Son günlerde dünyanın ve ülkemizin bir numaralı sorunu corona virüs olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Evet yeryüzünün üstüne küresel bir corona virüs salgını çöktü. 

Ulus devlet sınırlarını tanımayan, ırk, dil, din, deri rengi, ideoloji, zengin ve yoksul ayırt etmeyen küresel bir salgını yaşıyoruz.

Tarihi bilgilerimizden biliyoruz ki, tarihin akışını değiştiren küresel salgınlar insan dünyasının yarınlarını değiştirebiliyor. 

Bilinen ilk veba salgını 600. yüzyılda Avrupa’da patlak vermiş, Bu veba salgını bugün hala dünyanın en önemli salgını olarak bilinir. Bu veba salgını Avrupa’da iki yüz yıl kol gezer. 

1347 yılında ortaya çıkan veba salgın ise bütün Avrupa kıtasını etkiler. Bu salgın üç yılda yatışır ama toplam 25 milyon insanın ölümüne neden olur.  

1918 yılında İspanyol gribinde bir yılda 50 milyondan fazla insan ölür. Birinci dünya savaşında ölenlerden daha fazla insanın ölümüne sebep olur.

Ve şimdi de corona virüsünün yaratığı pandemi.

Komplo teorilerini severiz.

Viral bir biyolojik savaş mı? 

Henüz bilinmiyor, ama şüpheler yok değil.

Yoksa laboratuvarlarda genetik yapılarıyla mı oynanıyor belli değil. 

Tartışmalı bir konu.

Virüsler doğal olarak mutasyona uğrayıp şekil değiştiriyorlar.

Ama işte virüse bağlı enfeksiyon bir anda milyonlarca insanı yok edip, milletleri tarih sahnesinden silen, devletleri çökerten,medeniyetleri bitiren, dolayısıyla diplomatik ve ticari zararlar, iflaslar oluşturan salgınlar nedeniyle hafife  alınamaz.

Düne kadar refah toplumu olmanın keyfini yaşayan Avrupa’lı devletler bugün bu küresel corona salgınının merkezine dönüştü. 

Her yerde devletler sınır kapılarını, insanlar evlerinin kapılarını kapatıyor ve herkes kendi içine kapanıyor.

Peki kadar zaman sürecek bu durum ve sonra ne olacak?

Her insan aynı ruhsal dayanıklık gücüne sahip değildir. Ama bazı insanla daha hassas. 

İnsan hayatını tehdit eden durumlar tüm insanları olumsuz etkileyebiliyor.

Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen doğal afetler, savaşlar, trafik ya da uçak kazalarında hemen herkes etkilenir ve üzülür.

Hele acil, ambulans, hastane haberlerini  birbirleri ile yarışırcasına televizyon kanalları vasıtasıyla günü 24 saati yayınlarda fazla köpürtüldüğünü, dolayısıyla duyarlı olan insanlar, sanki bu yaşanan ve yaşanacak durumları içselleştirerek yaşıyormuşcasına duygusal tepkiler geliştirir. Strese girer, kaygılanır ve sarsılırlar. 

Duygusal açıdan olaylardan etkilenmek için psikiyatri hastası olmak gerekmiyor.

Yaşadığımız bu zamanlarda corona virüs salgınının tüm insanlık üzerinde geniş bir kaygı dalgası  meydana getirmesinin nedeni budur.

Ancak bazı kişilerde daha güçlü bir stres, kaygı ve panik bir etki meydana getirdiğini klinik olarak gözlemlemekteyiz.

Kaygının, gelecek korkusunun ve tedirginliğin ön planda olduğu, en küçük sorunları büyüterek felakete dönüştüren kişilerde çok daha belirgin bir etkileme olduğunu söyleyebiliriz.

Bu ve benzeri olayların yaşandığı dönemlerde özellikle panik bozukluğu olmak üzere, kaygı bozukluğu ve takıntı hastalığı yani OKB’li kişilerin çok daha fazla etkileneceğini biliyoruz.

OKB’nin en yaygın görülen türünde mikrop kapma ve kirlenme endişesi vardır. Bu hastalar, bu tip salgınların söz konusu olmadığı zamanlarda bile çevrelerinde ciddi hastalıklara sebep olabilecek bir mikrop kapacağı şeklinde düşüncelere sahiptirler. Tüm dünyayı etkisi altına alan ve ölümcül sonuçlar doğurabilen corona virüs hakkında  takıntılarının artarak ortaya çıktığını klinik olarak gözlemliyoruz.

Kaygılı beklentiler içine giren bu kişilerde, kaygı, stres, uyku bozuklukları, dikkat dağınıklığı, panik ataklar ortaya çıkabilir.

Ben, corona virüsü nedeniyle, çok aşırı panik ve kaygılı davranıldığını, bilinçli olarak fazla köpürtüldüğünü, etkilerinin de influenza (grip) nezlesi düzeyinde olacağını düşünüyorum.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77