Biyolojik, emosyonel ve kültürel etkenlerin karmaşık etkileşimi sonucu ortaya çıkan yeme bozuklukları, hem ruhsal hemde bedensel boyutları olan olan bir hastalık grubudur. Yeme bozukluklarını; Anoreksiya nervoza, bulimia ve atipik yeme bozukluğu olarak üç farklı yeme bozukluğu olarak ayrılır. Anoreksiya Nervoza, Özellikle genç kadınlarda görülebilen, yemek yememek, çok az uyumak, buna rağmen çok aktif olmakla beliren psikolojik bozukluktur. Bu hastalık genellikle ergenlik döneminde, nadiren…

Bulimia nervoza veya kısaca bulimiya bir yeme bozukluğudur. Bulimik kişiler yemek yeme atakları sırasında normal insanlardan fazla yerler. Yineleyen tıkınırcasına  bir yemek yeme epizodudur. Bu yeme işlemini genellikle yalnız kaldıklarında çok hızlı bir şekilde gerçekleştirmeye çalışırlar. Aynı zaman diliminde ve benzer koşullarda çoğu insanın yiyebileceğinden hiç tartışmasız çok daha fazla miktarda olan yiyeceği belirli bir zaman diliminde (örn.herhangi bir…

Bir tıbbi veya ruhsal bozuklukla açıklanamayan, bireyin yediği besin miktarında beklenenden anormal derecede azalma veya aşırı yeme epizodlarının olduğu ve buna bireyin kendini değerlendirmede anormal derecede vücudun kilosunun veya biçiminin etkinin eşlik ettiği bozukluklardır. Psikiyatride başlıca yeme bozuklukları; anoreksiya nervoza, bulimia nervoza, başka türlü adlandırılamayan yeme bozukluğu. Bu kategorideki hastalar, anoreksiya nervoza ve bulimia nervozanın…

Besleyici değeri olmayan maddelerin düzenli ve aşırı miktarda yenmesi ile karakterize bir yeme bozukluğudur. Pika sendromu, halk arasında toprak yeme alışkanlığı olarak bilinen ve en sık çocuklarda görülen bir rahatsızlıktır. Pika terimi Latince’de ‘saksağan’ anlamına gelmekte olup saksağan gıda dışı ürünler ile benzer şekilde beslenmekle tanınan bir kuştur. Pika ilk olarak M.Ö. 400’de Hipokrat tarafından tanımlanmıştır. Pika çocukluk yaş grubu daha fazla…

Ruminasyon bozukluğu  Ruminasyon bozukluğu (Geri çıkarma bozukluğu) sıklıkla istem dışı veya alışkanlık olarak tanımlanan yineleyici tekrarlayan gıda regürjitasyonu ile karakterize bir yeme bozukluğudur. “Ruminasyon” kelimesi, “geviş getirmek” anlamına gelen Latince “ruminare” sözcüğünden türetilmiştir. Ruminasyon bozukluğu (Geri çıkarma bozukluğu) DSM IV’te Genellikle İlk kez Bebeklik, Çocukluk ya da Ergenlik Döneminde Tanısı konan bozukluklar kategorisinin altında yer almaktaydı….

Duygudurum bozuklukları, depresif bozukluklar, bipolar bozukluklar ve etyolojilerine göre adlandırılan iki bozukluk olarak, genel tıbbi bir duruma bağlı duygudurum bozukluğu ve madde kullanımının yol açtığı duygudurum bozukluğu biçiminde ayrılır. Depresif bozukluklar (yani major depresif bozukluk, distimik bozukluk ve başka türlü adlandırılamayan depresif bozukluk), daha önce geçirilmiş bir manik, mikst ya da hipomanik epizod olduğuna ilişkin…

Bugünkü  uygulamada depresyonun klinik tanısı DSM-TR ve ICD-10 ölçütleri dikkate alınarak konulmaktadır. Depresif duygudurum ve ilgi kaybı ya da zevk alınan etkinliklerden artık zevk alınamıyor olması, depresyonun anahtar semptomlarıdır. Hastalar kendilerini hüzünlü, kederli, umutsuz ya da değersiz hissetiklerini söyleyebilirler. Hasta için depresif duygudurunmun,  çok olağan kabul edilebilecek üzüntü duygusundan çok ayrı bir niteliği vardır. Haslar…

Major Depresif bozukluğun  başlıca özelliği; manik, mikst ya da hipomanik bir epizod geçirildiğine ilişkin bir öykü olmadan, bir ya da birden çok major depresif epizodun bulunmasıyla belirli bir klinik gidişin olmasıdır. Madde kullanımının yol açtığı duygudurum  bozukluğu ya da genel tıbbi bir duruma bağlı duygudurum bozukluğu epizodları major depresif bozukluk tanısı koydurmaz. Depresif duygudurum ve ilgi kaybı…

Major depresif bozuklukla ilişkili çalışmalar böyle bir bozukluğu olan erişkin toplumun oranıyla ilgili olarak çok geniş dağılım değerleri vermektedir. Major depresif bozukluğun, toplum örneklemlerinde, yaşam boyu gelişme olasılığı kadınlar için %10’la %25 arasında, erkekler için ise % 5’le % 12 arasında değişmektedir. Erişkinlerde major depresif bozukluğun toplum örneklemlerindeki nokta prevalansı kadınlar için % 5’le %…

Major depresif bozukluk herhangi bir yaşta başlayabilir, ortalama başlangıç yaşı 20’li yaşların ortalarıdır. Epidemiyelojik veriler bu bozukluğun başlangıç yaşının son yıllarda doğanlarda doğanlarda düşmekte olduğunu göstermektedir. Major depresif epizodun semptomları genellikle günler ya da haftalar içinde gelişir. Tam bir major depresif epizod başlamadan önce anksiyete semptomları ve hafif depresif semptomlardan oluşan  bir prodmal dönem haftalar…

Depresif bozuklukların etyolojisinde rol oynayan etkenler; Psikososyal etkenler ve  Biyolojik etkenler olarak ayrılabilir. Psikososyal etkenler Yaşam olayları, Anne ya da babanın 11 yaşından önce kaybı, daha sonra depresyon gelişebileceğinin öngörülmesini sağlayan en önemli yaşam olayıdır. Bir kişinin çocuğunu ya da eşini kaybetmesi ise depresyonun başlamasına neden olabilecek en önemli çevresel stres kaynağıdır. Psikanalitik kuram, Freud’a göre, yaşamın…

Genelde insanlar ciddi bir duruma gelmeden yardım almaktan kaçınıyor olabilirler. Tedavi için gerekli yardımı almadan tedavisiz depresyon iyileşir mi? Bilim insanlarına göre evet tıbbi yardım almadan da kendiliğinden de iyileşir, Ama 9 ay 1 yıl sürebilir.  Böyle bir zaman sürecinde sosyal ve psikolojik ilişkilerde bir çok zarar ortaya çıkabilir. Ya da kronikleşebilir daha ciddi ağır…

Paranoid, Şizoid ve Şizotipal A Kümesindeki üç bozukluğun (paranoid, şizoid ve şizotipal), dramatik küme (B kümesi) ve anksiyöz küme (C kümesi) bozukluklarından, birkaç önemli farkı vardır. A kümesi bozukluğu olan hastalar, diğer insanlarla etkileşime girmeye daha az isteklidirler veya diğer kişilerde yakınlık kurmak, diğer kümelerdeki hastalara (çekingen tip dışında) göre daha fazla huzursuzluk vermektedir. A…

Paranoid kişilik bozukluğu, psikotik olmayan kişilerde görülebileceği gibi, şizofreni, bipolar I veya II (manik veya depresif semptotolojilerden hangisinin ön planda olduğu) gibi psikotik durumlara veya sanrılı bozuklukların alt tiplerinin bir kısmına da eşlik edebilir. Şüphecilik, belirgin güvensizlik  ve diğerlerinin anlamlandırmalarının ve niyetlerinin açıkça yanlış okunmasının ön planda olduğu klinik bir tablodur. Paranoid spektrumun psikotik ucuna…

Şizoid kişilik bozukluğu ve şizotipal kişilik bozukluğu, günümüzde ayrı kategoriler olarak kabul edilmektedir. 1980 yılında yayınlanan DSM III’ten önce, bu iki kategoride şekillenen kavramlar, ”şizoid” anormalikleri  başlığı altında birleştirilmişti. Şizoid anormalikleri kavramı, şizofreninin şiddeti azalmış manifestasyonları olarak anlaşılıyordu. Şizoid kişiliğin prototipik özelliği olan -mesafe koyma-, gerçek mesafe koyma (diğer insanlarla bağ kurma isteğinin hiç olmaması)…

İnsan beyni kompleks bir yapıya sahiptir. Ama, beynimiz aynı zamanda manipüle edilmeye edilmeye müsait bir organdır.  Eğer beyninizin kontrolü sizde olursa başka, kontrol başkasında olursa çok başka bir sahne ile karşılaşırsınız.  Örneğin, eski insanlar hastalandıklarında doğru olmasa da kendilerine göre farklı tedavi yöntemleri geliştirmişlerdi. Ve bunu uyguladıklarında iyileştiklerine inanırlardı.  Bir dönem stres bileziği diye satılan,…

Kişilik bozuklukları arasında en güvenilir tanı konulabilen durum antisosyal kişilik bozukluğudur, ancak tedavi çabalarının zor olduğu da bilinen bir gerçektir. Yine de, tedavi umudu tükenmemiştir ve bir çalışma psikiyatristlerin yaklaşık üçte ikisinin ”psikppatik bozukluğu” bazen tedavi edilebilir bir durum olarak düşündüklerini göstermiştir.. Antisosyal kişilik bozukluğu, 15 yaşından önce başlayan, yaygın bir antisosyal davranış ve insanların…

Narsistik kişilik bozukluğunun tanı ölçütleri;  Öncelikle yaygın bir üstünlük duygusu, beğenilme gereksinimi ve empati yapmama ile belirli bir bozukluktur. Kendisinin çok önemli olduğu  duygusunu taşır. (örneğin, başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi bekler). Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemeleri ile meşguldür. ”Özel” ve eşi bulunmaz biri…

Histriyonik kişilik bozukluğu, çok değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı bir duygusallık ve dikkati çekme isteği ile belirli bir bozukluktur. Hasta, sürekli çevresindekilerin yaptıklarını onaylamasını, kendisini övmesini, güzel bulmasını ve beğenmesini  ister. Tüm davranışları, övgü almak ve beğeni toplamaya yöneliktir. Bu nedenle histriyoniklerin jest, mimik ve konuşmaları canlı, dramatik ve abartılıdır (”teatralizm”). Hasta sanki bir tiyatro sahnesinde…

Çekingen kişilik bozukluğu, yaygın yetersizlik duyguları, sosyal inhibisyon ve eleştirilmeye karşı duyarlılıkla belirli bir bozukluktur.  DSM-IV tanı sisteminin çekingen kişilik tanı ölçütleri:  -Eleştirilecek, beğenilmeyecek ya da dışlanacak olma korkusu ile çok fazla kişiler arası ilişki gerektiren mesleki etkinliklerden kaçınır.  -Sevildiğinden emin olmadıkça insanlarla ilişkiye girmek istemez. -Mahcup düşeceği ya da alay konusu olacağı korkusu ile…

Çağlar boyunca insanoğlunun en önemli hedefi sağlığı bozan, ölüme neden olan hastalıklara çare bulmak olmuştur. Zaman zaman bitkilerden derman aranmış, hastalıkların tedavisinde hazırlanan karışımlar kullanılmıştır. En büyük amaç ise insanoğluna ölümsüzlüğü sağlayacak ilacı bulmak olmuştur. Günümüze kadar insanoğlunun bilinçaltında yatan bu büyük isteği tıp biliminin lokomotifi olarak görmek yanlış olmaz. Günümüzde tıp biliminde yaşanan en…

Amaçlar 1. Psikiyatrik sendromların etyolojisinin genetik kompanentini belirlemek ve tanımlamaktır. – Böylelikle psikiyatrik bozuklukların ne ölçüde genetikten kaynaklandığını, – Her genetik katkı altında yatan DNA varyasyonunu, – Gen ya da genlerle ilgili biyopsikososyal anormalikleri – Genetik anormaliklerin yol açtığı işlevlerin süreçlerini belirlemek 2. Psikiyatrik sendromların etyolojisinin genetik olmayan bileşenini belirlemek ve tanımlamak, böylece birbirinden bağımsız veya…

ŞİZOFRENİ Aile Çalışmaları Öyle görülüyor ki ister geniş çaplı isterse dar anlamda tanımlansın şizofreni ailevi bir hastalıktır. Üstelik şizoaffektif bozukluk, paranoid kişilik bozukluğu, atipik psikoz ve şizotipal kişilik bozukluğu da aynı zamanda şizofreni olan probandların akrabalarında vardır. Bu da bize fenotipik spektrumun muhtemel sınırlarını göstermektedir (Kendler ve ark.1985). Daha fazla yapılan ek araştırmalar da bu sınırı…

Sigara ya da tütün kullanım bozukluğu dünyada hastalık ve erken ölümlerin önde gelen nedenlerinden biridir.Sigara içenlerin sigarayı bırakmalarına yardımcı olmak için çeşitli yaklaşımlara rağmen hastaların yaklaşık %80’i bırakma girişiminden sonraki 3 ay içinde nüks edecektir. Transkraniyal doğru akım stimülasyonu (tDCS), beyin aktivitesini ve bağlantısını güvenli bir şekilde modüle edebilen invazif olmayan bir beyin stimülasyon  tekniğidir….

Merkezi sinir sisteminde noradrenalin, dopamin ve serotonin gibi katekolaminlerin sinaptik etkinliğini artıran kokain, amfetamin ve khat gibi maddeler yer almaktadır.  Psikomotor stimülan özellikli bağımlılık yapıcı bu maddeler; 1-Amfetamin ve amfetamin türevleri, 2-Kokain ve khat.  3-Efedrin dışındaki amfetaminler sentetik ürünlerdir.  Kokain ve khat doğal kaynaklardan elde edilir. Amfetaminin çeşitli kimyasal izomerleri sentezlenebilir. Amfetamin türevleri içinde iyi…

Kırsal alanda yaşayanlar bilirler, Oralarda bir yerden başka bir yere gitmek için; otlarla, çalılarla kaplı yerlerden insanlar kendilerine bir yol arar. Çalılardan, ormandan, otlardan, taş ve çakılları sağa sola atarak kısa bir geçişle geçerler, Sonra aynı yerden birileri, daha sonra birileri geçer. Yüzlerce binlerce gelip gitmeden sonra orası artık patika bir yol olmuştur. Zamanla bu…

Tik istem dışı, hızlı, aralıklı, ritmik olmayan, tekrarlayıcı şekilde bir grup kasın kasılmasıdır. Tik Bozuklukları geniş yelpaze oluşturmaktadır. Bu bozukluğu taşıyan bireylerde;  dezinhibe konuşma, davranış, distraktibilite, dürtüsellik, motor hiperaktivite, huzursuzluk ve obsesif-kompulsif belirtilerini içeren davranışsal sorunlar nedeniyle hastaların yaşadığı rahatsızlığı daha da artırmaktadır.   Tik bozuklukları dört bozukluğu içermektedir.    -Tourette Bozukluğu,    -Kronik Motor…

Davranım Bozukluğunun temel özellikleri başkalarının temel haklarına saldırıldığı ya da yaşa uygun başlıca toplumsal değerlerin ya da kuralların hiçe sayıldığı yineleyici bir biçimde ve sürekli olarak görülen bir davranış örüntüsüdür. Bu davranışlar dört ana gruba ayrılabilir. Saldırgan davranış, burada diğer insanlara ve hayvanlara fiziksel zarar verilir ya da fiziksel zarar tehdidi vardır. Saldırgan olmayan davranış…

Tanısal Özellikler, Otistik Bozukluğun temel özellikler, toplumsal etkileşim ve iletişimin önemli ölçüde bozuk ve anormal gelişimidir. ilgi ve etkinliklerin belirgin sınırlılığıdır. Bozukluğun görünümleri bireyin kronolojik yaşı ve gelişim düzeyine bağlı olarak büyük değişiklikler gösterir. Üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlaan davranışlara yol açan, beynin…

Eski Yunanlılardan ve Romalılardan bu yana, en azından 2000 yıldır zeka üzerinde konuşulmaktadır. Bu kadar uzun yıllardan beri üzerinde durulmasına, çok ilgi duyulan bir konu olmasına karşın zekayı tanımlamak oldukça güçtür. Zeka testlerini geliştiren ünlü Amerikalı Wechsler’e göre zeka, bireyin amaçlı bir biçimde hareket edebilme, mantıklı düşünebilme ve çevresine uyum yapabilme yetilerinin tümüne denir. Değişik…

  1960’lardan beri araştırmacılar, kalbimizin gücünü korumak ve arterlerimizi temiz tutmak için yapabileceklerimiz hakkında bizi bilgi bombardımanına tuttular. Koleterolümüzü düşürmek, arterlerimizin tıkanmasını önlemek, kalp atış ritmimizin düzenliğini sağlamak için  neler yememiz gerektiğini anlattılar.   Fakat ya beynimiz?   Beynimizin de yediklerimizden fazlasıyla etkilendiği bugün  bilim insanları tarafından artık çok net olarak biliniyor. Ancak beyin hücrelerimizin,…

Madde bağımlılığı, ilaç niteliğine sahip bir maddenin beyni etkilemesinden kaynaklanan, maddenin keyif verici etkilerini duyumsamak veya yokluğunda kaynaklanan huzursuzluktan sakınmak için, devamlı veya periyodik olarak madde alma arzusu ve bazı davranış bozukluklarıyla karakterize bir beyin hastalığı olarak tanımlanabilir. Madde bağımlılığı aynı şizofreni, depresyon, epilepsi, Parkinson veya Alzheimer hastalığı gibi beynin işlevsel bozukluğu çerçevesinde ele alınması…

  Gençlik (özellikle ergenlik dönemi)   Madde bağımlılığı ergen, genç ve genç erişkinlerde sıklıkla görülen bir hastalıktır.  Bağımlılık yapan maddelerle ilk temas ve ilk deneme yaşı değerlendirildiğinde ergenlik döneminin diğer yaşlara göre bir üstünlüğü olduğu görülür. Gerçekten de ergenlik dönemi ilk temas ve ilk deneme sıklığının en yüksek olduğu dönemdir.Bunun çeşitli nedenleri vardır.   Ergenlik…

 Doza ve kullanım sıklığına göre özellikle vücudun böbrekler, karaciğer ve akciğerler gibi zehirli bileşiklerin atılım organlarında ciddi hasarlar oluştururlar. Bu maddelerin  kronik olarak tüketilmesi zamanla kullanan kişiye, maddenin niteliğine, kullanılan doza ve maddenin alınış yoluna göre değişen nitelik, şiddet ve sürede ciddi fiziksel ve ruhsal hastalıkların gelişimine neden olur. AIDS, ciddi karaciğer ve böbrek hastalıkları,…

31 MAYIS DÜNYA SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ(TÜTÜN VE SİGARA BAĞIMLILIĞI ÜZERİNE NOTLAR) Dünyaya geldiğiniz anda yaptığınız ilk şey derin bir nefes almaktır, Bu dünyayı terk ederken yaptığınız son şey ise nefes almaya son vermektir. Doğum ile ölüm arasında olup bitenler ömrünüzü oluşturur. Ömrünüz nefes almamıza bağlıdır. Haftalarca yemek yemeden, günlerce su içmeden yaşayabilecekken hava olmaksızın birkaç…

Bütün dünyada balık yemeyen insanların hem depresyona girme, hem de kalp hastalıklarına yakalanma oranı en yüksek insanlar olmaları gerçekten çok çarpıcı. Balığın içinde bulunan omega-3 yağın, beyni depresyondan korumakla birlikte arterlerin (damarların) tıkanmasını ve kalbin durmasını önlendiğinin bilinmesi, neden kalp hastalıklarından önce depresyonun ortaya çıktığını ve depresyonun kalp hastalıklarının habercisi olduğunu ve neden hem depresyonun,…

İnsan vücudunun içinde ve yüzeyinde olmak üzere, neredeyse tamamında mikroorganizmalar bulunmaktadır. Mikrobiyom terimi vücutta yaşayan bütün mikroorganizmalar ve onların genetik materyelini, mikrobiyota  terimi ise vücudun farklı ekosistemlerinde belirli bir vücut bölgesine özgü mikroorganizmaların popülasyonlarını ifade etmek için kullanılmaktadır. İnsan vücudundaki en büyük mikroorganizma popülasyonu, gastrointestinal sistemde bulunmaktadır. Bu nedenle üzerinde en fazla araştırma yapılmış mikrobiyom,…

Yapılan araştırmalar bol miktarda balık yağı almak, beyin hücrelerini yok eden, bağışıklığı azaltarak hücrelere zarar veren bir iltihaplaşmanın başlamasına neden olan ve sinir iletkenlerinin davranış değiştiren serbest köklerin yenilmesini sağlar ve beyin hücrelerinin kendi temel fiziksel yapılarını değiştirir. Nasıl oluyor da balığın içindeki benzersiz yağ, beyin üzerinde bu kadar büyük etkiye sahip olabiliyor? Özellikle çok…

Sizce çağların en önemli sırrı nedir? Atom enerjisinin sırrı mı? Nötron bombası mı? Gezegenler arası yolculuk mu? İnternet mi? Hayır hiçbiri değil. Bu sır, kendi bilinçaltınızın içinde, mucizeler yaratan, bilinçaltınızın müthiş gücüdür. Bilinçaltınızın muazzam bir gücü vardır. Size ilham verir, rehberlik eder, hafıza deponuzdaki isimleri, olguları ve manzaraları ortaya çıkarır. Bilinçaltınız kalp atışlarınızı başlatmıştır, kan…

1970’li tıp eğitimine başladığımız yıllardan ve öncesindeki zamanlarda bilim insanları beynin anatomisi hakkındaki çalışmalarını sadece ölü beyin inceleyerek yapabiliyorlardı. Tabii ki günümüzde de bilim insanları otopsi edilmiş beyin dokularını hala elektron mikroskopları altında inceliyorlar. Artık ölü beyin hücreleri üzerinde yapılan çalışmalar, yerini canlı beyin hücrelerinin hareket halindeyken gözlemlenmesine bıraktı. Beyin hakkındaki devrimci düşünüş, bilim insanlarına,…

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77