Tıp bilimi hastalığın tanımını sağlığın tanımına göre daha kolay yapabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün ”sağlık; bedensel, ruhsal, sosyal olarak iyilik durumudur tanımı ”sağlık sağlıktır” demenin ötesinde bir anlam taşımıyor gibi görünüyorsa da, hiç olmazsa sağlığın içine ”ruhsal” ve ”sosyal” kavramlarını katarak biyomedikal modelin dışına çıkabilmiştir. Fakat bedensel, ruhsal, sosyal iyilik durumu ne demektir?


Beden yapısında ileri bir yaşta ortaya çıkacak genetik bir bozukluğun belirleyicileri yerleşmişse, bu kişi genetik hastalığın ortaya çıkacağı yaşa kadar bedensel açıdan sağlıklı gibi görünür, fakat genlerinde ilerde ortaya çıkacak bir hastalık işareti taşımaktadır.


Bu kişi, sağlıklı göründüğü sürece sağlıklı mıdır?
Sosyal iyilik durumu ne demektir?
Bu görüşün içine ister istemez ”yaşamın niteliği” kavramı da girer. Toplumda uyumlu, yaralı, üretici olma koşulları da girer. Hangi toplumda hangi tür uyum ve üreticilik? Kitleleri yok etmek, savaşları kışkırtmak, desteklemek için silah üretip satmak o toplum için yararlı ve üretici bir etkinliktir. Ama sağlıklıdır diyebilir miyiz? Burada sağlığın tanımına toplumsal değer-yargılar girmektedir.
Yaşamın niteliği nedir? Günde 6-7 saat kahvede oturup bütün ev, tarla ve bahçe işlerini karısına bırakan bir erkek yaşamından hoşnut, kendi kendisi ile barışık olabilir. Böyle bir kişi normal midir, anormal midir?

Normal ruh sağlığnın tanımını neye göre yapabiliriz? Şimdi normalin tanımını yapabilmek için ortaya atılmış olan görüşleri kısaca irdeleyelim.
1.İstatistiksel tanım; İstatistiksel olarak çoğunluğa uyan ve çan eğrisinin iki aşırı ucunda kalmayan kişi normaldir. Hekimlikte istatistiksel yöntem çok kullanılır ve istatistiksel bulgulara göre normalin alt ve üst sınırları çizilir. Ruh sağlığı açısından çoğunluğa uyum sağlığın ölçütü olabilir mi? Bir köyde çoğu erkek, vaktin çoğunu kahvede geçiriyorsa ve az bir çoğunluk kahvede geçirmeyip kitap okursa, ev, tarla ve bahçe işine katkıda bulunursa, bu köyde çoğunluk mu normaldir, azınlık mı?
Sanatta, felsefede, devlet yönetiminde yaratıcı, devrimci kişiler çoğunluğa uymayan, çoğunluğu çalışan kişilerdir.
Görülüyor ki ruh sağlığının istatistiksel tanımı çoğu kez göreceli, bazen de geçersizdir.

2.Klinik tanım: Klinik olarak belirgin ruhsal bozukluğun tanımı genellikle yapılabilmektedir. Fakat bir kişide böyle bozukluğun olmaması normaldir demek için yetmiyor. Belki organik açıdan şu organ normal çalışıyor diyebiliriz. Fakat bu insan normaldir diyemiyoruz.
Bu nedenle klinik açıdan normali tanımlayabilmek için bir çok görüşler ortaya atılmıştır.


a- Çevreye uyum yapabilme: Yukarıda da belittiğimiz gibi nasıl çevreye, nasıl bir uyum? Toplumun beklentilerine olduğu gibi uyan bir kimse normal midir? Burada toplumun değer yargıları, estetik anlayışı vb. bilimsel bir tanım için kullanılmaktadır. Değer yargıları sosyal psikolojide araştırma konusu olabilir, fakat bilimsel bir sağlık tanımı yapabilmek için kullanılabilir mi? Nitekim toplumun değer yargılarını, geleneksel yaşam stilini değiştiren devrimci düşünürler ve yöneticiler olmuştur. Bunlara anormal diyebiliyor muyuz? Kaldı ki değerler çağdan çağa, toplumdan topluma büyük değişmeler gösterebiliyor. İkinci Dünya Savaşında Amerikan askerlerinde daha çok nörotik bozukluk, Alman askerlerinde psikosomatik hastalıklar bulunmuştu. Nazi rejiminin nörotik bozukluğa izin vermeyen kültüründe, Alman askerlerini ruh sağlığı açısından Amerikan askerlerine kıyasla sağlıklı sayabilir miyiz?

b- Bireyin içinde aşırı bunaltının (anxiety) olmaması, kendisinden hoşnut, ilişkilerinde rahat ve mutlu olması normalin ölçüsü olarak ileri sürülmüştür. Bencil, başkalarını kullanan ve sömüren, halinden hoşnut, kendisine göre ilişkilerinde mutlu, toplumun sorunları ve yaraları karşısında rahat kişi mi normaldir, yoksa bencil olmayan, güç koşullar altında yaşam savaşı veren, toplumun sorunlarına vurdum duymaz olmayan tedirgin insan mı normadir? İnsan yaşamında bunaltı, üzüntü, acı çekme, hatta mutsuzluk kimi kişide de anormal sayılmayacak doğal tepkiler olabilir. Hatta bazı koşullarda acı çekmemek, sıkıntı, üzüntü duymamak anormal olabilir.

c- Psikanalistlerden biri bölümü normalin ölçütü olarak; İd, ego, superego arasındaki dengeyi ele almışlardır. Sağlıklı kişi id dürtülerine doyum olanağı sağlayabilen, fakat çevresine de uyum yapabilen (ego) ve içindeki süperego’nun sesini de dinleyebilen kişidir. Fakat bu tanımlamada, dürtülerin doyumu son derece öznel bir yaşantıdır. Çevreye uyum, superego ve toplumun beklentileri değer yagıları ile bağlantılıdır. Bunlar da çağdan çağa, toplumdan topluma değişmeler gösterir. Üstelik dürtülerini doyuran, çevresine uyum yapan ve superegosunu dinleyen bir koca, örneğin karısının dürtüsel doyumuna hiç önem vermese, karısı da toplumsal değer ve tutumlara uygun olarak doyumsuzluğunu belli etmese bu kişi normal midir?
Daha bir çok örnekler verilebilir. Görülüyor ki şimdiki bilgilerimizle normalliğin ve aşırı olmayan anormalliğin sınırları belli değildir, ölçütleri görecelidir. İstatistiksel ve klinik görüşlerin, çevreye uyum varsayımının hepsinde az ya da çok gerçek payı vardır; fakat çağdan çağa, toplumdan topluma, hatta bireyden bireye görecelidir ve değişebilir.
Şu kesin ki her sağlıklı diye bilinen kişide sağlıksız özellikler (bir kısmı genlerde saklı olabilir), hasta diye bilinen kişilerde de sağlıklı yanlar bulunabilir. Ruh sağlığının bittiği, hastalığın başladığı sınırlar kesin değildir.


Öyleyse ”normalin” tanımı olanak dışı mıdır? E.Bleuler, öğrencisi Gustav Bychowski’ye şöyle bir öğüt vermiş; ”Hiç kimseye normaldir belgesi verme. Ben karıma bile veremem”, Belki kimseye ”normaldir” diyemeyiz ama, bazı olgular dışında, belirgin bir ruhsal bozukluğun olmadığını çoğu kez söyleyebiliriz. Ancak, bu da normalin ne olduğu sorusuna yanıt değildir.
Konunun çapraşıklığını bilen Freud’a bu soru sorulunca; çalışmak ve sevmek diye yanıt vermiş. Bu iki sözcük üzerinde ne denli durulsa azdır. Çalışma yalın işçilikten yaratıcı sanata dek geniş ve karmaşık eylemleri, bilişsel ve duygusal süreçleri içerir. Sevmek de arkadaşı, çocuğu, toplumu, insanlığı sevişmeyi ve de sevmeye kadar uzanır. Bu iki sözcükle tanımlanan ”normallik” kavramına eklenecek fazla bir şey yok.
Fakat bu iki sözcük bireyin sağlıklı sayılabilmesi için iki temel ölçütü veriyor.

Çalışma ve sevebilmenin kökeni, koşulları nelerdir, açıklanmıyor. İşte bu noktada konuyu gelişimsel açıdan da aydınlatmak gerekiyor. Sağlıklı gelişimin aşamalarını ve özelliklerini Erikson’un ”İnsanın Sekiz Evresi” kuramına göre bireyin ruhsal açıdan karşılaştığı bunalımlar ve bunları çözerek kazandığı benlik güçleri sağlıklı kişilik gelişimini tanımlayabilecek niteliktedir. Çocukluğun ilk iki döneminde kazanılan temel güven ve özerklik duyguları, oyun çocuğu ve ilkokul çağında kazanılan girişim, becerme ve çalışma yetileri, ergenlik delikanlılık çağında kazanılan kimlik duygusu, olgunluk ve orta yaşta edinilen yakınlaşma, eşleşme ve üretkenlik ve en sonunda yaşlılık çağında ulaşılan ”benlik bütünlüğü” sırası ile hep birlikte gözden geçirilirse, sağlıklı kişide olması gereken benlik özelliklerini tanımlamaya yetebilir. Ama, böyle bir modelin ideal olduğunu ve ideal düzeyde bir ruh sağlığının belki de hiç kimse de bulunmadığın bilmek ve anımsamak koşoluyla!
Anormalin tanımını yapmak daha kolay görünüyor. Ruh sağlığı bozulan kişi, genellikle duygu, düşünce ve davranışlarında değişik derecelerde tutarsızlık, aşırılık, uygunsuzluk ve yetersizlik özelliklerini taşır. Dikkat edilirsebunlarda da bitakım değer yargılarının izlerini görebiliriz.Genellikle yetersiz, uygunsuz, aşırı derken belli normlara göre söylemiş oluyoruz. Bu normlardan bir kısmı evrensel olup, bir kısmı ise çağdan çağa, toplumdan topluma değişebilir. Zaman ve mekan göreceliğini gözönünde tutmak koşulu ile bu sıfatları kullanabiliriz.


Her kişide tutarsız, aşırı, uygunsuz ve yetersiz davranışlar görülebilir. Hasta sayılabilecek kişide bu özelliklerin az çok sürekli, ya da yineleyici olması, bireyin verimli çalışmasını ve kişiler-arası ilişkilerini bozması gerekir,
Hastalıkları tanıyabilirsek, sağlığın da sınırlarını az çok belirleyebiliriz.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77