Bous (öküz) ve limos (açlık) sözcüklerinden türetilen bulimiya, bir öküzün yiyebileceği kadar büyük bir açlık ya da bbir öküz kadar yiyebilmek anlamında patolojik iştahı tanımlar. Bulimiya Nervoza aşırı yemek yeme nöbetleri ile karakterize bir yeme bozukluğudur.

Bu nöbetler tekrarlayıcı özellikte olup, hasta nöbet sırasında, yeme davranışları üzerindeki kontrolünü kaybeder ve yüksek kalorili, daha çok karbonhidrat ve yağ içeren, sindirimi kolay yiyecekleri çiğnemeden adeta yutar. Nöbet, hasta yorgun düşünceye veya aşırı yemekten dolayı bir rahatsızlık duyuncaya kadar devam eder.

Nöbet sonrasında hastada suçluluk duyguları, depresyon gibi rahatsız edici duygular ortaya çıkar. Genellikle hasta bu tarz yemekten dolayı utanç duyar ve bu davranışını gizlemeye çalışır. Nöbetler önceden planlanabileceği gibi, ani bir şekilde de ortaya çıkabilir. Bu nöbetlerle birlikte hastada kilo almayı önlemeye yönelik davranışlar söz konusudur
Aşırı yeme ve kusma tarihte olan davranışlardır ve asetizmden farklı olarak Mısır, Yunan, Roma ve Arap kültürlerinde bulimiyaya benzeyen hedonist davranışlara rastlanmaktadır.

Bulimiya nevoza tıkınırcasına yeme yeme atakları ve sıklıkla kusma ya da laksatif/diüretik kullanımı gibi kilo korumaya yönelik geliştirilen davranışlar ile seyreden bir hastalıktır. Aslında anoreksiya nervozadan farklı bir hastalık olup olmadığı halen tartışmalıdır ve ortak yönlerinin çok olması nedeniyle tıpkı duygu durum bozuklukları ekseninin zıt uçlarında yer alan manik ve depresif dönemler gibi kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

Bu görüşe göre anoreksiya ve bulimiya nervoza, yeme bozukluğu ekseninde zıt uçları oluşturan aynı hastalığın farklı fazlarıdır.
Anorektiklerden farklı olarak bulimikler, sıklıkla normal kiloda ya da kilolu olabilirler, ancak zayıf değildirler.

Yeme bozukluğu olan kişilerin ailelerinde yaşam boyu yeme bozukluğu görülme riski, yeme bozukluğu olmayanlarla karşılaştırıldığında yaklaşık 10 kat fazladır. Yine bu çalışmalarda anoreksiya ve bulmiya arasında çapraz geçiş olduğunun gösterilmesi, her iki bozukluk için ortak etiyolojik etkenler olduğunu düşündürmektedir.

İkiz çalışmaları da, aile çalışmalarından gelen bu kanıtları desteklemektedir. Bu çalışmalardan sonra genetik etyolojiyi bulgulardan sonra yeme bozukluklarında moleküler genetik çalışmaları hız kazanmıştır.

Bir çok araştırmacı aşırı yeme ve kusma nöbetlerinin çeşitli nörotransmitterlerle ilişkili olduğunu kabul etmektedir.
Bulimiya nervozalı hastalar Anoreksiya nervozada olduğu gibi yüksek başarı gösteren ve aynı zamanda toplumsal baskılara ince kalarak tepki veren bireylerdir. Depresif duygudurum gösteren kişiler olup ve ailelerinde depresyon yüksek oranda görülür.

Bulimiya nervoza hastalarının da Anoreksya nervozada olduğu gibi ergenlik dönemi beklentilerine ilişkin güçlükleri vardır. Ancak daha dışa dönük olup, kızgın ve dürtüsel kimselerdir. Alkol bağımlılığı, madde kötüye kullanımı ve emosyonel dengesizlik (intihar gibi) daha sık görülür.

Kontrolsüz yeme davranışı hasta için egoya yabancıdır, dolayısıyla tedavi için daha istekle yardım ararlar.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77