Alışık olduğumuz hayat bu gün çok ciddi bir tehdit altında. Corona virüs en başta herkesin hepimizin sağlığımızı endişelendiriyor. Unutmayın yaşamak hayatta kalmaktır.

Şu an durum çok istikrarsız görünüyor.

Dünya salgın sonrası nereye evrilecek bilmiyoruz?

Neredeyse tüm devletleri bilimsel araştırmalara yani pandemiye yoğunlaştığı bu günlerden farklı olarak geleceğe nasıl bir projeksiyon yapabilirim ki?

İlk aşama küresel salgının, yani pandeminin önlenmesi olacak. Hastalanan kişilerin tedavisi, ölüm oranlarının düşürülmesi, ilaç ve aşıların geliştirilmesine tanık olacağız. Ancak bilim insanları ilaç ya da aşının perakende satışa çıkmasının en az 12-18 arasında olacağını düşünüyor.

Salgının etkileri ekonomide, sosyal yaşamda, eğitimde nasıl olacak?

Konuyla ilgili virüs sonrası gelişmeler ne olabilir?

-Eğitim, sağlık, siyasi, insan ilişkileri gibi pek çok alanda yeni bir döneme girileceği konusunda çoğu kişi hemfikir.

-Uzmanlara göre iki yıl içinde dünyadaki yetişkinlerin %70’nin virüse yakalanacağı tahmin ediliyor. Ve 12-18 aylık süre sonrasında bir aşı ya da ilaç geliştirilebileceğini de ifade ediyorlar. Yani bir süre sonra corona virüsü ile yaşam, normal yaşamımız olacak.

-Corona virüs salgını gelişmiş ya da az gelişmiş pek çok ülkenin; sağlık sisteminin ne kadar kırılgan ve hazırlıksız olduğunu ortaya koydu. Corona virüs salgının ardında dünyanın ekonomik, sağlık, sosyal ve tıbbi teknolojik olarak ne kadar yetersiz olduğunu gösterdi.

-Yaşadığımız bu pandeminin dünya ekonomisine devasa etkileri olacağı çok gerçekçi bir tahmindir. Ekonomik çöküşün getireceği kaosun hayatın her alanında dönüştürücü bir etkisi olacağı düşünüyorum. Bu dönüştürücü etkinin 1929 buhranı kadar yıkıcı. Berlin duvarının siyasi çöküşü kadar etkili olacaktır.

Virüsle mücadele bilim insanlarına özellikle tıp mesleğine güveni tazeleyebilir. Pandemi sonrası pek çok yeni alanda yıldız meslekler ortaya çıkabilir.

Bedensel ve ruhsal sağlıklı olma, sağlıklı kalma duyarlılığı yeni toplumsal normlar haline gelebilir. Eldivenle, maskeyle çalışmak, dolaşmak özellikle toplu taşımalarda olma gündeme gelebilir. Temizlik ve kişisel bakım günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası hatta sosyal bir zorunluluk haline gelebilir.

Sağlık önlemleri çerçevesinde; insanlar kendilerini kapalı yerlerden uzak tutacak; düğün, toplu ibadet ve dua, eğlence gibi büyük sayılarda toplanmalara kısıtlamalar gelebilir, dolayısıyla bildiğimiz anlamda eski sosyalleşme tanımı değişebilir.

El öpme, sarılma gibi bazı adet ve gelenekler sağlığa zararlı ilan edilebilir.

Beslenme kültürü değişebilir, virüslerin hayvanlardan ya da ara konaklarla insanlara geçtiği göz önüne alındığında, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme tarzının mutfaklarda deneme, öğrenme, yeni beslenme tarzlara açık olmanın önünü açabilir.

Yaşadığımız sosyal izolasyon zamanlarında internet üzerinden yoğun sosyalleşmeye toplumlarda analog hayattan dijital hayata daha hızlı bir kayma yaşanabilir. Dijital hayat sonrası teknoloji şirketlerine büyük bir güç ve hâkimiyet kazandırabilir. Bu gün Çin’de yapıldığı gibi devletçilik öne çıkabilir. Yöneticilerin bu şirketlerle birlikte vatandaşlarını gözetleme ve denetleme faaliyetleri ile birlikte otokratik eğilimler artabilir.

New York, Madrid, Milano ve İstanbul gibi metropollerde nüfusun yoğun olduğu büyük kentlerde virüsün hızlı yayılması nedeniyle küçük yerleşim birimlerine bir iç göç başlayabilir.

Bütün ideolojilerin yıkıldığı bir dönemin içinden geçiyoruz. Hiç bir sosyal teori eskisi kadar geçerli değil. Birçok teori geçerliliğini yitirecektir.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77