Eroinin Beden ve Ruh Sağlığı Üzerine Zararlı Etkileri

EROİNİN BEDEN VE RUH SAĞLIĞI ÜZERİNE ZARARLI ETKİLERİ

Vücut üzerine genel etkileri

Eroin ilk kez alındığında belirgin şekilde ortaya çıkan ilk etki bulantı ve kusmalar.  Tekrarlayan dozlarda alınmaya devam edildiğinde bu sefer aynı merkez üzerine deprese edici etkileri ortaya çıkar ve bu belirtiler giderek azalırken tersine antiemetik etki ortaya çıkar.

. Kalp fonksiyonları üzerine etkileri çok belirgin olmamakla beraber periferik damarlarda bir miktar gevşeme yaparak kan basıncını düşürebilirler. Periferik damarlarda yaptıkları gevşeme yüz ve boyun bölgesinde belirgindir ve bu bölgelerde kızarıklık gözlenir, aynı bölgelerde terlemeye de neden olabilir. Aşırı terleme metadonun en sık gözlenen yan etkilerinden biridir.

 

Afyon türevleri  tarihi bir zehir olarak bilinir.

Normal doz aralığı aşılıp toksik dozlara geçildiğinde opiyatlar solunum depresyonu yapıcı etkileri ile ölüme neden olurlar.

Gözlerde toplu iğne başı gibi küçülmüş pupillalar morfin zehirlenmesi veya aşırı doz opioid alımına işaret eden önemli bir tanı ölçüsüdür. Opiyatlar gözde miyozis yapar ve bu etkisine karşı çok az tolerans gelişir. Opioid bağımlıları ve opiyat zehirlenmelerinde toplu iğne başı kadar küçülmüş göz bebekleri tanı koymada kullanılabilir .

Ancak yüksek dozlarında eroin kullanımı konvülsiyonlara yani sara nöbetlerine neden olabilirler.

Yüksek dozlarda görülen ölümler sürpriz değildir.

Eroinin alkol ile birlikte alınması ve eroin kullanıcıları kinin seyreltilmiş halde damar yolu birlikte alınması, ölümcül bir etkileşmeye neden olabileceği bilinmektedir.

Eroinin vücuda ve ruh sağlığına geri dönülemeyecek oranda  olumsuz etkileri var.

Öncelikle eroinin kullanım biçiminden kaynaklanan bazı sorunlar var.

Çünkü eroin en fazla, burundan da kullanılabilir ama burundan vücuda çekmek suretiyle, ya da sigara da kullanılabilir. Bununla birlikte eroinin  çok kullanılan şekillerinden bir tanesi damar yoluyla kullanım biçimidir. Eroin kullanımı kişi özellikle damar içi yoldan kullanıldığında oldukça toksiktir.

Damar yoluyla kullanımın risk oluşturmasından en önemli risklerden bir tanesi 1980’li yıllardan sonra ortaya çıkan bilinirliği artan bir takım hastalıkların yayılmasında bu damardan enjektor kullanımının oldukça büyük aracılık etmesi olmuştur.

Herkesin bildiği AIDS hastalığı olarak bilinen HIV virüsünün yaygınlaşması ve toplumda çok fazla olarak bilinmemekle birlikte hepatit-B kadar hepatit c adı verilen ve karaciğer üzerine oldukça ağır bir risk yaratan bir tür hepatit virüsünün yayılması. Bu virüs bulaşma damar yoluyla kullanımda çok iyi oluyor. Çünkü eroin bağımlıların hem eroinin verdiği o haz ya da oluşan eroin krizlerini önlemek gibi sorun sırasında enjektörlerini değiştirecek vakti bulamıyorlar olabilirler. Hemde sosyal olarak böyle belirli bir kitlenin içerisinde olduğunuzda enjektor paylaşımı çok yapılıyor.

Burada eroin kullanımının dolaylı olarak yarattığı bu riskten bahsedebiliriz. Belli bir takım virüs hastalıklarının taşıyıcılıkların yaygınlaşması nedeniyle dolaylı oluşan bir risk

Madde kullanım esnasında eroinin vücuda yaptığı sorunlara gelince.

Fizyolojik açıdan eroin özellikle vücuttaki bütün fonksiyonları gevşeten bir yapıya sahip.

Vücudu nerdeyse rölantiye alıyor.

Kalp hızını düşürüyor.

Solunum hızını düşürüyor.

 

Bağırsak sistemini peristaltizmini bloke edip işte kabızlık yapabiliyor.

Mide ve bağırsak sistemindeki o peristaltizm dediğimiz hareketi tamamen inhave edip vücudu tok tutuyor.

Acıkma hissi azalıyor. Ama en büyük risklerden bir tanesi yüksek dozlarda kullanıldığında tabiki bu vücudun baskılanması hali çok ilerleyebiliyor.

Ve en önemli sorun solunum arresti dediğimiz beyin nerdeyse solunum almayı unutarak,soluk alıp vermeyi bırakarak gevşek bir haldeyken ölümle sonuçlanabilir. Bazı vakalarda bunun dozdan bağımsız bir şey olduğunu görüyoruz. Uzun süreli kullananlarda daha yüksek dozda eroin kullandıklarında olmadığı halde daha düşük dozda bir IV kullanımında daha küçük bir miktarla bu solunum arresti çıkabilir. Kişiyi öldürebilir.

Yani eroin bağımlılığındaki riskler bir virüs ve bağımlıkla oluşan bir takım salgın hastalıkların yaygınlaşması eroinin direk etkileri nedeniyle ölümle sonuçlanan bir takım komplikasyonların meydana gelmesi diyebiliriz.

Kronik opiyat kullanımı ile kanser riskindeki artış arasında bağlantı vardır.

Eroin organizmanın çeşitli nedenlerle zarar gören DNA’sını onarma yeteneğini olumsuz yönde etkiler,

Aynen kanserojen başka maddeler gibi DNA hasarına bağlı olarak kanser oluşumunu kolaylaştırır.

Alkolde olduğu gibi kronik eroin kullanımı da mesane kanser riskini anlamlı ölçüde artırmaktadır.

Eroinin psikolojik etkilerine geldiğimizde eroin tabi vücudu tabi çok gevşeten ve beyin üzerine çok etkili bir maddedir. Yani eroinin verdiği haz ve öfori o kadar yüksek ki kişi eroinin elde etmek için o hazzı tekrar tekrar yaşayabilmek için elinden gelen herşeyi yapabilir.Parasız kaldığında eroini elde etmek için çeşitli illegal yollara sapabilir.Bir süre sonra eroin kullanan kişiler eroini bulmacada zorlandıklarında eroin satıcısı eroin sağlayıcısı insanlar haline dönüşebilirler.Yani eroin bir şekilde kişinin bu maddenin sağlayıcısı noktasına taşıyarak illegaliteye kaymasına sebep olabilir.Yani eroin bir şekilde kişinin bu maddenin sağlayıcısı noktasına taşıyarak illegaliteye kaymasına sebebiyet verebiliyor. Bağımlı için o kadar vazgeçilmez o kadar büyük bir haz veriyor ki kişi o hazzı elde etmek için neredeyse kişiliğinden onurundan haysiyetinden herşeyinden vazgeçebilecek hale gelebiliyor.Kişiliği tamamen değişmiştir, hiçbir temel değeri ya da inancı kalmamıştır. O yüzdende kişilik üzerine de çok negatif halleri olduğundan kişiliği çok örselediğinden de bahsetmek mümkün.Eroinman maddenin ve madde satıcılarının kölesidir.

Sosyal ve entelektüel yaşamlarını ve iş aktivitelerini sürdürmelerinde ciddi güçlükler söz konusudur.

 

Uyku üzerine etkileri

Alt kültürde morfin için ”düşleri tanrısı” tabiri kullanılmıştır, ancak opiyatların gerçekte uyku üzerine herhangi bir farmakolojik etkisi yoktur. Bunların bazı kişilerde normal koşullar altında hafif bir sedasyon yaptığı bilinmektedir. Bununla beraber morfin ve eroinin akut olarak alınmasının herhangi bir uyku durumunu indüklemediği gibi uykusuzluğa neden olabileceği ve uyku süresini uzatmadığı gösterilmiştir. Kullanıcılar ilk kez opiyatları aldıklarında hafif uykulu bir durum oluşabilir, ancak etki geçtiğinde kendilerini daha yorgun ve dinlenmemiş hissederler.

 

Eroin kullanımının üreme üzerine etkileri

Sürekli opiyat kullanımı hem erkek hem de dişi cinsiyette seks hormonlarının düzeyini azaltır. Bu durum erkeklerde ereksiyon sorunlarına, her iki cinsiyette düşük cisel aktiviteye ve fertilizasyona neden olur. aşırı dozda ve sürekli opiyat kullanımının erkeklerde ikincil seks özelliklerinin atrofiye olmasına ve kadınlarda menstrüasyonun tamamen ortadan kalkmasına neden olduğu gösterilmiştir.

 

Erkeklerde kronik opiyat kötüye kullanımı erkek seks hormonu olan testosteron düzeylerinde azalmaya neden olur.

Bu etki cinsel aktivitede azalma, infertilite ve sekonder seks karakterinde değişikliklere yol açar.

Kadınlarda da seks hormonu düzeylerinde çeşitli değişiklikler yaparak menstrüel düzensizliklere, amenoreye ve fertilitede azalmaya neden olur.

Gebeler opiyatların direkt ve indirekt etkilerine bağlı çeşitli komplikasyonlara maruz kalırlar.

Gebelik esnasında vücudun opiyatları elimine etme yeteneği artar.

Opiyatların dolaşımdaki miktarlarında azalma bağımlıda yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırır.

Gebelikteki opiyat yosunluğu fetüse oksijen transportunu azaltarak ciddi zarar verir.

Bunun dışında gebe opiyat bağımlılarının yaklaşık olarak yarısında ciddi anemi, kardiyak sorunlar ve hipertansiyon, deride kabartılar. karaciğer hastalığı, pnömoni ve tüberküloz ile ürogenital sistem ve mesane enfeksiyonları ortaya çıkar.Bağımlı annelerden dünyaya gelen bebekler normalin altında vücut ağırlığına sahiptir. Opiyat bağımlısı gebelerde prematüre bebek doğurma ve doğumu izleyen dönemdeki bebek ölümü sıklığı yüksektir.Opiyat bağımlısı gebelerden dünyaya gelen bebekler için en önemli sorunlardan biri de anneleri gibi opiyatlara fiziksel bağımlılık geliştirmiş olarak dünyaya gelmeleridir.

Gebelik süresince plasenta yolu ile bebeğe geçen opiyat fiziksel bağımlılığa neden olacak ölçüde kana karışır.

Bebeklerdeki yoksunluk belirtileri erişkinler ile aynıdır.

İrritabilite, esneme,solunum güçlükleri, aksırma, tremorlar, anne sütü ile beslenme güçlüğü ve sürekli ağlama krizleri, bebeklerde en çok gözlenen belirtilerdir.

Bu belirtiler doğumu izleyen yaklaşık 72 saat sonra ortaya çıkar ve 6-8 haftada giderek azalarak kaybolur.

error: