Kokain ve Bağımlılığı

Kokain Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde özellikle And dağları bölgesinde yetişen koka ağacının (Erythroxylum coca) yapraklarından elde edilir.
Koka ağacı,  Güney Amerika kökenli, 1-2 metre boyunda çalı tipli bir ağaççık tr. İki alt türü bulunur. Kuzeybatı Arjantin, Bolivya, Peru, Ekvador ve Kolombiya’da, bu bölgelerin bazılarında yasa dışı olsa bile, ekonomik olarak yetiştiriciliği yapılmaktadır. Kokain ilk keşfedilen bölgesel (lokal) anesteziktir. Güney Amerika’da yetişen koka ağacının (Erythroxylum coca) yapraklarında bulunan bu alkaloid bağımlılık yapar. And Dağları’nda bulunan Kolombiya, Peru ve Bolivya dünyada koka ağacı ekilmiş alanların %98’ine sahiptir. Bu ülkeler aynı zamanda yasa dışı ticaret için üretilen kokainin ham maddesi olan koka yapraklarının en büyük üreticisi olma konumundadır.

Kokain veya bilimsel adıyla benzoylemetil ekgonin, koka bitkisinin yapraklarından elde edilen kristalize tropan bir alkaloid. Kokain çok hızlı ve güçlü bağımlılık geliştiren bir uyuşturucu maddedir

Kelime “coca”ya “-in” eki getirilmesiyle türetilmiştir. Bu madde merkezi sinir sistemi üzerine uyuşturucu, uyarıcı ve iştahın bastırılması gibi etkiler yapar. Özellikle dopamin, noradrenalin ve serotonin geri-alımını engelleyicisidir ve bu yollarla mezolimbik yolu etkiler ve bağımlılık yapar. Yine de özellikle bölgesel anestezide, çocuklarda bile, göz, burun ve boğaz ameliyatlarında kullanılan bir ilaç olmuştur. Günümüzde ise yerini daha az yan etkisi olan prokain (novokain) gibi ilaçlar almıştır. Prokain kokainden oldukça daha az zehirli olup, bağımlılık etkisi daha düşüktür.

Kokainin tıp haricindeki kullanımı, bulundurulması, üretimi ve dağıtımı dünyadaki ülkelerin çoğunda yasal değildir ve hemen hemen hepsinde yasaktır.

En fazla bağımlılığı olan ve kullanıldığı andan itibaren etkisini gösteren bir maddedir. Kokain madde kullanımı insan sağlığını ciddi şekilde olumsuz etkileyen bir bağımlılık türüdür. Kokain kullanımı ciddi sağlık problemlerinin başında gelmektedir ve ülkemizde kullanım sıklığı ile ilgili net bir veri olmasa da, Birleşmiş Milletler Dünya İlaç Raporu’nda dünyada kullanım sıklığı yaklaşık 20 milyon kişi olarak raporlanmıştır.
Coca yüzyıllar boyunca Güney Amerika’daki And Dağlarında yaşayan yerli halklar tarafından bu coğrafyanın zor koşullarına dayanıklılığı ve performansını artırmak için çiğnenmek suretiyle kullanılmıştır. Coca yapraklarının ne zamandan beri bu amaçla kullanıldığı konusunda bir kayıt yoktur. Ancak kullanımı antik çağlara kadar uzanabilir.Koka yapraklarının bu amaçla ne zamandan beri kullanıldığı konusunda bir kayıt yoktur.Ancak kullanımı antik çağlara kadar uzanabilir. Koka yaprakları ile ilişkili izler Peru’da yapılan.kazılarda MÖ:2500’lere ait bazı kalıntılarda da bulunmuştur. Kazılarda bulunan bir mumyanın yanında koka yaprağı dolu çanta ve kaplar kokanın  bu dönemde kullanıldığını kanıtlamaktadır.

İspanyollar Peru’ya geldiklerinde İnka medeniyeti en parlak dönemindeydi..Coca yaprağı kutsal bir bitki olarak halk arasında oldukça rağbet görüyor du., Ancak bu bitkiyi sadece rahiplerin ve soyluların kullanımı serbestti ve coca yaprağı din adamları tarafından trans hale geçmek ve ruhlarla iletişim kurmak için dini ayinlerde kullanılıyordu. O devirde yönetici konumundakilerin halka verdiği en büyük ödüllerden biri coca yaprağı çiğneme izniydi. Halktan birinin izinsiz olarak koka yaprağı çiğnemesi yasaktı.

İspanyollar Peru’ya geldiklerinde İnka medeniyeti en parlak dönemindeydi, Koka yaprağı kutsal bir bitki olarak halk arasında oldukça rağbet görüyordu.

.*Coca ile ilişkili örnekler 1700’lerin ortalarında Avrupa’ya ulaştı ve 1786’da Lamarck bitkiye tüm bilimsel literatürde kullanılan Eryhroxylon coca adını verdi. Güney Amerika’dan Avrupa’ya gönderilen örneklerin  bozularakfarmakolojik aktivitelerini kaybetmelerinden dolayı Avrupa’lılar başlangıçta kokanın  psikofarmakolojik etkiler hakkında geçerli bir bilgi edinemediler,

*1860 yılında Almanya’da Göttingen Üniversitesi’nden Albert Niemann kokainin izolasyonu ve isimlendirmesini yaptı. Merck firması da bu yeni bileşiği uygun bir preparat haline getirerek yeni bir tonik ve psikostimülan olarak piyasaya sundu. Sigmund Freud yayınladığı ”Coca papers” isimli makalesinde kokainin uyarıcı etkilerinden söz etmiştir. Sigmund Freud yayınladığı ”Coca Papers” isimli makalede kokainin uyarıcı etkilerinden söz etmiştir. Freud kokainin aynı zamanda morfin bağımlılığının tedavisinde etkili olabileceğini öngörmüştür.Bunun nedeni elinin kesilmesi sonucu ağrılarını dindirmek için morfin kullanan ve bunun  sonucunda morfin bağımlısı olan bir doktor arkadaşına kokain vermesi sonucu morfin kullanımını giderek azaltıp tamamen bırakmasını gözlemiş olmasıdır. Ancak bu kişi daha sonra kokain bağımlısı olarak yaşamını sürdürmüştür. Freud muhtemelen morfini bıraktırıcı etkisinin  heyecanı ile bağımlılık yapıcı etkiyi ıskalamıştır.

*Avusturyalı oftalmolog Karl Koller kokain kristallerini denerken dilinin hissizleştiğini far etti. Koller kokainin  anestezik etkisini kurbağa korneasında yaptığı deneylerle kanıtladıktan sonra kendi korneasında da denedi ve bulgularını, oftallmoloji kongresinde sundu.Böylece kokainin tıptaki yegane ve legal kullanım alanı olan lokal anestezik etkisi keşfedilmiş oluyordu.Daha sonraları kokain analoğu benzokain ve prokain  gibi az daha az toksik ve daha etkili lokal anesteziklerin geliştirilmesi mümkün olmuştur.

 

*1863 yılında Korsika asıllı Fransız bir eczacı olan Anelo François Mariani, Peru’dan getirdiği koka yapraklarını Bordo şarabı ile karıştırarak bir preparat geliştirdi ve buna ”Mariani Şarabı” adını verdi. Mariani daha sonra koka içeren bu şarabın patentini aldı ve preparat tonik  ve uyarıcı olarak 1871 yılında  Fransa’da piyasaya sunuldu. Preparat Mariani’yi oldukça popüler ve zengin bir adam yaptı.Bu ürünün  kullanıcıları arasında Thomas Edison, Jules Verne, Emile Zola, Henrik İbsen, Papa VIII. Leo ve Çar III: Alexandre gibi zamanın ünlüleri de vardı. Mariani şarabı Avrupa ve Amerika’da 1890’laeda XX. yüzyılın başlarında çeşitli semptomların tedavisinde ilaç olarak yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Preparatın ismi 1954 yılında Tonik Mariani olarak değştirilmiş. 1963 yılından içinde koka yaprağı çıkarılarak bir süre daha piyasada alıcı bulmaya devam etmiştir.

*Mariani’nin başarısından etkilenen Georgia’lı eczacı John Stith Pemberton bu ürünün  Amerika’lı versiyonu olan kolalı Fransız şarabını üretti ve bunu ”Pemberton’s French Coca Wine” adı ile tüketicilere ideal bir tonik olarak sundu. Bupreparat da sinir hastalıkları, hazımsızlık, zihinsel ve fiziksel yorgunluk, kabızlık, baş ağrısı, nörasteni, iktidarsızllık ve ilginç olarak o dönemlerde problem oluşturmaya başlayan  morfin bağımlılığının  tedavisi için  önerilmiş ve kullanılmıştır. 1886’da Atlanta’da alkol yasağı gelince Pemberton karışımdan alkolü çıkararak onun yerine kola ekstresini gazoz ile karıştırarak Coca-Cola’yı geliştirdi.. İlk piyasaya çıktığı dönemlerde Coca-Cola eczanelerde tonik nitelikli bir ilaç olarak satılıyordu. 1887 yılında başka bir Amerika’lı eczacı olan Asa Candler Coca-Cola formülünü Pemberton’dan  satın alarak 1888 yılında ilk Coca-Cola fabrikasını kurmuştur.1906 yılında kokain yasaya aykırı bir ürün olarak kabul edildi ve koka yaprağı ekstresi Coca-Cola’da çıkarıldı.Günümüzde Coca-Cola kokaini uzaklaştırılmış kola yapraklarından elde edilen  ekstreyi içermektedir.

Koka yapraklarından kokainin izolasyonu ile ilacın tıbbi etkileri ve tıptaki olası kullanım yerleri araştırılırken bir yandan da kokain kullananlar oluştu. Yirminci yüzyılın başlarından itibaren yaygın olarak kullanmaya başladı. Aynı  dönemde ABD’lerinde kokaine karşıt düşünceler de oluşmaya başladı. Kamuoyu kokainin ahlaki çürümeye ve suç işlemeye eğilime yol açtığı inancındaydı. Nitekim 1914 yılında çıkarılan Harrison Narkotik Yasası morfin ve opiyumun yanı sıra kokainin serbest üretimi, dağıtımı ve kullanımını da yasaklıyordu.

Yasalarla kullanımı ve satışının kontrol altına alınması kokaini yer altına indirdi ve kokain illegal yollardan  temin edilen diğer bağımlılık yapan maddeler arasında kendi alt kültürünü yaratarak yerini aldı.İllegal yollardan temin ederek kokain kullanan alt kültürünü yaratarak yerini aldı. İllegal yollardan temin edilerek kokain kullanan alt kültürün en belirgin özelliği sanatçı ve entelektüel kesimden popüler ve zengin kişilerin sayısının fazla olmasıdır.

Coca bitkisinden elde edilen kokain pastasının bazlarla birleştirilmesiyle crack,  Crack veya diğer ismiyle taş, kokainin etkili bir formuna verilen isimdir. Kimyasal bir işlemden geçirilen kokain crack biçimini alır. Ortaya çıkan kristal görünümlü kokain formu ısıtılarak buharı solunur. Kullanıcılar crack kokaini tütün veya esrarla karıştırarak sigara veya nargile biçiminde de içebilmektedirler. Çok hızlı ve yoğun bir etkisi olduğundan, bir sonraki kullanımı daha da pekiştirir ve kısa zamanda çok yüksek tüketime yol açabilir.

Kokain pastasının hidroklorik asitle birleştirilmesinden ise kokain hidroklorür elde edilmektedir.

Kok, beyaz ya da buz olarak da adlandırılmaktadır.Kullanım ağızdan, burundan, damar içi ya da solunum yoluyla olmaktadır. Oral emilimi yavaştır ve çiğneme yoluyla alındığında etkisini 45-60 dakikada gösterir. Kokainin inhalasyon yoluyla kullanımı, intravenöz kokain kullanımının risklerini almaksızın en hızlı ve en yüksek kan seviyesine ulaşılması nedeniyle, en çok tercih edilen kullanım yöntemidir.

error: