Şizofreni kişinin alışılagelmiş algılama ve yorumlama biçimlerine yabancılaşarak, kendine özgü bir içe kapanma dünyasına çekildiği bir ruhsal bozukluktur. Ruh hekimliğini en çok uğraştıran, fakat bugün bile çeşitli yönleri tam açıklanmamış bir ruhsal bozukluktur. 19. Yüzyıldan kalma bir etki ile halk arasında korku uyandıran ve ‘’erken bunama’’ diye bilinen bu hastalık; İnsanı kişiler arası ilişkilerden ve…

Bugün gelinen noktada, şizofreniye özgü tek bir laboratuvar bulgusu olmadığı düşüncesi ağırlık kazanmıştır. Olasılıkla, farklı bulguların eşlik ettiği birden fazla şizofreni alt tipi söz konusudur. Bu nedenle, yapılan çalışmalar şizofreniyi değişik açılardan inceleyerek, daha geniş ve çok boyutlu bir model içinde açıklamayı hedeflemektedir. Üzerinde en çok durulan araştırma alanları beynin görüntülenebilen yapısal ve işlevsel özellikleri,…

Freud, şizofreninin, egonun ilk kez ortaya çıktığı döneme kadar uzanan bir gerilemeden (regresyon) kaynaklandığını ileri sürmüştür. Bu erken dönemde, çocuğun mental sistemleri henüz ayrılmamıştır. Cinsel enerjinin dinamik belirtisi olan libido, tümüyle bedene ve benliğe yatırılmış durumdadır. Çocuğun zihninde nesne temsilcileri yoktur. Bu durum “birincil narsisizm” olarak adlandırılır. Ego, ego olmayan nesnelerden ayırt edilebildiği ölçüde var…

Şizofreni genellikle ergenlik ya da erken erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Psikotik nöbetin öncesinde sıklıkla güç fark edilen, sinsi, ilerleyici bir dönem vardır. Bazen, bireysel ve toplumsal uyumunda belirgin bir bozulma gözlenmeyen bir kişide aniden psikotik tablo ortaya çıkabilir. Geriye dönerek incelendiğinde bu kişilerin bir bölümü, erken çocukluk döneminde aşırı utangaç, içe dönük, ilişki kurulması zor,…

Genel Görünüm ve Davranış; Şizofreniye özgü tipik bir görünüm tanımlanmasa da genellikle bu kişilerin tuhaf görünüş ve davranışları dikkati çeker. Toplumsal ve kültürel kalıpların dışında, alışılmadık ya da mantıksız görünürler. Giyinişleri gelişigüzel, uygunsuz ve zevksizdir. Yineleyici hareketler ya da ritüeller geliştirebilirler. Sıklıkla bu hareketlere sembolik bazı anlamlar verir, bunların başkalarını etkilediğini ya da kendisini etkilenmekten…

Çağdaş şizofreni kavramı, hastalığı klinik açıdan çok yönlü ele almaktadır. Bu yaklaşım, Kraepelin’in ilerleyici yıkım gösteren kronik hastalık kavramını, Bleuler’in tanımladığı kesitsel özellikleri ve Schneider’in ‘birinci sıra’ belirtilerini değişik oranlarda içermektedir. Psikotik belirtilerin yaygın olarak birçok fonksiyonel ve organik beyin bozukluğunda görülmesi nedeniyle, şizofreni tanısı koyarken, diğer bozuklukların dışlanması önem taşımaktadır. Bu nedenle, dikkatli bir…

Şizofreni tedavisinde, değişik organik ve psikososyal sağaltım olanaklarını göz önünde bulunduran bütüncül bir yaklaşım benimsenmektedir. Standart bir sağaltım planı yoktur. Her yeni olgu biyolojik, ruhsal ve toplumsal boyutlarıyla değerlendirilerek, özgül bir yaklaşım oluşturulur. Yürürlükte olan sınıflama sistemleri, yukarıda özetlenen araştırma sürecinin sonuçlarını dikkate almakla birlikte, büyük ölçüde, Kraepelin’den bu yana süregelen klasik tanımlamalara dayanmaktadır. GİDİŞ…

Kalıcı ve ısrarlı bir veya daha fazla sayıda sanrının klinik görünüme egemen olduğu durumları tanımlayan ve geçmişte paranoya veya paranoid bozukluk olarak bilinirken bugün bir hezeyan bozukluk olarak isimlendirilen hastalığın psikiyatri tarihçesi içinde önemli bir yeri vardır. Bu bozukluk ile ilgili kavramsal ve klinik betimlemeler, ülkemizde psikiyatri uygulamalarının hem bilimsel düzey kazanması, hem de herkes…

Hezeyan bozukluk, başka herhangi bir ruhsal bozukluğa bağlı olmayan inatçı ve norı-bizar hezeyanların klinik görünüme egemen olduğu bir bozukluktur. Tanı sürecinde karşılaşılan en büyük güçlük, bu bozukluğun şizofreni ile ayırt edilmesidir. DSM-IV, bu ayrımı iki ölçüt üzerinden yapmaktadır. Bu ölçütlerden ilki bu bozuklukta ki hezeyanların non-bizar olarak tanımlanması ve ikinci ölçüt ise şizofrenide görülen bizar…

Persekütuar (düşmanlık görme) tip: Hezeyan bozukluğunun en sık görülen tipidir. Birilerinin kendisine ya da kendisine yakın olan birine karşı herhangi bir şekilde kötülük yapmayı tasarladığına ilişkin basit veya karmaşık hezeyanlar vardır. Hasta izlendiğine, aleyhinde komplolar geliştirildiğine, kendisine suikast düzenleneceğine, zehirlenmek istendiğine, taciz edildiğine, uzun vadeli amaçlarının engellendiğine vs. inanmaktadır. Bunları ima eden küçücük olaylar abartılarak…

Hezeyanlı bozukluk uygun koşullarda ayaktan tedavi edilebilecek bir bozukluktur. Ancak böyle bir durumda hekim, özellikle hezeyanlara neden olabilecek tıbbi ve nörolojik hastalıkların varlığını dışlayacak tetkikleri yapmalıdır. Hastanın kendisine ve başkalarına karşı girişebileceği şiddet eylemlerinin riski iyi değerlendirilmelidir. Ayrıca hastanın hezeyanları iş ve ev işlevselliği ile ilgili sorunlara yol açabileceğinden profesyonel yol göstericilik gerekebilecektir. Bu risk…

Hiç kimse şizofreniye neyin neden olduğunu bilmiyor. Birçok insan, bunu sinir iletim sistemindeki kargaşaya bağlıyor. Uzun süreden beri var olan bir teori; bir sinir iletkeni olan dopaminin çok fazla aktif olmasının sinirlerin bulunduğu belirli yolları bozduğunu savunuyor. Glutamate ve Serotonin içeren diğer sinir iletim sistemlerinin de bununla ilgili olabileceği daha çok yeni bir düşünce.Genetik bir…

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77