Hormonların beyin üzerinde büyük bir etkiye sahip oldukları fikri, heyecan verici yeni araştırmaların konusunu oluşturuyor. Bilim insanları uzun zamandan beri, sürekli hareket halindeki cinsiyet hormonlarının, beynin gelişiminin ilk aşamalarında, günlük olayları hatırlama ve belirli öğrenme şekilleri konusunda, beynin hayati bir parçası olan hippocampusu şekillendiğini biliyorlar.

Sadece kısa bir süre önce, östrojen gibi hormonların ve kortzol gibi stres hormonlarının beynin şekillenmesine yardımcı olduklarını fark ettiler. Bu hem iyi hem de kötü bir haber

 Araştırmacılar uzun dönemli kronik stres hormonları beyne zarar verir diyorlar. Bunun nedeni sadece stresin sizi huzursuz, sinirli, depresif ya da yorgun duruma getirmesi değil. Yakın zamanlarda yapılan araştırmalar, sürekli stresin beyin hücrelerinin yapısını ve işleyişinide değiştirdiğini ortaya çıkardılar.

 Stres, ”dövüş ya da kaç” sendromuna yol açar. Bu sendrom, vücudu, tıpkı ormanda kükreyen bir aslan gibi, kendisini korumak için tehlikelere karşı harekete geçiren kortikosteroid, adrenalin gibi stres hormonlarının salgılanmasına neden olan ilkel bir tepkidir. Eskiden olduğu gibi bugün de kısa vadeli stres beynin çalışması açısından faydalı olabilir. Örneğin, bir sınava girerken ortaya çıkan stres, adrenalin patlamasına yol açabilir ve bu da hafızaya destek olur.

Fakat çalışmadan işten kaynaklanan moral bozukluğu, trafik sıkışıklığı, ekonomik ya da parasal konusundaki endişeler gibi günlük olaylardan kaynaklanan uzun süreli ve gereksiz stres, önemli sinirsel bağlantılarını aşındırarak ve nihayetinde unutkanlığa neden olarak, beyninizin yavaş yavaş yıpranmasına neden olabilir. Araştırmalar, kronik stresin aslında hippocampusun, yani beynin hafıza merkezinin küçülmesine neden olduğunu iddia ediyorlar.

 Stanford’da hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, bir kaç hafta boyunca yüksek oranda glucocorticolide maruz kalmanın sinir hücrelerine giden liflerin kuruyup büzüşmesine yol açtığını ve böylece mesaj iletiminin aksadığını gösteriyor.

 Kronik süreli stresten kaynaklı olarak yıllar boyunca glucocoticoide maruz kalmak, sinir hücrelerini, hafızanın ölmesinin sorumlusu haline getirebilir. Bu hafıza kaybı tıpkı bir felç ya da inmenin ardından sinirlerin ölmesi gibi algılanabilir.

 Sonuç olarak stres, beyin hücrelerinin körelmesine ya da ölmesine, serbest kök kimyasallarının ortaya çıkmasına yol açar.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77