Diş macunu günümüz insanları için o kadar sıradan bir kullanım malzemesidir ki, evde ve iş yerlerinde renk renk bulunan, onları sadece bittikleri zaman atarız. Çocuklarımız daha konuşmadan, hiç bir şeylerin farkında değillerken bu maddelerle dişlerini  fırçalamayla başlıyorlar. Unutulmamalı ki ağız hijyeni diş bakımı günleri binlerce yıldır hayatımızdadır.

  Dünyanın en eski ve ilk diş macunu formülü Antik Mısırlılara aittir. Mısırlıların macun formülü M.Ö. 500. yüzyıllara dayanıyor. Antik Mısırlıların bu formül nane çiçeği, tuz ve biber karışımıydı. Bu Antik Mısır diş macunu diş etlerinde kanamalara neden olmasına rağmen işe yarıyordu. Hatta 20 yüzyıl macunlarından daha az zararlı olduğunu bu gün artık çok rahat ifade edebiliriz.

  Günümüz dünyasında kullanılan diş macunlarının içinde sayısız kimyasal maddeler var. En büyük tehlike özellikle küçük çocuklar ağızlarını iyi çalkalamadıkları için bu maddelerin önemli bir kısmını yutuyorlar ya da madde dil ve ağız mukozasından vücutlarına geçiyor.

  Konuyu daha iyi ve detaylı anlayabilmek için diş macunun içeriğine bir göz atalım.

  Aşındırıcılar (dikalsiyum fosfat, sodyum metafosfat, kalsiyum karbonat, silika, zirkonyum, silika veya kalsiyum fosfat), Temizleyici maddeler (sodyum loril sülfat, sodyum N-Loril sorkoniset), Bağlayıcı maddeler (sodyum karboksimetil selüloz, karajenen, ksantin sakızı,alginat), Nemlendiriciler (gliserol, sorbitol ve proplen glikol), Aroma veren, tatlandırıcı ve renklendirici maddeler (nane, yeşil nane, tarcın, wintergren, mentol), Koruyucu maddeler (alkol, triclosan, benzoart, formaldehit ve iki klorkifenol), Florür ve diğer tedavi edici maddeler. Florür genellikle dişlerin çürümesini önlemek amaçlı olarak kullanılmaktadır.

  -Evet ağız hijyeni önemli çok önemli. Ama çok sayıda kimyasal maddeler içeren diş macunların içeriği hakkında ne biliyoruz?

  -Çocuklarınıza diş fırçalamayı öğretirken ya da erişkin birey anne ve baba olarak sizler dişlerinizi fırçalarken içinde sayısız kimyasal madde içeren diş macunlarının verdiği zararların farkında mıyız?

 Diş macunu içeriğinde bu çok sayıdaki kimyasalların erişkinler ve özellikle çocuklar için zararlı olduğu yapılan araştırmalar göstermektedir. Bu yazıda sadece sodyum florür ve triclosan adlı kimyasalların zararlarını anlatmak istiyorum.

  Sodyum florür, yeryüzünde yaygın olarak bulunan doğal bir madde; suda çözülen bir zehirdir. Renksiz, kokusuz ve tatsız olması nedeniyle 19. yüzyılda fare ve haşare zehirinde kullanılan ve hatta panzehiri olmayan bir zehirdir. Florür günlük yaşamımızda diş macunları, gargaralar, çiklet, bir takım hazır gıdalar, ilaçların içeriğinde ve  dahası şebeke suyunda karşımıza çıkan bir madde.

  Sodyum florürün etkilediği organların başında epifiz bezi gelir. Epifiz bezi ya da pineal gland zihnimizin pişişik algı merkezidir. Bir bezelye tanesi büyüklüğünde olan bu minik organ olan epifiz sağ ve sol lobun tam ortasında bulunur ve Hipofiz bezinin arkasında küçük bir oyuğun içine yerleşmiştir. Beynimizin her bölümü simetriktir., bu yüzden tüm bölümlerden iki tane bulunur. Bunun tek istisnası epifiz bezidir. Epifiz bezi DMT, serotonin ve melatonin hormonları salınmaktadır. Bu hormonların önemine kısaca göz atalım.

  DMT (dimetiltriptamin) diğer bir deyişle ruh molekülü epifiz tarafından uyku sırasında salınır. İnsanlarda, bitkilerde ve hayvanlarda DMT bulunur. İnsanda en çok doğum ve ölüm anında salgılanır ve insan bilinci üzerinde çok etkilidir. Öyle ki ruhun vücuda girip çıkmasını sağlayan hormon olarak adlandırılır. Serotonin, insanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotranmitterdir. Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür. Bu nedenle mutluluk hormonu olarak bilinir. Melatonin epifiz bezinin pineolasit adı verilen hücrelerinden salgılanır. Biyoritmi belirler ya da biyoritm üzerinde etkilidir. Pineolasit hücreleri ışığa duyarlıdır. Elektromanyetik dalga yoğunluğu arttıkça melatonin salgılanması azalır. Vücutta bir çok biyolojik ve fizyolojik süreci etkilediği bilinen melatonin hormonu uyku bozukluklarından psikolojik rahatsızlıklara kadar pek çok durumu doğrudan etkilemektedir. Uzun uçak yolculukları sonrası yaşanan jetlag belirtilerinin ortaya çıkmasının sebebi de melatonin üretiminin sekteye uğramasıdır. Kısaca duygusal ve zihinsel sağlık için gerekli olan antijenleri yani DMT, serotonin ve melatoninin tek doğal kaynağıdır. Seratonin ve melatonin olmadan ne keyifli bir gece uykusu çıkarabiliriz, ne de varoluşumuzun mutlu, çok mutlu olmanın keyfini çıkarabiliriz. DMT olmadan olmadan spiritüel bağlılık yoktur. Ve aslında tüm yaşamın neşesi, canlılığ yitirilir.

”Üçüncü göz” ya da ”aklın ışığı” olarak da adlandırılan epifiz bezi genelde karanlık ortamlarda devreye girer. İlginç olan epifiz bezinin tıpkı göz gibi ışığa duyarlı olmasıdır. Kapalı ve ışıksız bir ortamda olmasına rağmen deri yoluyla ışık olup olmadığını anlar. Mesela bacağınıza arkadan bir ışık gelse dahi hemen fark eder. Gözler ışıklı ortamda işlevini yerine getirirken epifiz bezi tam tersi hiç ışığın olmadığı ortamda harekete geçer.

 -Epifiz bezini en büyük düşmanı nedir?

 -Cevap florürlü diş macunları, Yapılan araştırmalarda epifiz bezinin tıpkı bir mıknatısın demiri çektiği gibi florürü çekerek kireçlenmesine ve işlevini kaybetmesine neden olur.

 -Florür başka nerelerde kullanılıyor?

 -Diş macunları dışında, şebeke sularında, tavuk bulyonda, hazır çorbalarda, bebek mamalarında, gazlı içeceklerde, teflon tavalarda, hazır meyve sularında, paketli ya da işlenmiş gıdalarda ve sigarada.

Ve şimdi diyeceksiniz ki biz bunları hemen her gün kullanıyoruz. Bu mineral biyobirikimli kimyasallar arasındadır. Yani vücutta girdikten sonra yok olmaz. Ve vücuda ilave ettikçe birikmeye devam eder. Sürekli kullanıldığında içindeki kimyasallar insanı yavaş yavaş zehirleyip beyin gücünü ciddi ölçüde azaltır.

 -Neden bunu yapıyorlar?

 -Cevap çok yalın değil, belki bir şekilde üst boyutlarla bağlantı sağlayan ve ilişkide bulunan bu organımızı çalışamaz hale getirmek, insanları sürü halinde sisteme hizmet eden uyumlu bireyler yapmak, kolay yönetmek ve çalıştırmak istemek olamaz mı? Yapılan testlerde florürün insanları itaatkar yaptığı görülmüştür. Başlangıçta askeri alanda kullanılmaya başlanan bu madde daha sonra tüm sivil hayata yayılmış.

  Neden sadece askerler itaat etsin ki, tüm toplum itaat etse daha iyi olmaz mı?

  Sodyum florür nörotoksik bir madde olup, en çok epifiz bezine zarar vermesine ilaveten tüm beyin ve sinir hücrelerini tahrip eden, beyinde düşük zekaya, algılama bozukluğuna neden olan, kişiyi aptallaştıran ve IQ’yu azaltan etkiye sahip olduğu,  Alzheimer benzeri hafıza rahatsızlıklarına yakalandıkları gözlemlenmiştir. Florür zehirlenmesine bağlı kullanıcılarda olarak hormon bozukluklarına, erkeklerde iktidarsızlık, kısırlık ve prostat  kanserlerine, kızlarda erken puberte gelişimine, kadınlarda meme, rahim kanserine, doğum kusurlarına ve fetüs ölümlerine neden olabileceği, kalp ve damar hastalıklarına, obesiteye ve allerjilere yol açabileceğini, kemiklerde dayanıklılığı azalttığı, özellikle çocuklarda kemik kanseri riskini 2-7 kat artırdığına dair bulgular var.

  Florida Üniversite’sinde yapılan bir araştırmaya göre, bir çok ünlü macununda triclosan maddesinin bulunduğu, tricolosanın anne karnında bebeğe zarar verdiği, yine ıslak mendillerde de bulunan triclosan maddesinin anne karnında yeterli oksijeni almasına engel olduğu, bunun bebeklerin beyinlerinde ve karaciğer hasarına neden olduğu bulunmuştur.

  Ne yapılmalı?

  -İçme suyunuzda, diş macununuzda, gargaranızda ve cikletinizde sodyum florür gibi nörotoksinlerle bizi besleyen bir toplumda yaşadığınızda, o florürlü olan şeyler dişlerinizin sağlıklı olmasını değil, kelimenin tam anlamıyla spiritüel özümüzle ve yaşantılarınızdaki ‘farkındalığın’ yüksek merkezleriyle olan iletişiminin yitirmenizi getirecektir

  -Florürlü yiyecekleri, içecekleri ve florürlü diş macunları hayatınızdan çıkarınız.

  -Florürlü suları içmeyiniz ve yemeklerinizde kullanmayınız

  -Kendi diş macununuzu yapabilirsiniz,

  -Organik ve doğal katkılı diş macunları alabilirsiniz.

  -Doğal bir madde olan ve kimyasal bir madde içermeyen misvak çubuklarını kullanabilirsiniz.

CategoryYazılarım

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77