Beyin hakkındaki bu bilgi o kadar yeni ki, insanların çoğu eski ve yanlış anlayışların çürütüldüğünün ve öldüğünün farkında bile değiller. ”Sınırları sonsuza kadar belirlenmiş beyin” fikri son on yılda yavaş yavaş terk edildi. Ve baş döndürücü bir hızla yeni bulgular ortaya çıkarıldı. Yeni araştırmalar beynin sürekli değişen bir doğaya sahip olduğunu kanıtladı. Beyin hücreleri sürekli…

Yakın bir zamana kadar, yetişkinlerin beyinlerinde her gün binlerce hatta milyonlarca sinir hücresinin öldüğü ve birey ne kadar yaşlı ise o kadar hızlı bir yıkım olduğu şeklinde yaygın dogma bir bilgi vardı. Başka bir deyişle bu bilgiye göre, zayıflayan bir hafızaya ve entelektüel kapasitenin azaldığı bir beyin bizim kaderimizdi. ve de yeterince uzun yaşayan hemen…

Hormonların beyin üzerinde büyük bir etkiye sahip oldukları fikri, heyecan verici yeni araştırmaların konusunu oluşturuyor. Bilim insanları uzun zamandan beri, sürekli hareket halindeki cinsiyet hormonlarının, beynin gelişiminin ilk aşamalarında, günlük olayları hatırlama ve belirli öğrenme şekilleri konusunda, beynin hayati bir parçası olan hippocampusu şekillendiğini biliyorlar. Sadece kısa bir süre önce, östrojen gibi hormonların ve kortzol…

Bir çok araştırmacı, östrojen hormonunun yaşlı kadınlarda güçlü bir hafıza koruyucu ve Alzheimer hastalığında muhtemelen kısmi olarak panzehir işlevi gördüğüne inanıyorlar. Kentucky Üniversitesi’nde beyin araştırmacısı olan Dr. David Snowdon, östrojenin, sinir hücrelerini korumaya çalışan kadınlar için ”bir numaralı aday” olduğunu söylüyor. Harvard’da beyin araştırmacısı olan Dr. Marilyn Albert ise, ”yaşlı kadınlara, eğer yapabiliyorlarsa östrojen almalarını…

En az yüz bin yıl boyunca atalarımız, avcılıktan ve toplayıcılıktan elde ettikleri  Taş Devri yiyecekleri ile hayatta kaldılar, yabani av hayvanları, yabani bitkiler, meyveler ve köklere. Ardından, on bin yıl önce dünya tarihsel bir olayla sarsıldı.Tarım devrimi hızla bütün dünyayı sardı. Tarım devrimi sonrası yeni örgütlenmelere, istikrarlı sosyal yapılara,  hükümetlere, şehirlere ve insanlığın başarısında patlamaya…

Evrimci beslenme uzmanlarına göre beynimizi şekillendiren daha fazla alabilmek için yememiz gerekenler;  -Sebze ve meyve yiyin: Taş Devri atalarımızın en çok tükettikleri temel gıda maddesi meyveler ve sebzeler, özellikle çekirdeksiz meyveler ve diğerleriydi. Onların yedikleri sebze ve meyveler bizim yediklerimizden üç kat daha çeşitliydi.Yenen kabuklu meyveler ve baklagiller, meyve sebzeler, &65 günlük kalori ve bir…

Hipnozla tedavinin en büyük tehlikesi; hipnozun ne olduğunu bilmeyen insanlar tarafından yapılıyor olmasıdır. Hipnozun ne olduğunu bilmeyenler, pratik tecrübeleri ile yol almaya çalışırlar. Hipnoz tüm boyutlarıyla bilimsel olarak çözülmüş tecrübe edilmiş bir alan değildir. Kısaca mevcut bilgi birikimi hipnozun muhtemel sonuçlarının tehlikeli olmadığını söylemeye yeterli değildir. Hele hipnozu yapanların, hipnozun tehlikeli olduğunu söylemeleri beklenemez. Hipnoz…

Beslenme sadece biyolojik bir eylem değildir, beslenme aynı zamanda kültürel ve psikolojik bir olgudur. Kültür öğretilmiştir, yani kültür sade bir hikayedir. Beslenme alışkanlığı küçük yaşta öğretilir. Öğrendikten sonra uzun süre değişmez. Beslenme kültürü insanların yaşam biçimleri ve yaşadıkları yörelerin özellikleriyle oluşmaktadır. Toplumların beslenme alışkanlıklarını etkileyen pek çok faktör vardır. Toplumların ekonomik yapıları ve bu yapıların…

B.12 vitamin eksikliğinin sebebi hayvansal ürünlerin tüketilmesi midir? Yapılan araştırmalar nüfusun üçte birinden daha fazlasında B.12 vitamin eksikliği olduğunu göstermektedir.Öncelikle doğru bildiğimiz ama yanlış olan bir bilgiyi düzeltelim.B.12 aslında toprakta bulunan bir bakteridir. B.!2 organik bitki özlü yiyeceklerin üzerinde bulunur. Bitki özlü yiyeceklerin tüketimiyle alınır. B.12 vitamini kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna ve merkezi sinir sisteminin…

Zihninizin iki düzeyi vardır, biri bilinçli ya da akılcı düzeydir. Diğeri ise bilinçaltı ya da akıl ötesi düzeydir. Bilinçli zihninizle düşünürsünüz ama düşünce alışkanlıklarınız bilinçaltınıza gömülür ve bilinçaltınız düşüncelerinizin yapısına göre yaratıcılıkta bulunur. Bilinçaltınız gördüklerinizin, bilgi birikiminizin, deneyim ve tecrübelerinizin, düşüncelerinizin, duygularınızın, hislerinizin depolandığı bölgedir. İşte yaratıcı zihinde burasıdır. Eğer iyi şeyler düşünürseniz iyi şeylerle…

Beynin normal bir şekilde yaşlanması nerede biter ve Alzheimer nerede başlar? Yeterince uzun yaşadığımız takdirde, hepimiz Alzheinmer hastalığına mı yakalanacağız? Son yıllarda yaşanan büyük teknolojik ilerlemeler sayesinde Alzheimer’dan dolayı beyinde gerçekleşen değişimlerin anlaşılması konusunda büyük ilerlemeler sağlanmış olmasına rağmen, hastalığın gerçek doğasının önemli bölümleri hala bilinmiyor. Bununla birlikte, uzmanların çoğu, Alzheimer’in yaşlanmayla ilgili, ilerleyen patolojik…

Anne olmak mutluluk veren bir olaydır. Aynı zamanda anne olmak bir kadın için yalnızca mutluluk dönemi değil, farklı bir yaşamın başladığı ve farklı ruhsal sorunlarında ortaya çıktığı dönemdir. Bu dönem anne için stresli ve zor olabilir. Hamilelik, doğum ve doğum sonrasında kaygı, depresyon ya da ağır psikotik bazı sorunları yaşayabileceği bir dönemdir. Hamilelik sırasında yaşanan…

ALZHEİMER HASTALIĞI NEDİR ? Alzheimer hastalığı daha çok yaşlı bireyleri etkileyen, mekanizması ve sebebi tam olarak açıklanamayan, beta amiloid plaklar ve nörofibriler yumakların birikmesi sonucu beyinde oluşan nörodejeneratif bir hastalıktır. Bu proteini yapan genetik yapı bozulunca ve bu protein enzimlerle etkilenip hücre içinde birikmeye başlayınca Alzheimer hastalığı başlıyor. Bu protein aşırı miktarda yapılmaya başlanıyor. Bugün…

Kuantum Teorisi Nedir? Kuantum teorisi son yüz yirmi yılda bilim tarihinin üzerinde en çok tartışılan, yazılıp çizilen, fizik bilim insanlarının kafa yorduğu teorilerinin en başında gelmektedir. Kuantum fiziği, klasik fiziğin ”ki buna Newton fiziğide diyebiliriz”, atom ve atom-altı parçacıkları açıklamak için yeterli olmamasından ötürü doğmuştur. Kısaca kuantum teorisi atomik olaylardaki, enerjiyi açıklamaya yarayan bir fizik…

İnsanlar, çeşitli sağlık sorunları yaşar, kısmende olsa zaman zaman bunalıma girebilir. Ne ve kim olursanız olun bu insanın doğasında vardır. Bunalım, depresif ya da depresyon çok çeşitli psiko sosyal ve biyolojik faktörlerden kaynaklanabilir. Bu sorunları yaşarken sebep ve sonuçlarını tekrarlayıcı bir şekilde düşünerek problemlerimizi tekrar tekrar gözümüzde canlandırmak, sorunlarımızı yeniden hatırlamak ve kafamızı sürekli yaşadığımız…

Genel anetezik olarak kullanılmadan önce nitröz oksid ve dietil eter koklanarak eğlence amaçlı kullanılıyordu. Bu iki solvent muhtemelen koklanarak kötüye kullanılan ilk maddelerdi. Bunu izleyerek uçucu solvent tipi bağımlılık koklanmak suretiyle kötüye kullanılan maddelerin çeşidi ve toplumda bir alt kültür olacak şekilde kullanım yaygınlığı artmıştır. Ülkemizde uçucu solvent tipi bağımlılık özellikle kimsesiz sokak çocukları arasında…

Hangi uçucu kullanılırsa kullanılsın, doza bağımlı olarak insanda ortaya çıkan akut farmakolojik etkiler alkol etkilerini andırır. Toksik olmayan dozlarda sırasıyla öfori, gevşeme, ataksi (doza bağılı olarak artan kas koordinasyonunda ve dengede bozulma) diplopi ve konuşmada bozulma ortaya çıkar. Alkol etkisi altında olduğu gibi bu tip kullanıcılarda da kendine aşırı güvennkaza riskini ve şiddete eğilim artmıştır,…

Sistemik Organ Hasarı Çeşitli uçucu maddeler niteliklerine ve kullanan kişinin hassasiyetine göre o ^ li organlarda ciddi hasarlara yol açabilirler. Trikloretilen içeren ayakkabı parlatıcı koklayanlarda kalp yetmezliği, benzen koklayanlarda gerçekleştirilen otopsilerde ağır pulmoner hemoraji ve serebral ödem, böbrek, karaciğer ve kemik iliği hasarları ortaya çıkmaktadır. Toluen kullanıcılarda ciddi diyabetik ketoasidozla birlikte gözlenen metabolik asidoz ortaya…

Uçucu madde kötüye kullanımı veya bağımlılığı ölçütlerini karşılayan ergen veya yetişkinlerin tedavisinde standart bir şekilde uygulanabilecek, tedavi seçenekleri sunan yeterli ve kontrollü çalışmalar yoktur. Gelişen bozuklukların ve tbbi sekellerin uygun tıbbi bakımı ve tedavisi gerekmektedir. Tedavinin arındırma (detoksifikasyon), akran/arkadaş destek sistemi, fiziksel, kognitif ve nörolojik hasarın değerlendirilmesi, tedavisi ve topluma tekrar geri dönüş gibi basamakları…

Alkole başlama genellikle delikanlılık dönemindedir. 12-17 en sık alkole başlanılan yaşlardır. Alkol bağımlılığı ve alkol kullanımına bağlı yaşam sorunları 20-35, tedavi için başvurular ise 40 yaşlarındadır. 45 yaşında sonra alkole başlama söz konusu ise altta yatan bir duygu durum bozukluğu ya da genel tıbbi duruma bağlı bir ruhsal bozukluk aranmalıdır. Alkole başlama yaşınını erken olması…

Alkol bağımlısı, uzun süre ve alışılmışın dışında alkol alan, alkole bağlı olarak ruhsal-bedensel-toplumsal sağlığı bozulan, buna karşın durumunu değerlendiremeyen, değerlendirse bile alkol alma isteğini durduramayan, tedaviye gereksinimi olan bir hastadır. Bir başka tanımında ise, alkolün işine engel olduğunu değil de işinin alkol almasına engel olduğunu düşünmeye başlayan kişiyi alkol bağımlısı olarak görür. Alkollü içkilere kişinin…

Alkol kullanım bozukluklarının nedenlerini üç boyutta değerlendirmek gerekir; psikolojik, sosyolojik, biyolojik boyutta ele alınabilir. Gergin bir sosyal ortamda ya da zorlu bir günün ardından alınan düşük dozda alkolün, kişilerin kendilerini iyi hissetmelerine, ve ilişkilerinde rahatlamaya yol açtığı bilinmektedir. Aşırı katı ve baskıcı üst benlikleri olan kişiler, alkolü bilinç dışı gerginliklerini azaltmak için içerler. Kişi alkol…

Alkol zehirlenmesi basit bir sarhoşluktan komaya kadar değişen klinik tablolarla ortaya çıkabilir. Bu tablonun temel özelliği, alkol alımı sırasında ya da kısa bir süre sonra gelişen klinik olarak önemli davranış açısından psikolojik değişikliklerin varlığıdır. Alkolün yol açtığı zehirlenme belirtileri genelde kan düzeyi ile uyumludur. Kan düzeyi yükselme hızı alkol alan kişilerin toleransına başka ilaç kullanıp…

Alkol bağımlıları alkolü azalttıkları zaman ya da tamamen kestiklerinde, bir grup belirti ile seyreden yoksunluk tablosu ortaya çıkar. Bu bırakma belirtileri her hastada bulunmayabilir. Alkol bağımlılarının %95’inde şiddetli kesilme belirtilerine rastlanmaz. Bu belirtiler birkaç saat içinde başlar. 2. ya da 3. günlerde en yüksek düzeye ulaşır. 4. ve 5. günlerde hafifler. Klinik belirtiler; Terleme, halsizlik,…

Alkolik halüsinozis, Bu klinik tablo genellikle 10 yılda fazla bir süre yoğun miktarlarda alkol kullananlarda ortaya çıkar. Genellikle 40 yaş sonrasında görülmektedir. Sıklıkla alkol kullanımının kesilmesini izleyen ilk 48 saat içinde gelişir. Klinik görünüm, uzamış halüsinasyonlar ve hezeyanlarla karakterize tablolardır. Halüsinasyonlar çoğu kez rahatsız edici seslerdir. Sesler çok gerçek ve canlıdır. Hasta sesleri kapı arkasında,…

Alkol bağımlılarında, en çok rastlanan kötü beslenme şartları sonucu gelişen glukoneogenes bozukluğunda oluşabilecek hipoglisemidir. Eğer AKŞ düşük ise hipoglisemi için damar içi hipertonik dektroz solüsyonu verilmelidir. Bu yaklaşım kronik alkol alanlar dışında intoksikasyonlarda uygulanmaz. Hasta yarı koma ya da tam koma halindeyse ilk yapılacak şey solunum ve dolaşım işlevlerinin desteklenmesi, kustuklarını aspire etmemesine özen gösterilmelidir.

Alkol ya da madde kullanan kişilerin büyük çoğunluğu için yatarak tedavi gerekli değildir. Günümüz psikofarmakolojik ilaçların etkinliği, yetersiz yatak kapasitesi, hastanede yatmanın getirdiği psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar değerlendirildiğinde öncelikle ayakta tedavinin denenmesi daha uygundur. Gün hastanesi modeli dediğimiz bu modelle hastalar aile ve toplum içinde uzaklaşmadan, yataklı tedavinin tanı ve tedavi olanaklarını sunarak, tam…

Alkolün bırakılmasından ya da azaltılmasından sonra sıklıkla 72 saat içinde görülür, ancak ilk hafta içinde de ortaya çıkabilir. Hastaneye yatırılan alkol bağımlılarının %5’inde deliryum görülebilir. 5-15 yıl ağır içme döneminden sonra ortaya çıkar. Bedensel hastalıklar, infeksiyon, beslenme bozuklukları ve kafa travmaları hastalığın oluşumunda yatkınlık yaratır. Deliryum tremensin başlıca klinik özelliği saatler ya da günler içinde…

Uzun süre ve ağır biçimde alkol kullananlarda, zihinsel işlevlerde ve bilişsel yetilerde yaygın bir bozulma gözlenir. Yakın bellek bozukluğu, nesneleri tanıma ve adlandırmada bozulma (agnozi), şekil çizme, kopyalama gibi yapılandırma bozuklukları, sorun çözme, soyutlama yeteneği, yeni durumlara uyum sağlama, tasarlama, sıraya koyma gibi yönetsel işlevlerde bozulma klinik olarak saptanan bulgulardır. Bunlarla birlikte kişilik değişiklikleri, yargılamada…

Uzun süre alkol kullanımı sonucunda istenen, hoşa giden etkiyi elde edebilmek için daha fazla miktarlarda alkol alınır. Bu durum direnç artımı ya da tolerans olarak tanımlanır. Direnç artımı 3 bölümde değerlendirilir. Davranışsal direnç artımı: Bireyin alkolün etkilerine karşın günlük işlerini becerebilme yeteneğini yansıtır. Yinelenen bir uğraşının sonucunda öğrenilmiş bir davranıştır. Farmakokinetik direnç artımı; Alkolü metabolize…

Dipsomaniyi bir alkol kötü kullanım biçimi olarak değerlendirenler olduğu gibi; Dipsomaniyi kleptomani, piromani, trikotilomani ya da kumar oynama gibi dürtü kontrol bozukluğu olarak değerlendirenlerde var. Dipsomanin  aslında bir mani-depresif nöbet olduğunu öne sürenler var. Bazı klinisyenler ise  dipsomanik içme davranışının; esas olarak psikolojik ve motor belirtilerle kendini gösteren bir epileptik nöbet olduğu görüşündedirler., İşte dipsomani…

Alkol Bağımlılığı Tedavisi

Alkol bağımlılığı süregelen, kişide ruhsal, toplumsal ve bedensel sorunlar çıkaran, tedavisi uzun süreli ve güç bir hastalıktır. Ağırlıklı olarak alkolün kötüye kullanımı, alkol bağımlılığı ve alkol kullanımı ile ilgili sorunları olan hastalarımızı hastaneye yatırmadan geliştirdiğimiz tedavi programlarıyla ayakta tedavi ediyoruz. Ayakta tedavilerde, kişiyi sosyal ve iş yaşamından uzaklaştırmadan, var olduğu aile ve ev yaşamı içinde…

Alkol bağımlılığı uzun süre ve fazla miktarda alkol kullanımı sonucunda ruhsal, toplumsal ve bedensel sorunlarla belirli bir hastalık olarak tanımlanabilir. Temelde bağımlılık kişi ile içme örüntüsü arasındaki ilişkinin değişmesidir. Alkol kullanım sorununun niteliğini ve niceliğini değerlendirebilmek için ilk adım özenli bir öykü almadır. Alınacak öyküde kişinin alkole başlama yaşı, içme örüntüsünün gelişimi, günlük kullandığı alkol…

Alkol bağımlılarının tedavisinde kullanılan Disülfiram (hap, enjeksiyon ve pellet formları) piyasada antabus adıyla bulunan bir ilaçtır. Bu ilaç alkolün karaciğerde işlenmesi sırasında bazı enzimleri engelleyerek asetaldehid dehidrogenaz ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu tedavi yöntemiyle alkol bağımlı bireye alkolü kötüye kullanımı önleyici Disulfiram (antabus) isimli ilaç verilmektedir. İlacın etki mekanizması, bireyin alkol alınması halinde rahatsızlanmasına neden…

Alkol bağımlılığı günümüzde en önemli sağlık sorunlarından biri olarak sayılmaktadır. Alkol kullanım etkilerinden kaynaklanan mental bozukluklar, kalıcı demans ve psikotik bozukluklar benzeri ruhsal sorunların ötesinde; alkolik kullanımına bağlı hepatit B, hepatit C, karaciğer yağlanması, siroz, pankreatit, kalp-damar hastalıkları, iç salgı-üreme bozuklukları, kas iskelet hastalıkları, kan hastalıkları, immun sistem hastalıkları ve kanser, AİDS, mide hastalıkları, özafagus…

Konversiyon bozukluğunun ana özelliği nörolojik ya da tıbbi bir hastalığı düşündüren ve istemli motor ya da duyusal işlevleri etkileyen belirtilerdir. Tıbbi konulara yabancı kişilerin belirteleri daha kaba, tutarsız ve kendi kafalarındaki hastalık imgelerine uyar biçimdeyken, daha eğitimli kişilerin belirtileri gerçek bir hastalığa çok yakın tablolar sergilemektedir. Konversiyon belirtileri genellikle bilinen anatomik yollara ya da fiziyolojik…

Duygu duyumsal ya da duygulanımsal hastalıklar, temel bozukluğun duygu duyumda olduğuna inanılan bir hastalık grubu olup, duygu duyum bozukluğuna bilişsel , psikömotor, psikofizyolojik ve kişiler arası ilişki bozukluklarda eşlik etmektedir. Afekt ve emosyon önceleri eş anlamlı, olarak kullanılmışsa da bugün, özellikle teknik sakınımla ele alındığında, farklı kavramları içermektedir. Afekt, zihinsel bir sunuma eşlik eden duygu…

DSM-IV’te iki uçlu bozukluklar başlığı altında dört tip bozukluktan söz edilmektedir: İki uçlu-I bozukluğu, İki uçlu-II bozukluğu, Siklotimi, Başka yerde sınıflandırılamayan iki uçlu bozukluk. İki uçlu-I (Bipolar-I) Bozukluğu İki uçlu-I bozukluğun ana özelliği, bir ya da daha fazla manik ya da karışık tip (mikst) epizod geçirmiş olmaktır. Majör depresif epizodlar bulunmasa bile ilerde geçirilecekleri varsayılmaktadır….

İki-uçlu-I bozukluğunun genel tıbbi duruma bağlı ya da madde kullanımına bağlı duygudurum bozukluklarından, majör depresif bozukluk, distimi, siklotimi ve ikiuçlu-Il bozukluğundan ayılt edilmesi için bu kategorilerin tanı ölçütlerinin incelenmesi gerekir. Psikotik özellikli iki uçlu duygu-durum bozukluğunun diğer psikotik bozukluklardan, özellikle şizofreni ve şizoaffektif bozukluktan ayırtlanması ise zor bir işlemdir. Çünkü ikiuçlu bozukluklar da, kendilerine daha…

Bu bozukluğun ana özelliği, manik epizod ölçütlerine ulaşamayan (hipomanik) ve majör depresif epizod ölçütlerine ulaşamayan depresif belirtilerin, kronik bir şekilde dalgalanarak gitmesidir. DSM çizgisi kronisiteyi, bozukluğun en az 2 yıl süreyle devam ediyor olması ve 2 aydan daha uzun sürç devam eden bir iyilik dönemi bulunmaması ölçütleriyle tanımlamaktadır. -En az bir majör depresif epizodun ya…

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77