Güney Asya’da Hindistan’ın 31 kilometre güneyinde bulunan bir ada ülkesi. 1972 yılından önce Seylan adası olarak bilinirdi. Hint okyanusunun incisi bu ülkede 21 milyon kişi yaşamaktadır. Bayrağında yüzde 75’lik alanını kaplayan aslan figürünün Singalileri, turuncu renk Tamilleri ve yeşil rengin Müslümanların temsil edildiği, haritada ilk baktığınızda kimin armut, kimin inci gibi gördüğü, ama Asya ülkeleri arasında Hindistan’ın  göz yaşı denildiği bir ada ülkesi.

Sri Lanka tarihi tam bir sömürgecilik, talan ve yağma tarihidir demek hiçte yanlış olmaz. Adanın doğal zenginlikleri,, verimli toprakları stratejik ve coğrafi konumu  nedeniyle tarihin her döneminde yağmacıların ve sömürgecilerin ilgi odağı olan bir ülke. Onun için son 500 yılda Araplar, Portekizliler, Hollandalılar ve İngilizlerin sömürgesi olmuş bir ülke. 

Doğu Afrika ve Güney Asya arasında, okyanus yolu üzerinde bulunduğu için tüccarların doğal bir uğrak yeri olmuştur. Ülkenin tarihi M.Ö.3000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Adanın ilk ismi Yunanca ”bakır renkli” anlamına gelen Toprobane idi. Araplar fetihlerinden sonra, Arapça ”beklenmedik şeylerin ülkesi” anlamına gelen ”Serendip”, Portekizliler ”Ceilao”, İngilizler ”Seylan” adını vermişler. 1948 yılında bağımsızlığını kazanan ada, Sir dilinde ”Depdebeli, şaşalı ülke” anlamına gelen  Sri Lanka, ülkenin 1972 yılında sonra adı oldu.

 Ada dünyanın en kaliteli çayların üretildiği bir yer. İngiliz sömürgesi olduğu dönemde dünyaca ünlenen Ceylon çayı, dünyanın en kaliteli ürünü olarak yaygınlaştı.

Sri Lanka’ya  yolculuğumuz Maldivlerden gelen gemimizin Colombo limanına demirlemesi ile başladı. Colombo Sri Lanka’nın  başkenti ve iktisadi olarak da kalbi konumundadır. Fakirlik, gürültü, pislik, yoğun trafik yanında tezatların oluşturduğu bir şehir. Aynı zamanda Güney Asya ülkeleri arasında en büyük liman şehri..

Köklü tarihi ve kültür turizmi ile oldukça elverişli değerlere sahip bu şehri adımlarken gördüğümüz sıra dışı yapılar ve tarihi eserleriyle tam bir açık hava müzesi gibi. Özellikle görülmesi gereken pazar yerleri, devasa Dawatagha camisi, saat kulesi, parlamento binası, tarçin bahçeleri ve Budist heykellerin yanında Portekiz, Hollanda  özellikle İngiliz sömürgecilik döneminde kalma izleri şehrin her noktasında görmek mümkün. Özellikle Avrupalı sömürgeciler sonsuza dek buraların efendisi olacaklarını, sonsuza dek kalacaklarını, halkları hep sömürüp yağmalayacaklarını düşünerek binalar inşa etmiş, şehirler kurmuşlar. 

Bu kadar tezatların olduğu Colombo ya da Sri Lanka hakkındaki ilk izlenimlerini sorduğumda, 

Firuze,

-Bendeki ilk izlenim, ayağa kalkmak, kalkınmak isteyen canlı ve hareketli ama göze çarpan eşitsiz ilişkiler sistemi bir ülke var gibi görünüyor..

-Bundan sonra ne olabilir?

Firuze,

– Eğer sömürgeciler ya da emperyalistler farklı şekillerde müdahale etmezlerse, -ki mümkün değil- kendi ulusal kaynaklarıyla kalkınma potansiyeli olan bir ülke var, Yakın zamana kadar bir iç savaş yaşıyordu.

-Neden böyle düşünüyorsunuz?

Firuze,.

-Sri Lanka’nın yakın.tarihinde yaşadığı iç savaş nedeniyle, ülkenin gelişmesi ve kalkınmasının çok fazla engellendiği anlaşılıyor. Merkezi hükümet güçleri ile Tamil gerillaları arasında gerçekleşen iç savaş 1983 yılından bu yana sürmekteydi. Tamiller .adanın kuzeyinde ve doğusunda bağımsız bir devlet için mücadelesi 2009 yılında hükümet güçlerinin zaferiyle sonuçlandı. 30 yıl boyunca süren Tamil gerillalarıyla olan savaş sırasında, bağımsızlığını yeni kazanan ülkenin büyük enerjisinin savaşa gittiği biliniyor. 

-İç savasın getirdiği kayıplar bu ülkenin her yerinde görülüyor.

Firuze,

-Evet. Bugün biten bir iç savaş sonrası ülke kaynakları doğrudan ekonomi ve kalkınmaya yönlendirilince, bunun hayatın her alanına olumlu yansıdığı görülüyor. Bir ülkenin istikrarsız olması, enerjisini savaşa harcaması en çok kime yarar? Elbette buraları bırakmak istemeyen emperyal efendilere yarar. Çünkü emperyalizmin özelliği böl-yönet metodlarını dünyanın her yerinde uyguluyorlar.

-Sri Lanka’nın sömürgeleşme tarihi ne zaman başlıyor?

Firuze

– 15. yüzyıldan itibaren batılı sömürgeci ülkelerin, ki o zamanlar sömürgeci değillerdi. Portekizliler, Hollandalılar ve İngilizler olmak üzere, deniz aşırı çeşitli koloniler elde etme düşünceleri, kolonilerde kolay ve ucuz elde edilen ham maddeler sağlamak, buralardan götürdükleri  ürünler, değerli maddeler sömürgeci ülkelerde önemli bir zenginliğe sebep oldular.. Bu kolonyal sömürü süreç içinde giderek sömürgeci ülkelerin emperyal bir özelliğine dönüşmüş, Sömürgecilik tarihsel olarak gelişiminin ötesinde karmaşık bir siyasal plan, sağlam bir bürokrasi ve düzenli bir ordunun varlığına işaret etmektedir. Bu açıdan, sömürgecilik yalnız olarak amaçlara yönelik olarak düşünmemek lazım, aynı zamanda siyasal ve kültürel konularda bir çok hedefi içine alır.

-İngilizler 1948 yılında çekip gitmediler mi?

Firuze,

-İngilizler 1948 yılında Sri Lanka’dan bir şekilde gitmiş olsalar da; ticaret, finans, bankacılık, siyasi hakimiyet, istihbaratları ile  ekonomik sömürüyü farklı şekillere dönüştürerek buralarda kalmaya devam etmişlerdir. Çarşı pazarda gördüğün bankalar İngiltere ve ABD bankaları değil mi? Kısaca öyle göründükleri gibi çekip gitmediler. Sömürülerinin devamı için her yola baş vurarak, etnik, dinsel, mezhepsel yöntemlerle böl-yönet yöntemleri ile halkları birbirine düşürmekten ve  boğazlatmaktan kaçınmazlar.. Yeter ki sömürü çarkları dönsün.

-Otuz yıl süren iç savaş ve Tamiller hakkında ne düşünüyorsunuz?

Firuze,

-Anlaşılıyor ki Tamil gerillaları, bir amaçla İngilizler tarafında bilinçli olarak, desteklenen daha önceden Hindistan’dan getirilmiş, yerleştirilmiş, örgütlenmiş iç savaş unsurları için desteklenmiş grup olduğu anlaşılıyor. Tamil gerillaları Sri Lanka’yı istikrarsızlaştırmak için örgütlendirilmiş unsurlar olduğunu düşünüyorum. Hatırlıyorum da yıllar önce haber bültenlerinden dünyaya ve de bizlere bu unsurlar batılı haber ajansları tarafından ”özgürlük savaşçıları” olarak tanıtıp anlatıyorlardı. Ama Sri Lanka’ya gidip, biraz araştırınca hiçte böyle olmadığı anlaşılıyor. 

-Sömürgeciler buraya nasıl gelip yerleştiler?

Firuze,

-Portekizliler, Hollandalılar ve İngilizler ilk önce bu topraklara korsan gemileriyle, ticaret gemileriyle yani önce ticaret amacıyla geldiler, yavaş yavaş yerleştiler, zamanla bölgede farklı yöntemlerle hegemonya kurdular, Sonuçta dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi Sri Lanka’yı da yüz yıllarca efendileri adına sömürdüler ve yağmaladılar.

-Emperyalizmi nasıl anlamalıyız?

Firuze,

-Emperyalizm kabaca gücün ya da devlet yönetimini sınırların ötesine genişletme politikasıdır. Sömürgecilik modern emperyalizm öncesinden de mevcuttu. Sanayi kapitalizmi, ticari kapitalizmin devamıdır. Finans kapitalizm de sanayi kapitalizmin bir devamıdır. Emperyalizm, tekelci kapitalizmin en üst aşaması olup, az gelişmiş ve gelişmekte olan dünya uluslarına sermaye ihracı yoluyla o ülkelerde yarattıkları işbirlikçiler aracılığıyla ulusları sömürgeleştirme politikasıdır. Emperyalizmi tekelci kapitalizm diye de adlandırılır.

-Emperyalizmin tarihsel evreleri,

Firuze,

-Emperyalizmin tarihini üç evreye ayırmak gerekir. Birincisi 16. yüzyıla kadar devam eden ve imparatorlukların genişlemesi ile ilgili olan evredir. İkincisi coğrafi keşiflerle başlayıp 19. yüzyıla kadar devam eden emperyalizm.-eski emperyalizm olarak adlandırılır.- Üçüncüsü yeni emperyalizm ve yaklaşık 1880’lerde başlamış ve sömürgelere yeniden büyük ilgi duyulmasına, Asya ve Afrika’nın paylaşılmasına yol açmıştır.

-Günümüzde konuyu nasıl değerlendirebilirsiniz?

Firuze

– Sanki farklı ve yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Emperyalizm günümüzde İMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kurumlar aracılığıyla kendini ve dünyayı yeniden şekillendiriyor. Uluslararası sermaye grupları tarih boyunca kendilerini savunacak örgütlü devletleri jandarma olarak kullanmışlardır. İngiltere gibi ABD gibi. Dikkatimi çeken Colombo’nun yeni çehresinin  mimarları Çinliler. Her yerde Çin’liler, şehrin ortasında Çin’lilerin yaptığı 350 metre yüksekliğinde.Lotus kulesi şehrin yeni simgesi gibi duruyor.Sizinde dikkatinizi çekmedi mi?

-Siz nasıl yorumluyorsunuz?

Firuze,

-Sormadan edemiyor insan, uluslararası sermaye acaba önümüzdeki dönemin emperyalist gücü olarak Çin’imi kullanacak? Çin’in Doğu Türkistan ve Tibet’te yaptıkları acımasızlığa bakılırsa, uluslar arası sermayeciler adına kısaca dünyaya nizam verenlerin, yeni taşeronları acaba Çin mi olacak?

-Yeni bir taşeron mu?

Firuze,

-Düşüncem bu yönde, gelişmeler onu gösteriyor.. Günümüzde dünya hegemonyası ABD, Çin ve Rusya arasında çok büyük bir rekabet var. İngiltere’yi ABD’den ayrı düşünmüyorum.

CategoryGezi Notlarım

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77