Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve binlerce kişinin ölümüne neden olan covid-19 salgını, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 196’nin üzerinde ülkeye yayılmış durumda.

Son virüs salgını bize neyi gösterdi? 

En büyük tehditin viral pandemiler olduğunu gösterdi

-Yaşadıklarımızdan ders alacak mıyız?

-Pek sanmıyorum.

Neden diyeceksiniz?

Günlerdir TV izliyorum, kimse bu pandeminin nedenini ve hastalığın nasıl oluştuğunu, bir daha olmaması için ne gibi tedbirlerin alınması gerektiğini söylenmiyor. Bir kaç virolog dışında konuya ilişkin bir açıklama yapan da yok.

Örneğin, bir sıtma salgını sorunu varsa, bunun sebebi anofel dişi sivrisinekleri ile bulaşan plazmodium  adlı parazitten olduğunu bildiğiniz için bölgede sivrisinek barındıran yaşama alanlarını ortadan kaldırmaya çalışırız. 

Bunları yapmaz isek elinizde istediğiniz kadar cibinlikler ya da tel örgüler taktırın, eğer sıtma tehdidi varsa, hastalığı önleyemezsiniz. 

Viral pandemikerde kaynak virüslerdir, Virüslerin nerede çoğaldığını, nasıl bizi hasta ettiğini bilmemiz ve bunu engellememiz gerekiyor. 

Viral pandemilerin asıl nedeni, biz insanların bitmek tükenmek bitmeyen iştahımız ve açgözlülüğünüzdür.

Maalesef acıma duygusu olmayan insanlar olarak dünyanın her tarafındaki canlıları, hayvanları yakalayıp, kafesleyerek öldürüyoruz ve de yiyoruz.

Kendi türümüz dışında hiçbir canlıya dünyada yaşama hakkı vermiyoruz. 

Virüsler kötü canlılar değil. Onlar bu dünyanın ev sahipleri, biz insan olarak bu dünyada olmadığımız milyonlarca yıl önce virüsler ve bakteriler vardı. Şu anda her birimizin vücudunda trilyonlarca bakteri ve virüs var. Ve bu virüsler bizi hasta etmiyor. Hasta olmayan insanların kanlarında yapılan bir araştırmada tam 94 çeşit değişik virüs saptanmıştır. Aynı şekilde diğer canlıların hepsinde; tavuklarda, kuşlarda, balıklarda, domuzlarda, yarasalarda onları hasta etmeyen virüsler vardır.  

Hastalıkların  nedeni kendi vücudumuzdaki virüsler değil. 

Başka hayvanların üzerindeki virüsleri almamızdır. O virüsler kendiliğinden bize gelmiyorlar. Biz başka hayvanların etlerini yiyerek, sütlerini içerek o virüsleri vücudumuza alıyoruz. Virüsler aslında doğada kendi dünyalarında yaşıyorlar, Bu virüslerin insana geçme imkanı yoktur. 

Buna karşılık o hayvanları dar mekanlarda bir alana topladığınızda bakteriler ve virüsler hepsini hasta eder. 

Şöyle bir deney yaptığımızı düşünelim; Yüz insanı bir dağ başında tuvaleti olmayan bir alanda dar bir mekanda tuttuğunuzu  düşünelim. Sonuçta bir kaç gün içinde insanlar virüs ve bakterilerini birbirine bulaştırıp hepsi hasta olacaklardır. Bu mikropları, virüsleri birbirine bulaştıracaklardır. Toplu yaşayan hayvanlar da böyle enfektedir. Tavuk çiftliklerde, büyükbaş hayvan çiftliklerinde yaşayan hayvanların hepsi enfekte. Enfeksiyonları antibiyotiklerle baskılanmaktadırlar.

İnfluenza ve corona virüsleri martı, tavuk, kaz, ördek gibi hayvanlarda yaşayan virüslerdir. Bunlar kendi bulundukları hayvandan başka bir ara konağa geçtiklerinde antijen transferi yaparak değişik yeni bir karakter kazanırlar. Böylece virüsler insanlarda yaşamaya uygun hale gelirler. Tıpta buna antijenshap diyoruz.

Virüsler nasıl antijen transferine uğradığını açıklamaya örnek olarak; domuz gribi virüsün bir epitel hücresinin içine girip kendi RNA’larını o hücrenin sitoplazmanın içine bırakıyor, arkasında aynı hücreye bir kuş gribi virüsünün aynı hücreye girip kendi RNA’larını aynı hücreye bıraktığını düşünelim. Hücrede her iki hayvanın genetik materyallerinin birbirine karışmasıyla ve yeni özellikler kazanmış olup, yepyeni bir virüs olup çıkıyor.

Corona-19 virüsü bu şekilde ortaya çıkıyor. Yarasalarda yaşayan bir virüs, yine o bölgede yaşayan karınca tüketen pangolin denilen bir hayvana geçiyor, Pangolin adlı hayvanın marketlerde satılması ve bu hayvanı yiyen bir kişi vasıtasıyla virüs insanlara bulaşmış oluyor.

Bu güne kadar ortaya çakan tüm virüs salgınlarının arkasında hayvan çiftliklikleri vardır.

1918 yılındaki 50 milyon insanın ölümüne sebep olan İspanyol  gribinin H1N1 virüsü tarafında yapıldı. Bu salgın Teksas’ta bir ördek ve tavuk çiftliğinde başladı. İspanya’da salgın ortaya çıktı.

1968 yılında Hong Kong salgınında 1 milyondan fazla kişi öldü. Bu salgındaki virüste, H3 kuş virüsü ile H2N2 virüsünün genetik kodlarını  taşıyordu.

MERS salgını Suudi Arabistan’da yaşayan develerden insanlara geçen bir corona virüsle bulaştı. Ve MERS virüsü develerden insanlara geçti. 

MERS virüs enfeksiyonu deve etinin yenmesi ile mi? 

Yoksa içilen deve sütü ile mi ya da bir kişinin deve çobanlığı yapması ile mi geçtiği bilinmiyor. 

Ancak bildiğimiz tek şey,  deve etinde bulunan corona virüsten kaynaklandığıdır.

2003 yılında 29 ülkeyi etkileyip, tam sekiz bin insanı öldüren SARS hastalığı da bir yarasa hastalığıydı. Covid-19 gibi SARS’ta Çin’de ortaya çıktı. SARS virüsü yarasadan Miks kedisine, miks kedisinden de insana geçti. Bildiğiniz gibi miks kedileri Afrika ormanlarında yabani olarak yaşıyorlar, bu hayvanlar parfüm imalatı için Afrikada ormanlarında avlanılıyor. Zavallı hayvanlar orada yakalanıyorlar, kafeslere tıkanıyor. Daha sonra salgılarından parfüm imalatı için numuneler alınıyor, çok yüksek fiyatlara ticareti yapılıyor. 

Hepinizin bildiği gibi AİDS hastalığının sebebi de bir virüstür. Kamerun ormanlarında yaşayan ve halen devam eden şempanze yeme alışkanlığıdır, AİDS şempanzelerden insanlara geçen bir hastalıktır.

Anlaşılıyor ki, corona virüsü  Vuhan’da hayvan pazarında ortaya çıktığı bir gerçek.

Şunu unutmayalım ki, hayvan etlerini

yendiğimiz sürece bu tip pandemilerin ortaya çıkması ile ilgili sorunlarla daha çok karşılaşacağız.

Bakın 2009 yılında Meksika’da başlayıp, oradan Amerika’ya yayılan H1N1 influenza hastalığının virüsü, bugünkü corona virüsünden farkı şuydu; bebeklerde, çocuklarda, hamilelerde. beş yaş altı çocukları tutuyordu ve onlarda ölüm oranları daha fazlaydı. 

Şimdi günümüzdeki corona virüsü ile H1N1  virüsünün antijenik ship yaptığını düşünün. Yani yeni yepyeni bir virüs ortaya çıksın, Olacakları düşünebiliyor musunuz? Bu virüs hem çocukları, hem bebekleri, hem yaşlıları tutsun. Ve de çok daha hızlı yayıldığını düşünün. Dünyanın ne kadar büyük bir felaketle karşılaştığımızı tahmin edebilir misiniz?  

Edemezsiniz. 

Bunun için corona virüsü ile enfekte bir kişi ve H1N1 virüsü enfeksiyonu ile dolu bir tavuk çiftliğinde çalışması yeterlidir.

Tabi ki bu antijenik shaft bir hafta ya da bir ayda olmaz.

Hayvanları böyle dar mekanlarda tuttuğumuz oranda, böyle pandemiler ile karşılaşma riskimiz her zaman vardır.

Endüstriyel hayvancılığın ortadan kaldırılması çok önemlidir. 

Bunun için hepimizin daha az et tüketmesi, daha az yumurta yemesi, daha az süt içip, daha az yoğurt yemesi gerekiyor.

İçinizde et yemeden yapamam, peynirsiz duramam diyenler olduğunu biliyorum. Onlarda kullandıkları miktarı minimuma indirebilirler.

Ve de yaban hayvanlarının doğada özgürce yaşam haklarına saygı göstermemiz gerekiyor.

Bizler de bir memeli türüyüz, diğer hayvanların insanların yemesi ve de içmesi için dünyaya getirildiği masallarına inanmayın.

Hayvanların hepsi evrimsel sürede ayrıldığımız kardeşlerimizdir. Bizim ne kadar yaşama hakkımız varsa, onlarında o kadar yaşama hakları vardır.

Kendi sağlığımız için, çocuklarımız için, çevre için, gelecek için yapmamız gereken şey, beslenme tarzımızı değiştirmektir.

Gelecek yıllarda yeni virüs pandemilerle karşlaşmamanın tek yolu hayvanları ayrım yapmadan sevmektir.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77