Damar problemlerinin beyninizi yok etmesini ya da zarar vermesini nasıl önlersiniz?

Öncelikle şunu bilmek gerekir, Eğer kalbinizi etkileyen bir damarsal probleminiz varsa, bu durum beyninizi de etkiler. Bu iki organ, ayrılmaz bir biçimde, kalbinizi besleyen ve ayrıca beyninizi beslemek için kafatasınıza kadar giden arterler, kan damarları, kılcal damarlar yoluyla birbirine bağlıdır. Dolayısıyla kan-oksijen-glikoz taşıma sistemindeki bir hasar sadece kalbe değil, beyne de yansır. Geniş arterleri kapatan ve kalbi durdurabilen aynı şey, küçük beyin kılcal damarları da dahil olmak üzere beyin kan kanallarına da zarar verebilir ve onları da tıkayabilir ve bu beyin hücrelerinin sakatlanmasına ve de ölümüne neden olur.

Kan damarlarınız yoluyla taşınan kolesterol, trigliserid ve zehirli homosistein gibi moleküler maddeler, zekayı, hafızayı, ruh halini ve felce olan eğilimi ve zihinsel gerilemeyi etkiler. Araştırmalar, mini felçlerin ve beyindeki damarlarının iltihaplanmasının Alzheimer hastalığına işaret ettiğini ve bunun da zeka kaybı anlamına geldiğini gösteriyorlar. Dolayısıyla, ”damarsal bunama” küçük felçlerden kaynaklandığı düşünülüyor ve Alzheimer tipi bunama bir zamanlar düşünüldüğü gibi, birbirinden ayrı değildir, iç içe geçmiştir. Aslında, ileri düzeydeki kalp ve kan damarları hastalıkları Alzheimer riskini artırır.

Gerçekten de, eğer ciddi bir hastalığına yakalanmazsanız, yaşlandıkça hafıza kaybı ve bunama riskiniz büyük ölçüde azalır. Ek olarak, şeker hastalığı ve Alzheimer’i engellemek, pratik olarak, ileri yaşlarda beyninizin normal bir şekilde çalışmasını garanti altına alır.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, kan damarlarındaki anormallikler ile (yüksek kan basıncı, yüksek kan şekeri, kalınlaşmış karotis arterler) yaşlandıkça zihinsel fonksiyonların zayıflaması arasında bağ olduğunu buldular. Şimdi dönüm noktası oluşturan yeni bir çalışma, bu faktörlerin zihninizi canlı tutma noktasında ne kadar önemli olduklarını tanımlıyorlar. İleri düzeydeki arterosklerosis, zihinsel fonksiyonların azalması riskini, (standart testlerle yapılan ölçümlere göre; her tür kavrama, anlama, düşünme, uslamlama, hafıza, zihinsel çalışma hızı) üç katına çıkardı. En kötüsü, yüksek sistolik kan basıncı, atriyal fibrilasyon (düzensiz kalp atışı), karotis arterlerinin daha çok kalınlaşması, kanlanmayı arttıran kalp bozukluğu ve felçler. Şeker hastası olan ve glikoz toleransı olmayanlar zihinsel gerileme gösterebilirler.

Algılama bozukluğunu belirleyen diğer faktör; Alzheimer hastalığı ile ilgili olan gen (apolipoprotein E4 geni). Bu gen zihinsel fonksiyonları kaybetme riskini üç dört katına çıkarır. En kötüsü, kalp damar hastalıkları ya da şeker hastalığının bu gen ile bileşimidir. Bu bileşime sahip insanların, hafif arteoskleroz ya da şeker hastası olup bu geni taşımayan insanlara göre, zihinsel fonksiyonlarının gerilemesi olasılığı sekiz kat daha fazla.

Bu durum, kalp hastalıklarının ya da şeker hastalığının yaşlanma ile birlikte zihninizi zayıflatma riskini büyük ölçüde arttırıyor. İyi haber şu ki, bu aynı zamanda, genetik olarak Alzheimer hastalığına yatkın olsanız bile, kalp damar hastalığına ya da şeker hastalığına sahip olmadığınız sürece, bu hastalığın ortaya çıkmayabileceği anlamına da geliyor. Fakat, tehdidin büyüklüğü tehlike alarmı verici. Bu tehdit, ciddi kalp hastalıklarının ve şeker hastalığının, bilmeden bu geni taşıyan bütün yetişkinlerin üçte birinde, ciddi, geri döndürülemez zihinsel aşınmanın başlamasına neden olabileceği anlamına geliyor.
Sonuç olarak eğer şimdiye kadar yeterince iyi bir şekilde kalp hastalıklarına karşı kendinizi koruyamadıysanız, bu başlamanız için bir neden olabilir.
Şunu unutmayın kalp nereye giderse beyin onu takip eder.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77