Zihninizin iki düzeyi vardır, biri bilinçli ya da akılcı düzeydir. Diğeri ise bilinçaltı ya da akıl ötesi düzeydir.

Bilinçli zihninizle düşünürsünüz ama düşünce alışkanlıklarınız bilinçaltınıza gömülür ve bilinçaltınız düşüncelerinizin yapısına göre yaratıcılıkta bulunur.

Bilinçaltınız gördüklerinizin, bilgi birikiminizin, deneyim ve tecrübelerinizin, düşüncelerinizin, duygularınızın, hislerinizin depolandığı bölgedir. İşte yaratıcı zihinde burasıdır.

Eğer iyi şeyler düşünürseniz iyi şeylerle karşılaşırsınız. Kötü düşünürseniz arkasından da kötü şeyler gelir. İşte zihniniz böyle çalışır.

Bilinç ve bilinçaltı iki ayrı eylem sahasından ibarettir. Bilinçli zihniniz akıl yürüten bölümdür. Örneğin oturacağınız semti, birlikte yaşayacağınız insanı bu bölümü kullanarak seçersiniz. Bütün kararları bilinçli zihninizi kullanarak alırsınız.

Bilinçaltınız kendisine gönderilen her şeyi ya da bilinçli zihninizde inandığınız her şeyi içeri kabul eder. Bilinçli zihniniz gibi bunlar üzerinde akıl yürütmez, tersini empoze etme yönünde girişimlerde bulunmaz. Bilinçaltınız, iyi ya da kötü her türlü tohumu yeşerten toprak gibidir. Düşünceleriniz de aktiftir ve bu tohumlara benzetilebilir.

Dışarıdaki nesnelerle ilgilendiği için bilinçli zihniniz objektif (nesnel) zihin olarak adlandırılabilir. Objektif zihin nesnel dünyadan kavradığı bilgileri alır. Gözlem ortamını beş duyumuz oluşturur. Objektif zihniniz gözlem, deneyim ve eğitim aracılığıyla öğrenir. Bilinçli zihnin en önemli işlevi akıl yürütmedir

Bilinçaltınız ise sübjektif (öznel) zihin olarak da adlandırılabilir. Sübjektif zihniniz, beş duyunun çevreden algılayarak gösterdiği bilgiden bağımsız çalışır. Burası, duygularımızın ikametgahı ve anıların deposudur. Sübjektif zihninizin en yüksek performansla çalıştığı zamanlar; objektif duyularınızın askıya alındığı, yani kullanılmadığı zamanlardır. Bilinçaltı zihniniz sizinle tartışmaya girmez. Bu nedenle, yanlış önerilerde bulunursanız, o bunları doğru kabul edecek ve bu önerileri koşul, deneyim ve olay olarak karşınıza getirecektir.

Newton’un mekanik fiziği, her fenomeni açıklamaya yetmiyordu. Einsthein’in görelilik teorisi bir devrim yaratmıştı. Ama bu sadece bir başlangıçtı. Fizikçiler Kuantum fiziğinden, Holografik evrenden, Belirsizlik yasasından söz ediyorlar.

Önceden belirlenmiş bir kader var mıdır?

İnsanın kaderini kim ve ne belirliyor?

Mutluluk nasıl tarif edilir?

Neden bazı insanlar mutsuzken diğerleri mutludur?

Neden bazı insanlar neşe ve zenginlik içindeyken, diğerleri yoksulluk ve sefalet çeker?

Neden bir insan işinde ya da mesleğinde dahiyane işler yaparken, diğeri ne denli dirsek çürütürse çürütsün doğru düzgün bir iş beceremez?

Neden bazı insanlar herkesin çaresiz dedikleri bir hastalıktan kurtulurken diğerleri ölüp gider?

Bir hayat yaşarken olanların ya da olacakların cevabını çok daha önceden bilebilir miyiz?

Bu soruyu başka bir şekilde sorarsak, gelecekteki yaşamınıza, sağlığınıza, mutluluğunuza, zenginlik ya da varlığınıza doğru nasıl yön verebilir siniz?

Yaşamı bolluk, mutluluk ve ihtişam içinde yaşayabilir misiniz?

Kısaca bu yön vermenin sırrı var mıdır?

Varsa cevabı nedir?

Bilincinizin ve bilinçaltınızın bir yerlerinde bu sorulara bir cevap bulabilir misiniz?

Tarihteki en büyük insanları başarıya götüren bir sır var mıdır?

Bu sırra ulaşmanın mutlaka bir yolu olmalıydı.

İşte bu yol ve sır bize bilinçaltını ve bilinçaltının gücünü gösteriyor.

Önceden belirlenmiş bir kader yoktur.

Aslında kaderinizi kendiniz belirliyorsunuz.

İnsanlığı birleştiren, sevgiyi ve hayat içinde mutlu olmayı öğreten, iç özgürlüğünü geliştiren, kendinizi tanımaya yardımcı olan bir bilgi ve bir sır olmalı!

Sır; bilinçaltınızın gücüdür, işte bu sır size istediğiniz her şeyi verir.

Ne istiyorsunuz?

Mutluluk!

Huzur!

Sağlık!

Ya da servet!

Ne isterseniz yapabilir, nasıl yaşamak isterseniz yaşayabilir ya da ne seçerseniz ona sahip olabilirsiniz.

Gerçekte ne istiyorsunuz?

Milyoner olmak ister misiniz?

İnsan hayatında ruh ve beden sağlığında, insan ilişkileriyle ilgili gerçekleşen mucizeler sizin de başınıza gelebilir, ama önce bilinçaltınızın sihirli gücünü fark etmelisiniz.

İşte sır, bilinçaltınızın sihirli gücü, olanların ve olacakların cevabıdır.

O halde cevapta, sırın nasıl uygulanacağını bilmekle ilgilidir.

Nerede yaşadığınız, kim ve nereli olduğumuz önemli değil.

Hepimiz aynı şekilde işleyen bir sonsuz güçle çalışıyoruz, hepimiz tek bir güçle çalışıyoruz, aynı şekilde yolumuzu buluyoruz,

Evrenin doğası o kadar kesin ki!

Hiç düşündünüz mü?

Zorlanmadan uzay gemileri saniyelik farklarla hedefine ulaşıyor.

Sır; insanların arayacağı en son yer olan kendi bilinçaltımızın içinde, mucizeler yaratan o harika güçtür.

Bu gücü ele geçirmenize gerek yoktur; ona zaten sahipsiniz.

Zihninizin yasası inanç yasasıdır.

Bunun anlamı zihninizin çalışma biçimine inanmanızdır.

Zihninizin inandığı şey, zihninizdeki düşüncedir –bu kadar basit- ne fazla ne eksik.

Neye inanırsanız onunla karşılaşacaksınız.

Kırgınlık, yargılama, suçluluk ve korku; bu dört duygu hem bedenimiz, hem de yaşamımızdaki temel sorunların kaynağı oluyor.

O zaman düşüncelerinizi değiştirin ki kaderiniz de değişsin.

Tüm deneyimleriniz, olaylar, koşullar ve eylemler bilinçaltınızın düşüncelerinize verdiği tepkilerdir.

Her düşünce bir neden, bir etkidir ve her koşulda bir sonuçtur.

Başınıza gelen her şeyi, siz kendinize ve siz yaşamınıza çekiyorsunuz.

Yaşam gerçekten çok basit.

Ne ekersek onu biçiyoruz.

Kendi hakkımızda düşündüklerimiz, sonuçta kendi gerçeğimiz oluyor.

Aklımızda oluşturduğunuz her düşünce geleceğinizi yaratıyor.

Hepsi zihninizde tuttuğunuz süretlerdir.

Bu da düşüncelerinizdir,

Neyi düşünürseniz onu kendinize çekersiniz ve o hale gelirsiniz.

Çevrenizdekilere sürekli olarak, ‘ben bunu alamam, ben bu işi başaramam, ben bu işe girersem batırırım’ derseniz, öyle düşünürseniz, bilinçaltınız sizi söylediğiniz söze göre değerlendirir ve sözün nötr anlamını dikkate alarak sizi hiçbir zaman, istediğiniz şeye sahip olacağınız bir pozisyona getirmez. ‘Bu evi ya da arabayı alamam, yeni bir işe girersem, yapacağım işte parayı batırırım’ gibi sözleri söylemekte ısrar ederseniz, bilinçaltınızın bunları birer emir olarak kabul edeceğinden ve bunları asla yapamayacağınızdan emin olabilirsiniz.

Asla cümlenizi olumsuz bitirmeyin; hemen değiştirin ve yaşamınızda ne harika şeyler olacağına tanık olun.

Düşündüğünüz şey elinize geçer.

Her birimiz düşünce ve duygularımızla, kendi yaşam deneyimlerimizin yaratıcısısınız.

Düşüncelerimiz geleceğimizi yaratır.

Düşüncelerimizde barış, uyum, denge yarattığımızda bunları kendi yaşamımızda da bulacağız.

Kendimiz ve hayat hakkındaki düşüncelerimiz, inançlarımız bizim gerçeğimizi oluşturur.

Yaşadıklarımızı düşüncelerimiz belirler.

Yani düşüncelerimiz sonuçta nesnelere dönüşür,

İnsan bilinçaltıyla düşünür, Bilinçaltı zihniniz günde yirmi dört saat çalışır ve sizin yararınıza hazırlık yapar. Ne düşünüyorsanız o doğrultuda size hizmet eder.

Yaşamın yasası inanç yasasıdır.

İnanç, kısaca zihnimizdeki düşünce olarak özetlenebilir.

Düşünce, başlangıç aşamasındaki eylemdir.

Tepki ise, düşüncelerinizin yapısı ile bağlantılı olarak bilinçaltınızdan gelen karşılıktır.

Bir düşünce düzeyinden bahsediyoruz.

Her düşüncenin bir frekansı vardır.

Düşünceler etrafa manyetik sinyaller yayar, bu sinyaller tekrar size döner.

Bir düşünceyi tekrar tekrar düşünür ve hayal kurarsak, o düşünce ile ilgili olayları yaşarız.

Eğer bir şeye bakıp kendinizi kötü hissederseniz, evrene gönderdiğiniz sinyal de budur.

En çok hasta olan, en çok hastalıktan bahsedendir.

Bolluktan en çok söz eden bolluk içindedir.

Düşünceleriniz; insanları, olayları, hayatları size çeker.

Düşünceler etrafa sinyaller yayar, sürekli yaratım sürecindedirler.

Yaratım her an devam ediyor.

Her anın kendi düşüncesi vardır.

Ya da sürekli kuantsal bir düşünce şekli vardır.

Kuantsal düşünce; derin düzeyde, atom altı alanda etkili olabilecek tarzda bir yaratıcı düşünce biçimidir.

Sıradan düşünce biçimleri kendisini tekrar eden, etkisiz ve sınırlı enerjilerdir. Değiştirme ve oluşturma güçleri yoktur. Daha çok karamsarlık, kuruntu, başıboş hayaller biçiminde akar.

Bir şeyden yakınıyor olmak, yakındığınız şeyi size daha çok yaklaştırır ve onu kendinize çekersiniz.

Kuantsal düşünce ile insan kendi hayatının efendisi durumuna geçer.

Bunu bir başka şekilde söylemek gerekirse, bilinçaltımız inanmayı seçtiğimiz her şeyi kabul eder. Yani kendiniz ve hayat hakkındaki inançlarınız ve düşünceleriniz, yaşamınızın gerçeği olur.

Ve düşünebileceğiniz şeyler konusunda sınırsız seçiminiz vardır.

Tek bir zihne sahibiz, ama zihin, birbirinden farklı iki ayrı özelliğe sahiptir. Zihnin bu ikili yapısını, bilinç ve bilinçaltı terimleri ile tarif edilir. Bu ikili işlevi yakından tanımanın en iyi yolu onu bir bahçe olarak düşünmenizdir. Siz bu bahçenin bahçıvanısınız ve alışkın olduğunuz kalıpları temel olarak gün boyunca bilinçaltınıza tohumlar (düşünceler) ekiyorsunuz. Bilinçaltınıza ektiğiniz ekinleri (düşünceleri) bedeninizde ya da çevrenizde biçeceksiniz.

Evrensel güç, bizi kendi değerlerimize göre kabul eder. Sonuçta inançlarımızı ayna gibi yaşamımıza yansıtır.

Kuantum fiziği bu keşfi işaret eder.

Akıl olmadan bir evren düşünemezsiniz.

Aslında algılanan her şeyi akıl şekillendirir.

Anlamamanız ret etmeniz anlamına gelmez.

Elektiriğinde nasıl olduğunu da algılayamazsınız. Ama elektirik var.

Yapıcı düşünce olumsuz düşünceden yüz kat daha güçlüdür.

Yapıcı düşünce birçok endişeyi yok eder.

Zaman tamponu olan bir gerçeklikte yaşıyoruz.

Düşüncelerimizin ortaya çıkması biraz zaman alır.

Aslında bu iyi bir şeydir.

Düşüncelerinizi fark etmeli, seçmeli ve düşüncelerinizden hoşlanmalısınız

Siz kendi hayatınızın yaratıcısısınız.

Bunu düşüncelerinizle yapıyorsunuz.

Hayatınızdaki her şeyi, yakındıklarınız şeyler de dahil, her şeyi hayatınıza siz çektiniz.

Bu anlaşılması zor bir durumdur.

Bilinçli ya da bilinçsiz bir şeye ne kadar çok odaklanırsanız, size döner, o olay daha çabuk meydana gelir.

Olmasını istediğiniz ya da olmasını istemediğiniz, korktuğunuz şeye odaklanırsanız, o olay daha çabuk meydana gelir.

Sizin yapmanız gereken olumsuz düşüncelerden kurtulmak.

Gelen düşünceleri engelleyemezsiniz, ama onları yönlendirebilirsiniz.

Düşüncelerimizi değiştirmek zor diyorsunuz,

İlk bakışta öyle görülebilir.

Duygularınız ne düşündüğünüzü anlamanıza  yardım ederler.

Düşünceleriniz duygularınızı oluşturur.

İki duygu vardır, iyi ya da kötü.

Mesela suçluluk, öfke, gerilim tüm olumsuz hisler kendimizi kötü hissettirir.

İyi hisler; sevgi, mutluluk, umut gibi.

İsteyeceğiniz şeyleri size getirir.

Eğer yaşadığınız iyi hislerle kendinizi iyi hissediyorsanız devam edin.

Unutmayın, düşünceleriniz gelecek yaşantınızı oluşturur.

Hayatta düşüncelerinizden çok hissettiklerinizi alırsınız.

Yataktan kötü kalkarsanız, bir döngü başlatırsınız ve bütün gün öyle gider.

İyi veya kötü,

Mutlu ruh içinde olursanız, sağlık, sevgi halinde kendinizi mutlu dolu hissetmeye başlayabilirsiniz.

Duygu ve düşüncelerinizle neye odaklanırsanız onu hayatınıza çeker ve yaşarsınız.

İsteseniz de, istemeseniz de.

Eğer kendinizi iyi hissediyorsanız, iyi hissetmeniz önemli bir sinyal olarak evrene yayılır ve daha fazlasını size çeker.

Kendinizi ne kadar iyi hissederseniz o kadar mutluluğu kendinize çekersiniz.

Aklınıza her an olumsuz düşünceler gelir, bu olumsuz düşüncelerin gelmesini engelleyemezsiniz.

Ama onları yönlendirebilirsiniz.

O anda yapmanız gereken, şarkı söylemeye başlayın, müzik dinleyin, güzel bir şey düşünün, gülen bir bebek düşünün, geri kalan her şeyi unutun.

Hisleriniz aracılığı ile duygularınızı ve de düşüncelerinizi yönlendirmeye başladığınızda kendi gerçekliğinizin yaratıcısı olduğunuzun farkına vardığınızda, işte o zaman mükemmel ve herkesin özendiği bir hayatınız olur.

Sırı kullanmaya başladığınızda, hayat gerçekten harikulade olabilir, olmalıdır ve olacaktır.

Sihirli lambayı duymuşunuzdur, sihirli lambadan cin çıkar.

Cin hep aynı şeyi söyler. ‘Sahip, dileğin benim için emirdir, üç dileğin var, ne istersen iste’ der.

Oysa burada dilekler üç taneyle sınırlı değil, tamamen limitsizdir. İstediğiniz sayıda istekte bulunabilirsiniz.

Bu örneği hayatınıza uygulayabilirsiniz.

Evren her dileğinizi gerçekleştirecek devasa bir cin gibidir, adına ne derseniz, deyin.

Yaratım süreci ve evrenin rolü üç adımdan oluşur.

1.adım istemek, istemek için kelimelere ihtiyaç yoktur, evren isteklerinize ve düşüncelerinize cevap verecektir. Evren önünüze açılmış bir katalog gibidir. İstediğiniz durum, kişi ve olayları seçersiniz. Evrene sipariş verirsiniz.

2.adım cevaptır, evren sizin için devrededir. Evrendeki tüm güçler isteğinize cevap için devrededir. İsteğinizin oluşumu için ayarlamalara başlar. İsteğinizin nasıl gerçekleşeceğini bilmenize gerek yok. İsteğiniz bir şekilde size ulaşacaktır.

3.adım kabul etme, kendinizi isteğinizle aynı hatta getirmeniz gerekir, isteğinizle aynı hattaysanız kendinizi harika hissedersiniz. Bu duyguların gücüdür. Düşüncelerinizi, duygularınıza ve hislerinize göre yönlendirdiğinizde, yavaş yavaş düşünceleriniz oluşmaya başlayacaktır. Eğer korku ya da öfke hissediyorsanız, duygu ve hislerinizle aynı olmadığınızı gösterir.

Bir hayali gerçeğe dönüştürdüğünüzde, daha büyük hayalleri gerçekleştirmek durumundasınız.

İşte bu yaratım sürecidir.

Ama diyerek çelişkiye düşmeyin, hareket bazen gereklidir.

Evren hızı sever. Fırsat oluştuğunda harekete geçin, istediğiniz her şeyi kendinize çekersiniz. Para, insan, kitap vs.

Neyi çektiğinize dikkat etmelisiniz.

Hiçbir şey olmayabilir.

Zihninizde çektiğiniz görüntüleri kendinize çekersiniz.

Karanlık bir yolda giden bir arabayı düşünün, sadece üç beş metreyi görerek gidebilirsiniz. Hayatta böyle ilerler, sadece birkaç metreyi görerek gidersiniz. İlk adımı inançla atın. İlk adımı atın yeter, hayatta böyle gider ve sizi istediğiniz noktaya götürür. İstediklerinizi elde etmeniz, daha çok evrenle ne kadar aynı hatta olduğunuza bağlı..

Evrenin müthiş bir düzeni vardır.

Şu anki koşullarınız ne olursa olsun, o koşullar sizin şu anki gerçeğinizdir.

Sırrı öğrenmenizle birlikte koşullarınız değişmeye başlayacaktır.

Çoğu insan düşüncelerinin büyük kısmını gözlemlerine dayanarak oluşturur.

Karşınıza çıkan olayların olumlu bir yönünü bulun.

Minnettar olduğunuz şeylerin listesini yapmaya başlayın.

Bu düşünce ve enerjinizi değiştirir.

Minnet daha çok şeyi hayatınıza getirir.

Küçük şeylere şükretmek daha fazlasını istemektir.

Her sabah kalkıp şükretmek ile birlikte minnet duygusunu hissetmek, sahip olduğunuz şeylerle mutlu olmak, daha fazlasını size getirecektir.

Bir şey zihinde oluyorsa maddende olacaktır.

Bunun için olmasını istediğiniz şeyleri tasavvur edin.

Tasavvur ettiğinizde, gerçekleşmesini istediğiniz şeyleri gerçekleştirebilirsiniz.

Tasavvur ederken, zihninizde resmi canlandırın ve her zaman sonucu düşünün.

Resmi zihninizde düşünürken veya tasavvur ederken sadece sonucunu düşününüz.

Olumlu düşünüp tasavvur etmek yeterli değil, tasavvur edip hissetmezseniz düşünceniz hareketi gerçekleştiremez.

Her gün tasavvur eylemini yaparken, iyi hissetmeniz gerekir.

Ulaşmak istediğiniz şeye yüzeysel bir bakışla bakarsanız, her şey ilk başladığı yere döner.

Tasavvur her şeydir.

Tasavvur geleceklerin önsezisidir.

Ne istediğinize karar verin, hayal edin, günde birkaç kez hayal edin.

Ne istediğinize karar verin.

İnsan zihninin düşünebileceği her şeye ulaşır.

Nasıl bolluk ve zenginliğe sahip olacağını niyet edin, hayatınıza daha fazla para çekeceğinizi tasavvur edin.

Borçları ödemeyi değil, bolluğa odaklanın.

Yeterli para olmadığını söylerseniz, buna odaklanırsınız.

Paraya odaklanarak kendinize çekebilirsiniz.

Hayat her alanı ile birbirine bağlıdır. İç huzur, mutluluk, sağlık, para.

İstediğiniz her dilek gerçekleşecek.

Hepimiz bu evrende yaratıcıyız.

İç huzuru ve mutluluğu yakalayabilirsiniz.

Duygu, dilek ve düşünceler çok önemlidir.

Siz kendinizden hoşlanmazsanız! nasıl başkasının sizden hoşlanmasını bekleyebilirsiniz? Kendinizi seveceksiniz. Kendinizi seveceksiniz ki, başkaları da sizi sevsin.

Kendinizi etrafınızdaki insanların iyi yönlerini görmeye alıştırın ve onların en iyi yönlerinin bir listesini yapın.

Kötü bir olay yaşadığınız ya da kötü bir ilişkiniz olabilir.

Zihniniz de biraz çabayla onun iyi yönlerini görmeye çalışın, onun en sevdiği yönlerine odaklanırsanız, olayların daha rahat çözüldüğünü fark edeceksiniz.

Mutlu olma potansiyelini fark ediyorsanız, iyi hissetmek için kendi gerçekliğinizi yaratın.

Kendi gerçekliğinizi yaratan sizsiniz, unutmayın yalnızca sizsiniz.

Vücudunuz düşüncelerinizin bir ürünüdür. Bilinçaltınız bedeninizin kurucusudur

Düşüncelerimiz vücudumuzun görüntüsünü, işleyişini ve sağlığını etkiler.

Düşünce ve kabullenişleriniz direkt olarak bedene etki eder.

Bedeniniz aslında bir enerji okyanusundan başka bir şey değildir. Korku, kaygı, öfke, suçluluk duyguları bütün hücrelerinizin beslendiği enerjide azalmalara yol açar.

Buna plasebo etki diyoruz.

Kırgınlık, gücenme, darılma, öfke uzun zaman içte tutulduğunda bedeni yemeye başlıyor ve kanser dediğimiz hastalığa neden oluyor.

Sürekli kendimizi ya da başkalarını eleştirmek, yargılamak romatizmanın kaynağını oluşturur.

Suçluluk duygusu daima ceza arar ve bu ceza da ağrılar yaratır.

Korku ve gerginlik; ülser, karın şişkinliğine, saç dökülmesine ve yaygın beden ağrılarına neden olur.

İyileşmede en önemli faktör insan zihnidir.

Bu etki bazen ilaçlardan çok daha önemli ve işe yarar.

Bu size basit gibi gelebilir ama işe yaradığına defalarca tanık oldum.

Hastalıktan kurtulmanın ve iyileşmenin her yolu işimize yarar.

Mutluluğun tek bir akımı vardır, o da pozitif akımdır.

Refah ve mutluluk her yerde bulunur.

Burası temeli refaha dayalı bir dünyadır.

Tüm evren bununla doludur,

Bu refah ve bolluğun size akmasına direnmeyin.

Çoğu hastalıklar bir stressin sonucudur.

Bir zincirin halkalarına stres uygularsanız, sonuçta halka kırılır.

Bir düşünceye stres uygularsanız, hastalık oluşur.

Yeterince mutlu ve minnettar olmadığımızda psikolojimiz hastalıkları yaratır.

Kendimize şu soruyu soralım,

Doğru düşünce yöntemiyle bir hastalığı yenebilir miyiz?

Yenemez miyiz?

Cevap; evet doru düşünce yöntemiyle hastalığı yenebilirsiniz.

Bir hastalığınız varsa, gün boyu iyileştiğinize inanın ve şükredin.

Tekrar tekrar şükredin.

Komedi flimleri izleyin, bol bol gülün, hayatınıza hiç stres koymayın.

Stres iyileşmeyi engeller.

Şunu aklınızda tutun, kendimizi iyileştirmeye dair temel bir yapımız vardır.

Bağışıklık sistemimiz kendimizi iyileştirmek için vardır.

Bağışıklık sistemi vücudumuzu kendisini yenilemesini sağlar.

Sağlıklı bir ruhta hastalık var olamaz, vücutta barınamaz.

Eğer bir hastalığınız varsa, hastalığınıza odaklanıyorsanız, hastalığınızdan başka insanlara daha fazla hasta hücre üretirsiniz.

Onun için kendinizi çok sağlıklı hissedin, hastalıkla ilgili işi doktora bırakın.

Daha mutlu düşünceler, daha mutlu vücut biokimyası oluşturur.

Daha mutlu vücut biokimyası da sağlıklı bedenler yaratır.

Kendimizi psikolojik stresten uzak tutarsak vücut programlandığını yapar ve vücut kendini iyileştirir.

Hekimlik hayatında iyileşen böbrekler gördüm, iyileşen ve hayata aynı hızla devam eden kanserler gördüm.

İyileştirilemez hiçbir şey yoktur.

Kendinizi iyileştirip hayatınızı iyileştirebilirsiniz

En doğru şekilde düşünüp hissetmeye başlarsanız sağlıklı bir bedene ve huzurlu zihne sahip olmanız kaçınılmaz bir sonuçtur.

İNSAN NEYİ DÜŞÜNÜRSE BAŞINA O GELİR.

Etrafımızda hayatlarını zor koşullarda yaşayan birçok insan vardır.

Bu dünyada savaş var, haksızlığa karşı, güce karsı, kansere karşı, erken yaşta gebeliğe karşı olabilirsiniz, bütün bunlara hayır diyebilirsiniz.

Ama deyip bunları ortadan kaldıramazsınız.

İstenmeyeni ittikçe ona güç verirsiniz.

Bir şeye hayır dediğinizde onu ortadan kaldıramıyorsunuz,

Hayır dediğiniz de çekim yasası onu daha fazla oluşturur, dolayısıyla ondan daha fazla yaratırsınız.

Neye direnç gösterirseniz varlığını sürdürür.

İstemediğiniz üzerine daha fazla odaklanırsanız, bir müddet sonra bende bunu yapabilirim dersiniz.

Eğer savaş karşıtıysanız, barış için çalışın.

Eğer açlığa karşıysanız, insanların daha çok yiyecek bulması için çalışın.

Sıklıkla seçimi insanların çoğunun karşı olduğu kişi kazanır, onun için istemediğinize değil istediğinize odaklanın.

Sakin olmaya çalışın ve dikkatinizi istemediğinizden uzak tutun.

Tüm enerjinizi yaşamak istediğiniz deneyime yönelin.

İç görünüzü derinleştirin.

Siz tüm dünyayı istediğiniz şekilde değiştirmek için yaratılmadınız.

Kendi dünyanızı seçkin bir şekilde yaratmak için doğdunuz.

Bu dünyada bir gerçek var, o da herkes için fazlasıyla her şeyin olduğudur.

İnsanlığın beyninde bir virüs gibi yaşayan; hırs, aç gözlülük, bencillik duygusu!

Gerçek şu ki; etrafta ihtiyaçtan fazla iyilik, ihtiyaçtan fazla yaratıcı düşünce, ihtiyaçtan fazla güç, neşe var, sevgi var.

Tüm bunlardan fazla yaratıcı ve sonsuz güç olan akıl var.

Hayat doğmak için iyi halde oluşturulmuştur.

EVRENDE HER ŞEY ENERJİDİR!

1930’lu yıllarda yapılmaya başlanan çalışmalarda her şeyin foton adı verilen atom altı parçacıklardan oluştuğu kabul edildi. Yapılan deneylerde ışıktan oluşan foton parçacıklarının titreşiminin değiştirilebileceği anlaşıldı. Yani dünyada ‘kesin’ olan bir şeyin olmadığı ve düşüncelerimizle gerçekliği değiştirebileceğimiz noktasına gelindi. Daha kolay bir anlatımla pozitif düşünceyle hayatımızdaki negatif titreşimleri değiştirebileceğimiz ve mutlu olabileceğimiz sonucuna varıldı.

Bir saniye elinizi tutun ve bakın, eğer elinize mikroskopla bakarsanız hücreleri görürsünüz. Hücrelerin içine daha gelişmiş elektron mikroskopla bakarsanız; atom ve atom altı nötron, proton ve de daha altı quark denen parçacık!

Atom ve atom altı parçacıklar nedir?

Enerji, sonuçta enerji dalgaları görmüş oluruz.

Yani tüm vücut – organ sistemleri –hücreler – atom ve atom altı, sonunda hepsi enerjidir. Yani, evrendeki her şey enerjidir.

Siz bu beden değilsiniz.

Mikroskop altında aslında bir enerji alanısınız.

Bir kuantum fizikçisine dünyayı yaratan nedir diye sorarsanız?

Size; ‘enerjidir’ der.

Enerjiyi şöyle tarif eder;

Yaratılamaz, yok edilemez, her zaman var oldu, var olan hiçbir şey yok olamaz, form değiştirebilir, bu formdan bağımsız var olabilir.

Bir din adamına tanrıyı nasıl ifade edersiniz?

Sorunuza cevaben şöyle diyecektir;

Her zaman var oldu, var olacak, yaratılamaz, yok edilemez, her hangi bir şekilde fark edilemez.

Görüyorsunuz, tarifler aynı, sadece terimler farklı.

Siz ruhsal bir varlıklarsınız, hepimiz birbirimize bağlıyızdır.

Evrende tek bir enerji var.

Evrendeki her şey birbirine bağlıdır.

Biz sadece bunu göremiyoruz.

Siz enerji kaynağısınız, sonsuz varlıklarsınız, tanrının gücüsünüz.

Bizler tanrının hayali veya suretiyizdir.

Evrenin kendisi bir bilinçtir.

Açığa çıkan olasılıkların potansiyel yaratıcısı ve de kendi dünyanızı yaratacak güce sahipsiniz.

Güç içinizdedir.

Düşünmeye başlayabilirsiniz, yaşlanmıyorum ve her geçen gün gençleşiyorum diye düşünün.

Çekim yasasıyla tüm isteklerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

İnsanlar istediklerine odaklanınca, istemediklerinden uzaklaşırlar.

Kültürel engellerden kurtulun.

Bizler sınırlandırılmamış varlıklarız.

Yetenek, güç ve kapasite de bir tavanımız yok.

Bu gezegende yaratılmış her bir varlık sınırsızdır.

Sevgi!

Mutluluk!

Neşe!

Amacınızı siz seçerseniz.

Hedefinizi kendiniz belirlerseniz, hayatınızın hedefi işte o zaman istediğiniz gibi olur.

Sonuçta hayatınız kendi istediğiniz ve kendi yarattığınız gibi olur.

Kimse sizi eleştiremez.

Sevgi, mutluluk, özgürlük!

Neşe, kahkaha hissedilmesi gereken bunlar.

Başarının sırı iç mutluluktur.

Sizi mutlu eden her şey daha fazlasını size çekecektir.

Bolluk ve refahın izini takip edebilirsiniz.

Saadetinizi izleyin.

Hayatın tadını çıkarın.

Hayat özünde muhteşem bir yolculuktur.

Farklı bir gerçeklikte, çok farklı bir hayat yaşayabilirsiniz.

Yeni bir çağ başlıyor, akıl olan bir çağ,

Sınırsız olasılıkların olduğu bir çağ,

İnsanlar zihinlerinin %5’ini kullanıyor.

İnsan zihin potansiyelinin %100’nü kullanabilir.

İşte o zaman her yer gidebilir ve her şeye ulaşabilir. İşte o zaman yapıp ulaşamayacağı hiçbir olmayacaktır.

Harika bir insan olduğunuza inanın.

Muhteşem bir tarafınızın, içinde daha güçlü bir kuvvet olduğuna inanın.

Siz muhteşem bir yaratıcısınız.

Yaşamak istemediğiniz şeyleri düşünmeyin.

İstemediğiniz şeylere odaklanmayın.

İstediklerinize odaklanın.

Olmasını istediklerinize odaklanın.

Düşündüğünüzden çok his etiklerinizi alırsınız.

Evrende her şey enerjidir.

Yıldızlar, okyanuslar,

Evren, samanyolu galaksimiz, gezegenimiz,

İnsan vücudu, vücudumuz, organlar, hücreler, atomlar, en sonunda enerji!

Sonuçta evrendeki her şey enerjidir.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77