EROİN

Opiyatların en yaygın kullanılan ve bağımlılık potansiyeli en çok olan madde eroindir.  Afyondan morfin, morfinin işlenmesinden eroin (diasetilmorfin) elde edilir. Eroin sirke gibi kokar..Koklanması bile tehlikeli olanı eroin, morfinden on kat daha tehlikeli bir maddedir. En çabuk bağımlılık oluşturan, tek kullanımda bile kişiyi bağımlı hale getiren, öldürücü olabilen en tehlikeli uyuşturuculardandır.

Eroin 1898 yılında Alman kimyacı Heinrich Dreser tarafından keşfedilmiş ve aspirini de pazarlayan Bayer ilaç firması tarafından kullanıma sunulmuştur..Dreser aynı zamanda aspirinin de mucididir. Morfin molekülü ile oynayarak diasetilmorfin elde etmiş ve bu yeni molekül Bayer tarafından heroin ismi ile piyasaya sürülmüştür. İlk gözlemler heroinin morfinden çok daha güçlü analjezik etkiye sahip olduğunu, buna karşın bulantı ve kusma gibi yan etkilerinin de bulunmadığı şeklinde idi. Bu özellikleri ile gazetelerde ve dergilerde reklamı yapılmış ve aspirinden üstün bir ağrı kesici olarak serbest satışı yapılmıştır. Bayer ayrıca heroinin bağımlılık yapmadığını ileri sürdü ve sağlık profesyonelleri de buna inanarak heroini tıbbi amaçlarla kullandılar..Bu dönemde yayınlanan bilimsel dergilerde de heroin sayesinde morfinmanların tedavi olduğu ve artık  morfine bağımlılığın bir sorun teşkil etmeyeceği ileri sürülmüştür. Bu yanlış yönlendirme ve algılar maalesef heroin ya da bilinen adı ile eroinin  Harrison Yasası kapsamına girmesini önledi ve kısa sürede morfin kullanıcıları eroini de keşfettiler.Hatta buruna çekilerek oldukça etkili olduğunu, bulantı yapmadığını ve morfinin aksine enjeksiyona gerek duyulmadan kullanılabileceğini kısa sürede öğrendiler. Bu deneyimlerin madde alt kültüründe de yayılması uzun sürmedi.

1920’lere kadar aslında morfin kadar hızlı ve etkili bağımlılık yapan eroin herhangi bir kısıtlama olmaksızın serbestçe kullanıldı ve aynı zamanda yeni opiyat bağımlılarında oluşmasına neden oldu.Bu yıllarda gazeteler ve dergiler en az endüstriyel karışıklık, suç ve Bolşevik Devrimi gibi güncel konular kadar heroin ile ilgilendiler. Bu da ilacın  kullanımının yaygınlaşmasını destekledi.

Eroin yani diasetilmorfin (diamorfin) yarı-sentetik bir afyon alkaloidi türevidir.

Morfinin 3,6-diasetil türevidir ve onun asetilasyonu ile sentezlenir. Beyaz ve kristalize olan formu genellikle hidroklorür tuzu olan diasetilmorfin hidroklorürdür. Endorfinleri taklit eder ve kan dolaşımına katıldığı andan itibaren bir iyilik hissi oluştururlar. Tek seferlik kullanımda dahi çok yüksek bağımlılık potansiyeline sahiptir ve özellikle diğer maddelere oranla hızla tolerans gelişir.. Yalnızca üç gün süreyle kullanılıp bırakıldığında dahi yoksunluk sendromu görülür.

1912 ve 1925 afyon konferanslarına müteakip zaman içinde tüm dünyada eroinin üretimi, taşınması ve satışı yasaklanmasına rağmen, Birleşik Krallık’ta Diamorphine, ve İsviçre, Almanya, Hollanda, Danimarka ve yakın gelecekte çoğu AB ülkelerinde Diaphin adı altında yasal bir reçete analjezik ilaç olarak şiddetli ağrı çeken hastalara, ve bilhassa eroin bağımlılarına destek/tedavi şeklinde devlet tarafından verilmektedir, burada esas amaç saf ve temiz olan fabrikasyon eroinin sokaklarda satılan kaçak üretilen ve içinde her türlü katkı maddesi bulunan eroine kıyasen insan sağlığı üzerinde var olan bağımlılık dışında kalıcı bir harabiyet oluşturmamasıdır ve bu şekilde devlet tarafından eroin alan bağımlıların tekrar üretken topluma dahil olup hem adli açıdan hem de sağlık açısından topluma yük olmaktan çıkarılıp dekriminalize edilmeleridir.

Devletler ancak buprenorfin ve methadon gibi yerine koyma tedavisinde kullanılan ilaçlardan sonuç alınamayan kişilere saf eroin vermektedir. Çünkü dünyada  artık eroin bağımlılığının kronikleşen bir hastalık olduğunu ve gerçekten eroini bırakabilen bağımlıların sayısı %5-10’dan fazla olmadığından zorla bıraktırma yerine opiat yerine koyma tedavilerin hem hasta hem de toplum için en iyi sonuçları verdiğini kabul etmektedir.

error: