Davranım Bozukluğunun temel özellikleri başkalarının temel haklarına saldırıldığı ya da yaşa uygun başlıca toplumsal değerlerin ya da kuralların hiçe sayıldığı yineleyici bir biçimde ve sürekli olarak görülen bir davranış örüntüsüdür.

Bu davranışlar dört ana gruba ayrılabilir. Saldırgan davranış, burada diğer insanlara ve hayvanlara fiziksel zarar verilir ya da fiziksel zarar tehdidi vardır. Saldırgan olmayan davranış da ise eşyaların kaybı ya da tahribi vardır. Dolandırıcılık ya da hırsızlık ve kuralların ciddi bir biçimde ihlali vardır. Bu davranışlardan üç ya da daha fazlasının 12 ay boyunca bulunması ve son altı ay boyunca en az bir davranışın bulunması gerekmektedir. Davranışlardaki bu bozukluklar klinik olarak önemli derecede toplumsal, okuldaki ve mesleki işlevsellikte aksaklıklara neden olur. 

  Davranış Bozukluğu tanısı 18 yaşından büyük bireyler için de geçerlidir, ancak bu durumda Antisosyal Kişilik Bozukluğu tanı ölçütlerinin karşılanmamış olması gerekir. Bu davranış örüntüsü genelde ev, okul ya da topluluk gibi değişik ortamlarda gözlenir. Davranış Bozukluğu olan bireyler genelde kendi davranışlarını sorun olarak getirmezler, bu yüzden klinisyen  diğer bireylerden ek bilgiler toplamalıdır.

  Bu bozukluğu olan ergen ve çocuklar sıklıkla saldırganca davranabilir ve saldırganca tepki gösterirler. Bu çocuklar pervasız, kabadayı, tehdit edici ya da alaycı davranışlar sergilerler. Çoğu zaman kavga başlatırlar, başkalarının ciddi bir biçimde fiziksel olarak yaralanmasına neden olacak bir silah (örn. tuğla, kırık şişe, bıçak, tabanca ya da sopa) kullanabilirler diğer insanlara fiziksel olarak acımasız davranabilirler ya da hayvanlara karşı acımasız olabilir, başkalarının gözü önünde hırsızlık yaparlar, birilerin cinsel etkinlikte bulunması için zorlayabilirler. fiziksel saldırı, tecavüz, dayak ve nadiren öldürme gibi davranışlarda bulunabilirler.

  Diğer insanlara ve eşyalara ciddi hasar verme bu bozukluğun temel özelliklerindendir ve kasıtlı yangın çıkarabilirler ve zarar vermek amacıyla diğer birçok yöntemleri de kullanırlar.

  Dolandırıcılık ya da hırsızlık sıktır, bu başkalarının evine, binasına girmek ya da arabasını çalmak biçimde olabilir. Sıklıkla bir şey elde etmek, bir çıkar sağlamak ya da yükümlülüklerinden kaçınmak için sözünde durmaz ya da yalan söylerler (yani başkalarının ”kandırırlar”) ya da kimse görmeden gizlice değerli şeyler çalarlar (örn. alışveriş sırasında gizlice mağazalardan mal çalma, sahtekarlık).

  Tipik olarak kuralları ciddi bir biçimde bozma eğilimi vardır. Okul ve aile içi yasaklara karşın bu çocuklar 13 yaşından önce geç saatlere kadar dışarıda kalırlar, geceyi dışarıda geçiren evden kaçmalar görülebilirler. Davranım Bozukluğunun belirtisi olarak kabul edilebilmesi için kaçmanın en az iki kez olması gerekir. Bu bozukluğu olan çocuklar 13 yaşından önce başlayarak okuldan kaçabilirler. Bunun erişkinlerdeki karşılığı ise herhangi bir geçerli neden olmadan işe gelmemeleridir.

  Alt tipleri

  Bozukluğun başlama yaşına göre Davranım Bozukluğu iki alttipe ayrılabilir (yani Çocuklukta Başlayan Tip, Ergenlikte Başlayan Tip). Bu alttipler bozukluğun gerek belirtileri gerekse gidiş, sonlanım ve cinsiyet oranı yönünden farklılıklar gösterirler. Bu iki alttip hafif, orta ve ağır derecelerde olabilir. Başlangıç yaşını değerlendirirken bilgi hem çocuktan, hem de bakımverenden elde edilmelidir. Çünkü davranışların çoğu saklanabilir olduğundan daha az bildirilebilir ya da başlangıç yaşı daha geç olarak belirtilebilir.

  Çocuklukta Başlayan Tip; Davranım Bozukluğuna özgü en az bir tanı ölçütünün  10 yaşından önce ortaya çıktığı alttipi içerir. Bu tipte bireyler genelde erkektir, sıklıkla başkalarına karşı saldırgandırlar, arkadaşlık ilişkileri bozuktur, erken çocukluk döneminde Karşıt Olma-Karşıt Gelme Bozukluğu geçirmiş olabilirler ve sıklıkla daha ergenlik dönemi öncesinden beri Davranım Bozukluğu ölçütlerini karşılayan belirtiler taşırlar. Bu bireyler ergenlikte başlayan alt tipe göre daha kalıcı Davranım Bozukluğu gösterirler ve ileride Antisosyal Kişilik Bozukluğu geliştirirler.

  Ergenlikte Başlayan Tip: Bu alttipte 10 yaşından önce Davranım Bozukluğuna özgü hiçbir belirti gözlenmez. Çocuklukta Başlayan Tip ile karşılaştırıldığında bu bireylerde saldırgan davranış daha az gözlenir, daha normal arkadaş ilişkileri vardır. Bu bireylerde saha az sıklıkla kalıcı Davranım Bozukluğu ya da Antisosyal Kişilik Bozukluğu gelişir ve yine bu tipte Çocuklukta Başlayan Tipe göre erkek-kız oranı daha düşüktür.

  Ağırlık Derecesi Belirleyicileri

  Hafif: Tanı koymak için gerekli olan davranım sorunlarından ya en azı vardır ya da daha fazlası varsa bile bu davranım sorunlarının görece başkalarına verdiği zarar çok az ise bu tanı konabilir (örn. yalan söyleme, okuldan kaçma, hava karardıktan sonra izin almadan dışarıda kalma).

  Orta Derecede: Davranım sorunlarının sayısı ve başkalarına zarar etkisi ”hafif” ile ”ağır” arasında ise bu  tanı konabilir. (örn. başkası görmeden çalma, yıkıp dökme).

  Ağır: Tanı koymak için gerekli olduğundan çok daha fazla davranım sorunu varsa ya da davranım sorunlarının başkalarına verdiği zarar çok ise bu tanı konabilir (örn. cinsel ilişkiye  zorlama, fiziksel acımasızlık, bir silah kullanma, kurbanının gözü önünde çalma, kırıp girme).

  Eşlik Eden Özellikler ve Bozukluklar 

  Eşlik eden tanımlayıcı özellikler ve mental bozukluklar, Davranım Bozukluğu olan bireyler diğer insanların duygularını, arzu, istek ve beklentilerini umursamazlar ve empati yapamazlar. Özellikle belirsiz durumlarda bu bozukluğu olan saldırgan bireyler diğerlerinin niyetlerini düşmanca ve tehdit edici olarak algılayabilirler, saldırgan tepkiler verirler ve bu tepkilerinde de haklı ve mantıklı olduklarına inanırlar. Bu bireyler oldukça katı, arsız olabilirler ve duruma uygun suçluluk ya da pişmanlık duygularını göstermeyebilirler. Bu bireylerin zaman zaman  dışarıya karşı gösterdikleri pişmanlık ve suçluluk duygusunun içten olup olmadığını değerlendirmek oldukça zordur, çünkü cezayı hafifletmek ya da engellemek için böle davranabilirler. Bu bireyler sıklıkla arkadaşlarını ele verebilirler ve kendi suçları nedeni ile başkalarını suçlayabilirler. Güçlü görünmeye çalışsalar da kendilerine güvenleri genelde düşüktür. Düşük engellenme eşiği, irritabilite ve öfke atakları sergilerler. Kaza oranının Davranım Bozukluğu olan bireylerde, olmayanlara göre daha yüksek olduğu gözlenmektedir.

  Davranım Bozukluğu, sıklıkla cinsel davranışın erken başlaması, alkol, sigara, yasadışı maddelerin kullanımı ve riskli düşüncesiz davranışlarla da kendini gösterir. Yasadışı ilaç kullanımı Davranım Bozukluğunun kalıcı olma riskini artırır. Davranım Bozukluğu okuldan atılmaya, çalışma yaşamında uyumsuzluğa, yasal zorluklar yaşamasına neden olur, ayrıca bu bireyler cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklar taşırlar, plansız gebeliğe, kaza ve kavgalardan dolayı fiziksel yaralanmalara maruz kalırlar. Bu sorunlar okul yaşamını, öz ya da koruyucu aile içindeki yaşamlarını bozabilir. İntihar düşüncesi, intihar girişimleri ve sonlandırılmış intihar beklenen oranlardan daha fazladır. Davranım Bozukluğu ortalama zekadan daha düşük bir zeka ile ilişkili olabilir. Okul başarısı özellikle okuma ve diğer sözel becerilerde sıklıkla yaşa ve zekaya göre beklenen düzeyin altındadır ve ek bir Öğrenme ya da İletişim Bozukluğu tanısını düşündürebilir. Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu, Davranım Bozukluğu olan çocuklarda sıktır. Davranım Bozukluğu aşağıdaki bir ya da daha fazla mental bozuklukla ilişkili olabilir. Bunlar, Öğrenme Bozuklukları, Anksiyete Bozuklukları, Duygudurum Bozuklukları ve Madde Kullanımı ile  İlgili Bozukluklardır. Aşağıdaki etkenler bireyde Davranım Bozukluğu gelişimine yol açabilir. Anababanın  reddi ve ihmali, huysuz bebeklik dönemi, bakımdan ve eğitimden tutarsızlıkların ve baskının olması, fiziksel ya da cinsel sömürü, denetim eksikliği, erken dönemlerde başlayan bir kurum yaşamı, bakım veren kişilerin sık değişmesi, aile büyüklerinin sayısının fazla olması, suçlu çocuk gruplarıyla arkadaşlık etme ve çeşitli ailesel psikopatolojiler.

  Eşlik eden laboratuvar bulguları: Bazı araştırmalarda Davranım Bozukluğu olan bireylerin bu bozukluğu olmayan bireylere göre daha düşük kalp hızı deri iletimi olduğu bulunmuştur. Yine de, fizyolojik uyarılma düzeyleri bu bozukluğa özgü değildir.

  Özgül Kültürel, Yaşa ve Cinsiyete Bağlı Özellikler

  Davranım Bozukluğu tanısının bazen bireyin kendisini koruma amacıyla yaptığı davranışlar için (örn. tehdit edildiği, suçun yüksek olduğu, yoksulluğun olduğu ortamlarda) yanlış olarak konduğu görüşü vardır. Mental bozukluk tanımı ile tutarlı olarak Davranım Bozukluğu tanısı, davranışın çevresel bir uyarıya tepki olmadığı ve bireyin işlevinin bir belirtisi olduğu zamanlarda konmalıdır. Toplumsal çevreye verilen basit tepkiyse bu tanı konmamalıdır. Savaşan bir bölgeden göç etmiş ve yaşamını sürdürmek için saldırgan davranması kaçınılmaz olan gençler için Davranım Bozukluğu tanısı konmamalıdır. Bu noktada klinisyenin istenmeyen davranışların ortaya çıktığı ortamın toplumsal ve ekonomik kapsamını düşünmesi gerekir.

  Bu bozukluğun belirtileri yaş ile fiziksel güç, bilişsel yetenekler ve cinsel olgunluk arttıkça değişkenlik gösterir. Daha düşük şiddette davranışlar (örn. yalan söyleme, mağazalarda mal çalma, kavga-döğüş) daha erken ortaya çıkarken, diğerleri (örn. hırsızlık) daha sonraları ortaya çıkarlar. Tipik olarak, en şiddetli davranış sorunları (örn. tecavüz, kurbanla karşı karşıya olan hırsızlık) en son ortaya çıkan belirtilerdir. Ancak bireyler arasında oldukça önemli farklılıklar gözlenir. Bazıları en zarar verici davranışları erken yaşlarda gösterebilirler.

  Davranım Bozukluğu, özellikle Çocuklukta Başlatan Tip erkeklerde daha yaygındır. Ayrıca özel tipteki davranım sorunlarında da cinsiyet farkı gözlenir. Davranım Bozukluğu olan erkeklerde daha sıklıkla kavga, çalma, sabotaj ve okul disiplin sorunları gözlenirken, Davranım Bozukluğu olan kızlarda daha çok yalan söyleme, fahişelik, madde kullanımı, evden kaçma, okuldan kaçma gibi belirtiler gözlenir. Erkeklerde açık saldırganlık daha sık görülürken, kızlarda saldırganlık daha gizli bir biçimdedir.

  Davranım Bozukluğu prevalansının son on-yirmi yılda artmış olduğu gözlenmektedir. Kentlerde, kırsal bölgelerden daha sıktır. Prevalansı 18 yaşın altındaki erkeklerde  % 6-16 arasında, kızlarda ise % 2-9 arasında değişir. Davranım Bozukluğu psikiyatri kurumlarında gerek yataklı kurumlara, gerekse polikliniklere başvuran çocuklarda en sık tanısı konan bozukluklardan birisidir.

  Gidiş

  Davranım Bozukluğunun başlangıç yaşı 5-6 yaşlarına kadar erken olabilir, ancak genellikle geç çocukluk ya da erken ergenlik döneminde başlar. 16 yaşından sonra başladığı nadir görülür. Davranım Bozukluğunun gidişi oldukça değişkendir. Bireylerin  çoğunda hastalık erişkinlikte geçer, ancak daha az orandaki davranışlar erişkinlik döneminde de görülmeye devam eder ve bunlar Antisosyal Kişilik Bozukluğu tanı ölçütlerini karşılar. Davranım Bozukluğu olan birçok kişi, özellikle Ergenlikte Başlayan Tip ile hafif  ve az belirtileri olanlar erişkinlik dönemlerinde belirli bir toplumsal ve mesleki uyum gösterebilirler. Erken başlangıç kötü sonlanımı düşündürür ve erişkinlikte Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Madde Kullanımına Bağlı Bozuklukların riskini artırır. Davranım Bozukluğu olan bireyler ilerisi için duygudurum ya da Anksiyete Bozukluğu, Somatoform Bozukluğu ve Madde Kullanım Bozuklukları için yüksek risk taşırlar.

  Ailesel Özellikler

  İkiz ve evlat edinme çalışmalarından elde edilen veriler Davranım Bozukluğunun genetik ve çevresel bileşenler taşıdığını göstermektedir. Antisosyal Kişilik Bozukluğu olan kan bağı ya da üvey anababanın çocuğunda ve kardeşinde Davranım Bozukluğu riski yüksektir. Alkol Bağımlılığı, Duygudurum Bozukluğu, Şizofreni, Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu ya da Davranım Bozukluğu öyküsü veren anababaların birinci derece de çocuklarında bu bozukluk daha sıktır.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77