Kumar davranışı çağlar boyunca hemen her toplumda her kültürde görülmüş ve aşırı kumar durumları bir hastalık olarak kabul edilmiştir.

Kumar

günümüzde gittikçe artan bir şekilde hoşça vakit geçirme, eğlence ve dinlenme aracı olarak gösterilmeye çalışılmakta ve popülaritesi artmaktadır.

Ülkemizde devlet tarafından oynatılan kumar türleri; milli piyango, kazı kazan, spor-toto, sayısal loto ve at yarışları üzerine oynanan ganyandır. Özel sektörün işlettiği casinolardaki kumarhanelere önceki yıllarda izin verilmişken, daha sonra çıkarılan yasayla bu izin kaldırılmıştır.

Bunların dışında kahvelerde, derneklere bağlı lokal ve kulüplerde “bitirimhane” (kahvelerin özel bölümleri) olarak adlandırılan yerlerde yasa dışı olarak yaygın şekilde kumar oynatılmaktadır.

Çalışmadan, kısa yoldan zengin olmak için çıkar yol olarak gösterilen kumar, pek çok ülkede medya ve devlet onayıyla teşvik edilmektedir. Bu propaganda aynı zamanda kumar sorunlarının ne kadar önemli olduğunu da unutturmaktadır. Kumar, isteyerek riske girmeyi içerse de, kazanmada hep ya şansın rolü vardır yada yalnızca şansa dayanır.

Kumar Bağımlılığı konusunda, önce peşinen şunu kabul edelim kumar bağımlılığı bir hastalıktır. Nasıl bir hastalıktır? Kumar bağımlılığı bir beyin hastalığıdır.

Bundan ne anlamalıyız? demektir ki, bağımlılık bir kişisel zayıflık ya da ahlaki bir zayıflık olarak eski tip değerlendirmeler doğru değildir. Bir dürtü bozukluğu hastalığı değildir.

Bağımlılık kronik, uzun soluklu, ilerleyici, tekrarlayıcı ama tedavisi olan bir beyin hastalığıdır.

Kumarı; kişisel, ailesel ve iş yaşamında neden olduğu tüm kayıplara karşın kumar oynama davranışına engel olamama şeklinde tanımlanabilir. Yapılan araştırmalar ciddi oranda kumar bağımlılığı  %3 oranında görülür. Her gelir grubunda görülebilir bir hastalıktır. 40-50 yaş arasında erkeklerde daha sıktır. Gençler arasında giderek yaygınlaşmaktadır. Patolojik kumarbazlar da alkol ve madde bağımlılığı sıktır.

Kumar bağımlılığı sürekli, yineleyen ve uygunsuz kumar oynama davranışını içeren ve beyinde oluşan bağımlılık durumudur. Kumar bağımlılığı uzun yıllar, tıp camiası ve psikiyatrlar tarafında  bir dürtü kontrol bozukluğu olarak değerlendiriyordu. Yani kişinin kendini düşüncelerin kontrol edemediği, dürtülerini kontrol edemediği bir durum olarak kabul ediliyordu.

Ama son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar ve değişik görüntüleme teknikleriyle, beyin MR ve tomografik çalışmalarının gösterdikleri; bir uyuşturucu madde sonrası beyinde nasıl bir değişime oluyor ise, bir uyuşturucu madde beyne ne yapıyor ise, kumar bağımlılığı da aynı şeyleri yapıyor.

Soru şu; Kumar bir uyuşturucu maddenin beyinde yaptığını nasıl ve hangi mekanizma ile yapıyor?

Kumar oynama esnasında beyinde daha yüksek oranda bir dopamin dediğimiz bir haz rezervi ortaya çıkıyor. Yani beyin kumar oynama sırasında yüksek miktarda dopamin salgılıyor. Kumar oyunu esnasında kişi, ”Kazandım, kazanacağım duygusu” gibi, kısa zaman içinde çok büyük oranda para kazanma ihtimali ile birlikte beyinde yoğun dopamin salgılanmasına neden oluyor.

Beyinde bir ödül merkezi var, hayattan aldığımız zevkler, tatlar, gezmeler, yemek yemeler içmeler gibi haz duyguları beyinde salgılanan dopamin adlı hormon tarafından düzenlenir.

Dopamin insan vücudunda doğal olarak olan, duygusal tepkilerin kontrolünde rol oynayan ve beyne sinyaller ileten kimyasal bir maddedir.

Serotonin ve dopamin mutluluk hormonu olarak ifade edilen kimyasallardır. Bu iki kimyasalın beynin sağlıklı çalışmasında önemli rolleri vardır. Beyne sinyal iletiminde en önemli taşıyıcıdırlar.

Dopamin bir sinyal taşıyıcı kimyasaldır. Beynin önemli yönetim oyuncularından biridir. Beyne gelen sinyalleri taşıyan dopamin eksikliğinde; duygu, davranış, algı, hafıza gibi birçok fonksiyon

bozulabilir. Biz haz verici ne yaparsak beynimiz mutluluk hormonu salgılar. Yemek yediğimizde, uyuduğumuzda, gezmeye gittiğimizde, dağa tırmandığımızda beynimiz mutluluk ve haz hormonu salgılar.

Günün birinde alkol, uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmaya başlanırsa, ya da kumar oynamaya başlanır ise, beyindeki o mutluluk hormonu dopamin çok yüksek oranda ani bir salgılama yapar. Kazanma heyecanı bittiği anda aynı zamanda ani bir düşüş yaşar.

Yüksek oranda  alkol kullanımında, kokainden, herhangi bir uyuşturucu maddeden ya da kumar oyunundan sonra;  Daha önce zevk aldığınız, haz duyduğunuz gezmeler, sinemaya gitmeler, kitap okumalarından kişi artık keyif almamaya başlar, artık o eski alışkanlıklar eski zevkler  size mutluluk vermez olur. Çünkü uyuşturucu ile kumar oyunlarıyla yüksek miktarda salgılanan dopamin haz eşiğini çok yükseltiyor.

Haz eşiği yükselince ne oluyor?

Haz eşiği yükseldikçe kişi o yüksek eşiğini yakalamak, haz eşiğini atlatmak için ekstra yoldan, daha kolay bir yoldan ulaştığı maddeye ya da kumar gibi bir aktiviteye yöneliyor.

İşte beyin böylesine defalarca defalarca yüksek oranda dopamine maruz kalınca beynin yapısı bozuluyor. Aşırı mıktarda salınan dopamin beyne toksik etki yapıyor, beyni zehirliyor. Zehirlenme sonucu beynin yapısında bozulmalar başlıyor, aşırı dopamin salınımı nedeniyle sinirler arası iletişimin bozulmasına neden oluyor. Kazanmak ya da kazanabilme ihtimalinin olması, ”neredeyse kazanacaktım” duygusu, ”büyük bir para kazanıp ve o para ile ilgili düşünceler”, yaşanan heyecan dopamin salınımını arttırıyor.

Kişi kumar oynadığında yoğun salınımı olur. Aşırı dopamin salınımı sonrası beyin sanki bir transa girer gibi, kişi negatif bir hipnozun etkisi altındadır. Gün gelir kumar kişiyi hayattan koparıp, işinden, ilişkilerinden, değer verdiği herşeyden uzaklaştırıp artık kumar masasının kenarına monte eder. Unutmayın kumarda her zaman masa kazanır.

Dopamin beynin daha önce aldığı bir hazı tekrarlamak için yeniden dopamin isteği biriktiğinde tetiklenmeye başlar. Bu yüzden bu kişilerde krizler yaşanabilir.

Sigara, kokain ve amfetaminler gibi uyuşturucu maddeler dopaminin sinir uçlarında birikmesine tekrar alınmasını engeller ve sinir uçlarındaki dopamin birikir. Beyin bu dopamin birikimini bir haz olarak algılar ve yeniden bunu ister. Bağımlılık böyle başlar, devam eder.

Beynin yapısının bozulması, nöronlar arası iletişimin bozulmasına, kişinin kontrolünün kaybolmasına, giderek oto-kontrol bozukluğuna yol açar. Artık eski keyif alıcı durumlardan keyif almamasına, haz almamasına yol açar. Giderek karar verememe bozukluğu ile birlikte ruhsal bozulmalar oluşur. Kumarbaz neyin doğru, neyin yanlış olduğunu değerlendirilmeyecek duruma gelir.

Çünkü bizim beynimizin normal zamanda haz ihtiyacı olan dopamin 70-80 birim civarında. Ama kumar oynama esnasında 700-800 birim dopamin salgılanıyor. İşte bu fazla miktardaki salgılanma sonuçta beyinde toksik etki yaratıyor. Bu toksik de etki beynin zehirlenmesine sebep olabiliyor diyebiliriz.

Beyni zehirleyen mekanizma, bir uyuşturucu madde kullanımında, madde alındığında ne yapıyor ise, dopamin artmasına nasıl neden oluyor ise, Aynı mekanizma kumar oynarken, internette bir araba yarışı  yaparken kazanma ihtimalinin olmasını sağlayan da aynı mekanizmadır. İnternet başında saatlerce çocukları tutan, okulu unutturan, yemek yemeyi ihmal ettiren, kendilerini  kaybedecek davranışlara sebep olan, işte bu çok yüksek dopamin oranındaki artıştır.

Alkol, sigara ve uyuşturucu maddelerin kullanılmasıyla sinir uçlarında dopamin birikimini etkinleştirdiği için, edinilen haz tekrarlanmak istediğinden, bu maddeleri tekrar tekrar tüketme isteği oluşur. Bağımlılık böyle oluşur. Madde Bağımlılığı ve diğer haz verici bağımlılıklara ait her türlü istek dopamin birikimi sonucu oluşabilir. Dopamin fazla olduğunda kişi daha önceki tattığı hazlara karşı kendini ödüllendirmek ister. Bu konuda kişiye ne haz veriyorsa mesela kumar, cinayet, kavga, seks, alkol, uyuşturucu yada keyfi hırsızlık gibi daha bir çok bağımlılık bundan dolayı başlayabilir.

Dopamin sürekli şekilde yüksek olduğunda psikolojik sorunlar az olduğunda ise, yüksek dopamin salınımına bağlı Parkinson gibi kas ve sinir hastalıklarına neden olabilir.

Kumar oynayan kişi ilk zamanlarda, kumarda çok büyük bir haz alır, süreç içinde kişi farkında olmadan bu hazdan heyecanı hep isterim diye istekte bulunur. Ama seviyeye gelmediği için daha yüksek dozda daha sık madde kullanmaya ya da kumar oynamaya başlıyor. İşte bu kadar kullanılan beyin yapısı daha çok bozulmaya başlıyor. Beynin yapısı o kadar çok bozuluyor ki, kişi davranış ve hareketlerinin anlamını ve önemini kavramayacak konuma gelebilir.

Böyle beynin yapısı uyuşturucu ya da kumara bağlı çok bozulduktan, çok sonraları doktora geliyorlar. Alkol, madde ya da kumarın etkisi o kadar beyni bozuluyor ki, kişi bir müddet sonra umutsuzluğa, yılgınlığa, bağımlılığa eşlik eden depresyon, psikotik rahatlıklara, şizofreni benzeri tdaha ağır tablolarla karşımıza geliyorlar. Bazen eşlik eden rahatsızlıklarının oranı çok çok önemli olabiliyor.

Esas olarak anlatmak istediğim şey şu; alkol ve uyuşturucu maddeler beyine ne yapıyorlarsa, ne zarar veriyorlar ise, kumar bağımlılığı da aynı şeyleri yapıyor. Şimdi diyeceksiniz ki, burada herhangi bir uyuşturucu madde kullanılmıyor.

Doğru, bundan  4-5 yıl öncesine kadar tıp camiası, psikiyatri camiası kumar bağımlılığını bir dürtü kontrol bozukluğu olarak değerlendiriyordu. Konunun en başında da anlattığım gibi son bilimsel çalışmalar gösterdi ki, uyuşturucu maddeler beyne ne yapıyorsa, ne zararlar veriyorlar ise, kumarda aynı etkiyi, aynı şeyi yapıyor.

Onun içindir ki, kumar oynama bozukluğuna artık bir bağımlılık türü olarak bakılıyor. Kumar bağımlılığı beyne ne yapıyorsa, uyuşturucu madde de aynısını yapıyor. Bir kişi kumar oynarken, at yarışı izlerken, internet üzerinde ”neredeyse kazanıyorum, atım neredeyse birinci geliyor, kazanıyorum” hissiyatının olması, kazanma ihtimalinin artması, kısa sürede çok büyük paralar kazanacak olma duygusu gibi bunların hepsi beyinde fazla miktarda mutluluk hormonu salgılıyor olması gibi kazanma hırsı giderek bağımlılığa neden oluyor.

Kumar ile takıntılı kişi, arzu edilen heyecanı yakalamak için gittikçe daha çok artan miktarlarda para ile oynamak, tekrarlayan başarısız kendini kontrol çabaları sonrası, sorunlarda kaçış yolu olarak ya da kayıpları karşılamak için tekrar kumar oynama, kumar ile ilgisinin boyutlarını gizlemek içinde yalan söyleme, yalan söyleyerek içinde bulunduğu sarmaldan kurtulmak ister, ama yalan sarmalı katlanarak katlanarak devam eder.

Yalan kumar bağımlılığının en belirgin özelliğidir. Çünkü kişi çevresine içinde bulunduğu durumu farklı gösterme çabası içine girmiştir, kumar parasını sağlamak için kanun dışı yollara başvururlar.. kumar oynamaktan ötürü kişisel ya da mesleki ilişkilerde bozulmalar, kumar borcunu ödemek için risk alma ya da borçlarını ödemek için başkalarına güvenme, patolojik kumar oynama sonucu gelişen uygunsuz davranış özellikleridir. Kişi bir yalan sarmalına girer, içinde bulunduğu sarmaldan kurtulmak için yalan, yalanları kapatmak için daha fazla yalan söylemeye başlar.

Aile sorunları gittikçe artmaya başlar.

Patolojik kumar oynayanlar sıklıkla alt-orta ya da orta sınıftan erkeklerdir. Hastalık erkekler arasında kadınlara oranla daha yaygındır.

Kişiyi kumar bağımlılığına götüren nedenleri biraz konuşalım.

Yatkınlık yaratan etkenler; 15 yaşından önce bırakılma, boşanma, ayrılma ya da ölüm nedeniyle ebeveyn kaybı. ebeveynlerin uygunsuz disiplin cezaları vermesi (tutarsız, sertlik, yoksun bırakma), ergenlik dönemindeki bir birey için kumar aktivitesinin ulaşılabilir olması, parasal ya da maddesel sembollerle ailenin kumar vurgulaması, planlama ve bütçeye ailenin verdiği önemin eksikliği, kişinin çocukluk döneminde dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu tanısı alması, boşluk hissi, kişisel sorunlar, içe kapanmalar ve depresif duygu durumları patolojik kumar oynama için predispozan etkenler olarak kabul edilir.


Bağımlılığın tek bir sebebi yok, kişiyi bağımlılığa götüren çok etken vardır. Kişi çocukluğundan itibaren çevresinde kumar oynanıyor ise, bu kişi için önemli bir risk faktörüdür. Kumar ile tanışıklık bu ilişkilerle başlayabilir. Ergenlik döneminde çoğunluk bir şekilde arkadaşları aracılığıyla şans oyunlarıya karşılaşabiliyor. Genetik yatkınlık varsa ergenlik döneminde kumar veya şans oyunlarıyla bir şekilde tanışmış ise, giderek yetişkin olmaya para iş-güç para kazanmaya başlamış ise farklı zeminlerde heyecan arayışı yüksek ise, parayı riske edebilir ve kumara başlayabilir. Çevresiyle sağlıklı iletişim kuramıyor ise, kişi bir şeyler bağlanma ihtiyacı hisseder. Aslında bağımlılık aynı zamanda bir bağlanma sorunudur. Bağlandığı şey ona heyecan veren, zihnini enerjik tutan bir kumara bağlanabiliyor. Giderek çevresindeki tüm sağlıklı ilişkilerden kopup sadece kumara bağlanabilir. Sonra beyin yapısının bozulması, biyolojik  yapının bozulması hastalığa dönüşüyor.

Kimse bağımlı olmak için başlamıyor, ama kişi bir kez kumara başladı mı, onun devamı geliyor.

Çocuklar üzerinde sorun internet ve internette oyunla başlıyor. Çünkü artık günümüzde internetteki oyunların çoğunluğu bazı şeylerin parayla alındığı parayla bazı özelliklerin kazanıldığı, oyuna giriş için para alındığı mecralar var. Orada bir yarış var, yarışta bir nevi iddialaşma kumar bağımlılığına giren bir alan var. Burdan başlayabilir.

İnternet üstünden en sık oynanan kumar oyunları; kumar makineleri, iddia ve benzeri oyunlar, bahis, kâğıt ve şans oyunları, at yarışları vs… Bunlar sonunda kumar bağımlılığına dönüşebiliyor. Kumar bağımlılığı, bağımlı olan kişi ve ailesi için bir büyük yıkımdır. Kumar bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Kumar bağımlılığında kişi genellikle kumar oynamayı bırakır ancak daha sonra tekrar başlar.

Patolojik kumarbazlar, ağır kayıplarına karşın kumar oynamayı kontrol etmede yetersiz davranış gösterirler. Giderek artan miktarlarda kayıplarına rağmen kumara devam ederler. Kayıplarının sonuçlarını önemsemezler.
Maddeyi kötüye kullananlar gibi, patolojik kumar oynayanlar da affektif uyarılma ve öforik duruma ulaşmak ihtiyacı ile motive olurlar, tolerans gelişir ve yoksunluk gösterirler. Yeterli heyecana ulaşmak için, iddiaların miktarını gittikçe artırırlar. Kumarın sıklığını ve miktarını azaltmaları için zorlandıklarında, konsantrasyon bozukluğu, çökkün duygu-durum, huzursuzluk, gerginlik gibi belirgin yoksunluk belirtileri gösterirler.
Bu kişiler madde bağımlılığı olan hastalara benzer, aynı belirti ve bulguları gösterirler. Genellikle kumar oynama üzerine aşırı kafa yorar, istediği heyecanı duymak için oynadığı para miktarını gittikçe artırır, birçok kez başarısızlıkla biten kumar oynamayı kontrol altına alma çabası içine girerler.

Parayla kumar oynayıp kaybetmesinin ardından, çoğu kez bir başka gün kaybettiklerini yerine koymak için geri gelirler. Yüksek paralarla kumar oynadıklarını saklamak için aile üyelerine, terapistine ya da başkalarına yalan söyler, kumar parasını sağlamak için aşırı zaman harcar ve başkalarına güvenirler. Ailesinin birikimlerini tüketir, aile üyelerinden ya da yakın tanıdıklarından borç alırlar. Sahtekarlık, dolandırıcılık, hırsızlık, zimmete para geçirme gibi yasa dışı eylemlerde bulunurlar.
Kumar oynama yüzünden önemli ilişkilerini, işlerini kaybederler, eğitimlerinden ya da mesleklerinden başarı kazanması ile ilgili fırsatları tehlikeye atarlar ya da kaybederler. Tekrar tekrar kumar oynamayı bırakacağına her daim söz verirler ve bunu yapmak için başarısız girişimlerde bulunurlar.
Kumarın sıklığına ve miktarını azaltmaları için zorlandıklarında, konsantrasyon bozukluğu, çökkün duygu durumu, huzursuzluk, gerginlik gibi belirgin yoksunluk belirtileri gösterirler.

Erkeklerde patolojik kumarın başlangıç yaşı ergenlik dönemi iken, kadın olgularda bozukluğun başlangıç yaşı yaşamın sonraki dönemlerine kayar. Kadınlarda patolojik kumar geç yaşta başlamasına karşın, çok kısa bir zaman içerisinde gelişir.
İlk dönem olan kazanma dönemi, hastanın normalde bir yılda kazanacağı gelirin büyük bir bölümünü beklenmedik bir şekilde kumarda kazanmasını takiben başlar. Kumarbaz daha sonra düzenli olarak bahse girmeye başlar, bunu yaptıkça kendini öforik hisseder. Başlangıçta pek çok kumarbaz para kazanmasa da çok beceriklidir.
İkinci dönem olan kaybetme dönemi sıklıkla kötü şansla başlar. Kaybetme, kumarbazı dibe batıran aptalca bahislerle beraber olan ”kaybettiklerini kovalama” döngüsünü başlatır. Bunu ilişkiler ve günlük yaşamın belirgin olarak etkilendiği ve kişinin depresif belirtiler başta olmak üzere ruhsal belirtiler sergilediği bir dönem izler. Daha sonra ise oynanan oyunlar ve bahisler riskli hale geldikçe kumarbaz yasa dışı para kaynaklarının arandığı son dönem olan umutsuzluk dönemine girer. Umutsuzluk, sıklıkla aile birikimlerinin tüketilmesinden sonra ortaya çıkar. Bu durumda intihar planları ya da girişimleri olabilir.

Patolojik kumar oynama bozukluğu olan hastalarda en sık görülen birliktelik durumları; madde ve alkol kullanım bozuklukları, depresyon ve bipolar bozukluk gibi diğer duygu durum bozuklukları, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğudur. Dürtü kontrol bozukluğu, antisosyal, narsistik ve sınır kişilik bozuklukları, obsesif kompulsif kişilik özellikleri sıkça görüldüğü bildirilmektedir.

Patolojik kumar oynama, sosyal kumar oynamadan ayırt edilmelidir. Sosyal kumar oynama genellikle arkadaşlarla oynanan, oyun başlamadan önce harcanacak para miktarının belirlendiği oyunlar olup, kumar oynama belirli zamanla sınırlıdır ve gerek ailede gerekse bireyde belirgin maddi sorunlara yol açmaz.

Tedavi yaklaşımı,

Hiç bir kumarbaz psikiyatriste gönüllü olarak gelmiyor. Kumar bağımlı kişi fark edilince eşi, anne ya da babası tarafından getiriliyor. Ya ekonomik kriz içine giriyor, parası bitiyor, ya ailesiyle ya da eşiyle problem yaşıyor. Eşi evi terk edip gidebilir olabilir. Genellikle bize bu dönemde geliyorlar. Geldikleri bu dönem biraz sorumluluk biraz geç bir dönem. Burada yapılması gereken eşlerin ve aile bireylerinin kişinin bu zor zamanlarında yanında olmaları, destek olmaları gerekir. Aile bireyleri, eşi  bu dönemde bunun yani kumar bağımlılığının bir hastalık olduğunu, bir beyin hastalığı olduğunu ve bu bağımlılığın  tedavisinin olduğunu ve tedavi süresince her zaman yanında olduklarını, yanında olacaklarını, destek olacaklarını anlamlıdırlar. Hastalıkla ilgili tartışmaya girip, işte sen sorumsuzca davranıyorsun, ailemizi borca sokuyorsun tartışmalarına girerlerse, tehdit ederler ise, bir takım şartlar koyarlarsa iletişim orada kopuyor ve tedaviye gelmenin önünde bir engel oluşturur.

Kumar bağımlılığında şu ilacı kullan geçer diye bir tedavi yok, bir ilaç verelimde geçsin diye bir tedavi de yok. Kişide psikolojik sorunlar, depresyon ya da madde bağımlılığı sorunu var ise depresyon ve bağımlılığı tedavi edilmeli. Aile boyu bize geldiklerinde hastalığın boyutunun ne olduğuna dair ve madde bağımlı tedavilerinde kullandığımız ilaçlarla, psikoterapi ile destekleyici terapi ile kişi çok daha olumluya gidebilir.

Bu kişiler kendi borçlarının sorumluluğunu almalı, kredi kartları iptal edilmeli ve parasını başkasının yönetmesine izin vermelidir. Kişide ruhsal bir sorun varsa ilaç tedavisinin yararlı olacağı kesindir. Bu durum dışında genel olarak psikoterapötik yaklaşımlarla tedavi şansının daha yüksek olduğu bildirilmektedir.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77