ”Gezi Parkı olaylarına polis göz yaşartıcı gazla müdahale etti” gibi dünyanın birçok yerinde, toplumsal olaylarda bütün dünyada güvenlik güçleri son yıllarda yoğun bir şekilde göz yaşartıcı gaz veya gösteri kontrol ajanlar adı altında çeşitli gazlar kullanılmaktadır. İster gösterici olun, ister oradan tesadüfen geçen bir vatandaş olun, kullanımı yasaklanmadığı sürece belli ki insanlar daha bol bol biber gazına maruz kalacak..  

Biber Gazı (Klorobenzalmalononitril) kapsaisin denilen bileşiklerden elde edilen bir gaz türüdür. 

Bibere acı tadını veren budur ve bilinen en acı maddelerdendir. 

Kapsaisin her ne kadar ilaç olarak kullanılsa da biber gazı halinde öldürücü bir silaha dönüşebilmektedir.

İsminde biber olduğu için ”Yediğimiz besinden kullanılan bir madde ne kadar zararlı olabilir” diye düşünülebilir siniz.

 Ama öyle hiçte bildiğiniz gibi değil.

Çünkü sadece biberden elde edilen sadece kapsaisin denilen madde değil. Değişen miktarlara göre alkol, organik çözücüler, parçacıkları taşıyan ne olduğu belli olmayan özel sıvı maddeler, nitrojen, karbondioksit ve hidrokarbonlar dan oluşan bir zehir karışımıdır

Hâlbuki biber gazına maruz kalanlarda kısa ve uzun vade de ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir.  

Gaz bombası’ ya da ‘göz yaşartıcı bomba’ olarak bilinen ‘gösteri kontrol ajanları’nın 15’in üzerinde türü var. Hepsi deri, göz ve solunum yollarında ciddi düzeyde tahriş ve tahribat yaratıyor.  

Biber gazında en çok etkilenen organların başında gözler geliyor. Gözlerde tahriş, yanma, batma, gözyaşında artma, ağrı, kimyasal nedenli göz kapağı iltihabı, gözde kızarma ve göz kapaklarının istemsiz kasılmasına neden oluyor.
Kornea sorunlarına yol açıyor. Uzun süre göz kuruluğu şikâyeti devam edebiliyor.
Bazı çalışmalar biber gazının gözün çeşitli bölgelerinde hasarlar oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Etkiler saniyeler içinde başlayıp bir saate kadar sürebilir. Deriden emilip sinir uçlarında biriktiğinden kişinin maddenin etkisinden kurtulması saatler alabilir. Uzmanlar altta yatan kornea hastalığı varsa ya da tekrar eden hücumlara maruz kalınırsa iyileşmenin o kadar kolay olmayabileceğini belirtiyor. Tıp literatüründe polisin sıktığı gazdaki biberin ve onun dışındaki kimyasal maddelerin korneada kolay iyileşmeyen derin yaralar açtığının örnekleri var.

Ciltte yanma, tahriş, kızarıklığa neden oluyor. Biber gazından hemen her zaman etkilenen organımız derimizdir. Karıncalanmayla başlayan giderek artan şiddetli bir yanma hissiyle ve kızarıklıkla seyreden gaz etkisi bazen deride yaralara da yol açar. Tekrar maruz kalındığında deri daha ciddi biçimde etkilenebilir, yanıklar ve yangı sonucu renk değişiklikleri oluşabilir.

Mukoza dediğimiz ağız ve burnun içini döşeyen hücreler biber gazına karşı çok hassastır. Gaza maruz kalan kişilerde burun ve boğazda yanma, salgılarda aşırı artış, hapşırma nöbetleri bulantı, öğürme görülür. Bu ani değişiklikler biber gazının toksik etkisinden ve yol açtığı yoğun yangıdan kaynaklanır. Yangı vücuttaki tüm sistemleri etkiler. Çok yüksek miktarda gazla temas edilmesi halinde deride yanıklar olabiliyor.

 Göz yaşartıcı gazlar ve biber gazları solunum yollarında ciddi sorunlara yol açabiliyor. Burun ve boğazda yanma, burun akıntısı, aşırı tükürük salgısı, göğüste sıkışıklık hissi, öksürük başlıca etkileri; biber gazı solunacak olursa dudaklardan başlayarak akciğerlerin en uç noktalarına kadar solunum sisteminin her santimini tahriş eder. Biber üretiminde kapalı ortamlarda çalışan işçilerde öksürük ve astım benzeri şikâyetlerin olduğu biliyoruz. Böyle bir ortama göre biber gazındaki kapsaisinin miktarının çok daha fazla olduğu düşünülürse, ciddi solunum sistemi sorunlarının çıkmasına şaşmamak gerekir.

Solunum yollarını daraltıyor. Özellikle astım hastalarında solunum yetmezliğine neden olabiliyor.

Gazın solunması, soluk alamama, kalp atışlarının yavaşlaması, ana atardamarda kan basıncının bozulması ve basıncın iniş çıkışlarına neden olması, solunum yollarının daralması, solunum hızının aşırı artması, tansiyonun düşmesi gibi etkilere yol açabiliyor.
Biber gazıyla yüksek miktarlarda temas kalp ritmini bozabiliyor.
Hayvan deneylerinde uzun temas sonrası akciğer hasarı nedenli ölümler saptandı.

Halen iki çeşit gaz kullanıyor. Biber gazı olarak bildiğimiz CS gazı gözleri yakıyor ve soluk almayı zorlaştırıyor. CR gazıysa ciltte yoğun yanma ve kaşıntı hissi meydana getiriyor. Kıyafetinize de bulaşarak ve cildinizi yakmaya devam ediyor. Bu nedenle yanınızda yedek kıyafet bulundurmanız ve gaza maruz kaldıysanız üstünüzü değiştirmeniz gerekiyor.
Biber gazının çarpıntı ve yüksek tansiyon yaptığı bu yolla kalbe ek yük bindirdiği biliniyor. 
Kalp damar sistemini ve akciğerleri kısa süre içinde ve şiddetle etkileyen gazın kalp krizinin tetiğini çekmiş olması muhtemel. Gazın etkisiyle solunum durmasıyla beraber kısa süreli kalp durmaları olduğu da biliniyor. Bazı ani ölümler çok yavaşlayan kalbin toparlanamamasına bağlanıyor.

Bu anlattıklarımız biber gazının kısa vadeli etkileridir. 

Ya uzun vadedeki etkileri?

Elimizde biber gazının tehlikeli olmadığını gösteren güvenilir bilimsel çalışmalar yok. Bu konuda yapılmış en geniş derlemeyi 1999’da ABD’nin Kuzey Karolina ve Duke Üniversitelerindeki bilim insanları yayınladı. Bu makaleyi ve atıfta bulunduğu kaynakları inceledikten sonra varılabilecek bir tek sonuç var, polisin kullandığı biber gazına maruz kalanlarda çok ciddi sağlık sonuçlarının ortaya çıkması pekâlâ mümkün.

Biber gazının ölüme yol açabileceğini düşündürten olgular var. Uzun süreler ve tekrar eden biçimde gaz sıkılanlarda ciddi sorunlarının görülme riski daha yüksek. Özellikle solunum ve kalp damar hastalığı olanlarda, biber gazının sağlık dengesinin bozulmasının tetiğini çektiği biliniyor.
Sorun aslında sadece biberdeki kapsaisinle sınırlı değil. 

Sıkılan gazda üreticisine göre değişen miktarlarda alkol, organik çözücüler, parçacıkları taşıyan özel sıvı maddeler, nitrojen, karbondioksit, hidrokarbonlar var. Bu maddelerin yüksek dozda ciğerlere veya sindirim sistemine girmesi sinir sisteminde, kalpte, damarlarda ve akciğerlerde ciddi  sağlık sorunlarına, gözlerde ve solunum organları başta olmak üzere kansere yol açabilme riski yüksek.  

Sonuç olarak; ”Öldürücü değil, kalıcı olumsuz etkisi yok” dense de, bu söylem doğru değil. Biber gazının güvenli olduğunu gösterir geniş kapsamlı sistematik bir tek bilimsel araştırma bile yok. Ama bu gazın masum bir kitle kontrol aracı olmadığını düşündürten epeyce veri var.  Sıkılan gazlardaki değişen miktarlarda alkol, organik çözücüler, parçacıkları taşıyan özel sıvı maddeler, nitrojen, karbondioksit, hidrokarbonların insan sağlığı üzerindeki uzun vadede ki etkileri bilinmiyor. Ne yazık ki öldürücü etkileri kimse tarafından sorgulamıyor.

 ABD’de piyasaya çıktığı 1980’lerden bu yana 100’den fazla kişinin biber gazı sıkıldıktan sonra hayatını kaybettiği, biliniyor. Ülkemizde her türlü gösteride genç yaşlı demeden yaygın olarak kullanılan bu silahın yaratacağı bir trajedi sonrasında sorumluların “Böyle etkileri olacağını bilemezdik” deme olanakları yok.

Acil Tedavi

Tedavi genellikle etkileri hafifletmek amacıyla yapılır. Hemen ortamdan uzaklaşılmalı, temiz havaya çıkılmalı ve giysiler çıkarılarak maruz kalan bölge ılık su ve sabunla bolca yıkanmalıdır.

CS`ye maruz kalındığında su ile temas deri bulgularını alevlendirir, bu nedenle hafif alkali bir solüsyon kullanılabilir (%6 sodyum bikarbonat, % 3 sodyum karbonat, % 1 benzalkoniumklorid).

Hastalar solunum sıkıntısı yönünden izlenmelidir. Solunum sıkıntısı yoğun olanlar hastaneye başvurmalı ya da sevk edilmelidir.

Biber gazına maruz kalındığında gözler hızla ve bol suyla ya da % 0.9`luk sodyum klorür (Serum Fizyolojik adıyla satılan ürünler) ile en az 15 dakika süreyle yıkanarak kimyasal madde gözden uzaklaştırılmalıdır. Gözlere etkisi bakımından, özellikle gözün kornea tabakasına etkilerini gidermek açısından bazı ilaçlar kullanılabilmektedir.

Maruz kalan gözde kontakt lens var ise hemen çıkarılmalıdır. İki defa temizlenen kontakt lensde bile biber gazı (OC) kalıntısı görülebildiği için, bu lenslerin tekrar kullanımı önlenmelidir.

Ağrı, şişlik, gözyaşı salgısında artış ve ışığa karşı hassasiyet uzun süreli devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır.

Ağrının giderilmesinde, alüminyum hidroksit, magnezyum hidroksit ve simetikon içeren süspansiyonların (anti-asit mide ilaçları vb) deriye uygulanmasının, suyla yıkamaya göre daha etkili olduğu saptanmıştır. Deri bitkisel yağla temizlenebilir. Deride tahriş olan bölgeye bitkisel yağ uygulaması ağrının giderilmesinde de yararlıdır.

Olası gaz saldırısında gözler, burun, ağız gaz maskesiyle korunmalıdır.

Biber gazına maruz kalınması durumunda en kısa zamanda ortamdan uzaklaşılmalıdır. Nefes ağızdan alınıp burundan verilmelidir.

Biber gazına (OC) maruz kalınan ortamdan uzaklaşıldığında bulgular yaklaşık 30 dakika sonra kaybolmaya başlarken, CN ve CS tipi gaz bombalarında semptomlar birkaç saat sürebilmektedir.

Write a comment:

You must be logged in to post a comment.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77