Kumar Bağımlılığı

11 Kasım 2020

 

Kumar Bağımlılığı

Kumar davranışı çağlar boyunca hemen her toplumda her kültürde görülmüş ve aşırı kumar durumları bir hastalık olarak kabul edilmiştir.

Kumar günümüzde gittikçe artan bir şekilde hoşça vakit geçirme, eğlence ve dinlenme aracı olarak gösterilmeye çalışılmakta ve popülaritesi artmaktadır. Ülkemizde devlet tarafından oynatılan kumar türleri; milli piyango, kazı kazan, spor-toto, sayısal loto ve at yarışları üzerine oynanan ganyandır. Özel sektörün işlettiği casinolardaki kumarhanelere önceki yıllarda izin verilmişken, daha sonra çıkarılan yasayla bu izin kaldırılmıştır. Bunların dışında kahvelerde, derneklere bağlı lokal ve kulüplerde “bitirimhane” (kahvelerin özel bölümleri) olarak adlandırılan yerlerde yasa dışı olarak yaygın şekilde kumar oynatılmaktadır.

Çalışmadan, kısa yoldan zengin olmak için çıkar yol olarak gösterilen kumar, pek çok ülkede medya ve devlet onayıyla teşvik edilmektedir. Bu propaganda aynı zamanda kumar sorunlarının ne kadar önemli olduğunu da unutturmaktadır. Kumar, isteyerek riske girmeyi içerse de, kazanmada hep ya şansın rolü vardır yada yalnızca şansa dayanır.

Kumar Bağımlılığı konusunda, önce peşinen şunu kabul edelim kumar bağımlılığı bir hastalıktır. Nasıl bir hastalıktır? Kumar bağımlılığı bir beyin hastalığıdır.

Bundan ne anlamalıyız? demektir ki, bağımlılık bir kişisel zayıflık ya da ahlaki bir zayıflık olarak eski tip değerlendirmeler doğru değildir. Bir dürtü bozukluğu hastalığı değildir.

Bağımlılık kronik, uzun soluklu, ilerleyici, tekrarlayıcı ama tedavisi olan bir beyin hastalığıdır.

Kumarı; kişisel, ailesel ve iş yaşamında neden olduğu tüm kayıplara karşın kumar oynama davranışına engel olamama şeklinde tanımlanabilir. Yapılan araştırmalar ciddi oranda kumar bağımlılığı  %3 oranında görülür. Her gelir grubunda görülebilir bir hastalıktır. 40-50 yaş arasında erkeklerde daha sıktır. Gençler arasında giderek yaygınlaşmaktadır. Patolojik kumarbazlar da alkol ve madde bağımlılığı sıktır.

Kumar bağımlılığı sürekli, yineleyen ve uygunsuz kumar oynama davranışını içeren ve beyinde oluşan bağımlılık durumudur. Kumar bağımlılığı uzun yıllar, tıp camiası ve psikiyatrlar tarafında  bir dürtü kontrol bozukluğu olarak değerlendiriyordu. Yani kişinin kendini düşüncelerin kontrol edemediği, dürtülerini kontrol edemediği bir durum olarak kabul ediliyordu.

Ama son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar ve değişik görüntüleme teknikleriyle, beyin MR ve tomografik çalışmalarının gösterdikleri; bir uyuşturucu madde sonrası beyinde nasıl bir değişime oluyor ise, bir uyuşturucu madde beyne ne yapıyor ise, kumar bağımlılığı da aynı şeyleri yapıyor.

Soru şu; Kumar bir uyuşturucu maddenin beyinde yaptığını nasıl ve hangi mekanizma ile yapıyor?

Kumar oynama esnasında beyinde daha yüksek oranda bir dopamin dediğimiz bir haz rezervi ortaya çıkıyor. Yani beyin kumar oynama sırasında yüksek miktarda dopamin salgılıyor. Kumar oyunu esnasında kişi, ”Kazandım, kazanacağım duygusu” gibi, kısa zaman içinde çok büyük oranda para kazanma ihtimali ile birlikte beyinde yoğun dopamin salgılanmasına neden oluyor.

Beyinde bir ödül merkezi var, hayattan aldığımız zevkler, tatlar, gezmeler, yemek yemeler içmeler gibi haz duyguları beyinde salgılanan dopamin adlı hormon tarafından düzenlenir. Dopamin insan vücudunda doğal olarak olan, duygusal tepkilerin kontrolünde rol oynayan ve beyne sinyaller ileten kimyasal bir maddedir. Serotonin ve dopamin mutluluk hormonu olarak ifade edilen kimyasallardır. Bu iki kimyasalın beynin sağlıklı çalışmasında önemli rolleri vardır. Beyne sinyal iletiminde en önemli taşıyıcıdırlar. Dopamin bir sinyal taşıyıcı kimyasaldır. Beynin önemli yönetim oyuncularından biridir. Beyne gelen sinyalleri taşıyan dopamin eksikliğinde; duygu, davranış, algı, hafıza gibi birçok fonksiyon bozulabilir. Biz haz verici ne yaparsak beynimiz mutluluk hormonu salgılar. Yemek yediğimizde, uyuduğumuzda, gezmeye gittiğimizde, dağa tırmandığımızda beynimiz mutluluk ve haz hormonu salgılar.

Günün birinde alkol, uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmaya başlanırsa, ya da kumar oynamaya başlanır ise, beyindeki o mutluluk hormonu dopamin çok yüksek oranda ani bir salgılama yapar. Kazanma heyecanı bittiği anda aynı zamanda ani bir düşüş yaşar.

Yüksek oranda  alkol kullanımında, kokainden, herhangi bir uyuşturucu maddeden ya da kumar oyunundan sonra;  Daha önce zevk aldığınız, haz duyduğunuz gezmeler, sinemaya gitmeler, kitap okumalarından kişi artık keyif almamaya başlar, artık o eski alışkanlıklar eski zevkler  size mutluluk vermez olur. Çünkü uyuşturucu ile kumar oyunlarıyla yüksek miktarda salgılanan dopamin haz eşiğini çok yükseltiyor.

Haz eşiği yükselince ne oluyor?

Haz eşiği yükseldikçe kişi o yüksek eşiğini yakalamak, haz eşiğini atlatmak için ekstra yoldan, daha kolay bir yoldan ulaştığı maddeye ya da kumar gibi bir aktiviteye yöneliyor.

İşte beyin böylesine defalarca defalarca yüksek oranda dopamine maruz kalınca beynin yapısı bozuluyor. Aşırı mıktarda salınan dopamin beyne toksik etki yapıyor, beyni zehirliyor. Zehirlenme sonucu beynin yapısında bozulmalar başlıyor, aşırı dopamin salınımı nedeniyle sinirler arası iletişimin bozulmasına neden oluyor. Kazanmak ya da kazanabilme ihtimalinin olması, ”neredeyse kazanacaktım” duygusu, ”büyük bir para kazanıp ve o para ile ilgili düşünceler”, yaşanan heyecan dopamin salınımını arttırıyor. Kişi kumar oynadığında yoğun salınımı olur. Aşırı dopamin salınımı sonrası beyin sanki bir transa girer gibi, kişi negatif bir hipnozun etkisi altındadır. Gün gelir kumar kişiyi hayattan koparıp, işinden, ilişkilerinden, değer verdiği herşeyden uzaklaştırıp artık kumar masasının kenarına monte eder. Unutmayın kumarda her zaman masa kazanır.

Dopamin beynin daha önce aldığı bir hazı tekrarlamak için yeniden dopamin isteği biriktiğinde tetiklenmeye başlar. Bu yüzden bu kişilerde krizler yaşanabilir.

Sigara, kokain ve amfetaminler gibi uyuşturucu maddeler dopaminin sinir uçlarında birikmesine tekrar alınmasını engeller ve sinir uçlarındaki dopamin birikir. Beyin bu dopamin birikimini bir haz olarak algılar ve yeniden bunu ister.

Bağımlılık böyle başlar, devam eder.

Beynin yapısının bozulması, nöronlar arası iletişimin bozulmasına, kişinin kontrolünün kaybolmasına, giderek oto-kontrol bozukluğuna yol açar. Artık eski keyif alıcı durumlardan keyif almamasına, haz almamasına yol açar. Giderek karar verememe bozukluğu ile birlikte ruhsal bozulmalar oluşur. Kumarbaz neyin doğru, neyin yanlış olduğunu değerlendirilmeyecek duruma gelir.

Çünkü bizim beynimizin normal zamanda haz ihtiyacı olan dopamin 70-80 birim civarında. Ama kumar oynama esnasında 700-800 birim dopamin salgılanıyor. İşte bu fazla miktardaki salgılanma sonuçta beyinde toksik etki yaratıyor. Bu toksik de etki beynin zehirlenmesine sebep olabiliyor diyebiliriz.

Beyni zehirleyen mekanizma, bir uyuşturucu madde kullanımında, madde alındığında ne yapıyor ise, dopamin artmasına nasıl neden oluyor ise, Aynı mekanizma kumar oynarken, internette bir araba yarışı  yaparken kazanma ihtimalinin olmasını sağlayan da aynı mekanizmadır.

İnternet başında saatlerce çocukları tutan, okulu unutturan, yemek yemeyi ihmal ettiren, kendilerini  kaybedecek davranışlara sebep olan, işte bu çok yüksek dopamin oranındaki artıştır.

Alkol, sigara ve uyuşturucu maddelerin kullanılmasıyla sinir uçlarında dopamin birikimini etkinleştirdiği için, edinilen haz tekrarlanmak istediğinden, bu maddeleri tekrar tekrar tüketme isteği oluşur. Bağımlılık böyle oluşur. Madde Bağımlılığı ve diğer haz verici bağımlılıklara ait her türlü istek dopamin birikimi sonucu oluşabilir. Dopamin fazla olduğunda kişi daha önceki tattığı hazlara karşı kendini ödüllendirmek ister. Bu konuda kişiye ne haz veriyorsa mesela kumar, cinayet, kavga, seks, alkol, uyuşturucu yada keyfi hırsızlık gibi daha bir çok bağımlılık bundan dolayı başlayabilir.

Dopamin sürekli şekilde yüksek olduğunda psikolojik sorunlar az olduğunda ise, yüksek dopamin salınımına bağlı Parkinson gibi kas ve sinir hastalıklarına neden olabilir.

error: