Özgüven; kişinin kendi değeri hakkındaki subjektif değerlendirmesidir. Yani kişinin kendi özelliklerinin ne ölçüde olumlu ya da olumsuz olduğu hakkındaki yorumudur. Esas olarak özgüven  kişinin kendisine ilişkin düşünceleri demek daha doğru olur. Bu düşüncelerin yol açtığı psikolojik durum, sonuçta hem düşünce hem de duygularının ifadesi olan davranışları da içerir.

Özgüven eksikliği, kendinden şüphe duyma, kendini yetersiz hissetme, kendine karşı hoşgörüsüz olmak, eleştirilere karşı kırılgan olmak, olaylar sırasında korkmak ve pasif davranmak, boyun eğme, olaylar karşısında aşırı uyum gösterme, yalnızlık, eleştirilere hassas olma, güvensizlik, sevilmediğini hissetmek gibi kavramlarla açıklanabilir.

Özgüven eksikliği ya da kendine güvensizliği; genellikle evde çocukluk dönemindeki eleştirel ve baskın ebeveyn tutumları nedeniyle gelişebilir, Bazı durumlarda okulda ya da iş hayatında yaşanan kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonrasında da ortaya çıkabilir. Gelişim döneminde ebeveynler sağlıklı, destekleyici bir çevre sağlamamış olmaları, ya da çok eleştirisel davranmaları, çocuğa karşı aşırı beklenti içine girmeleri, talepkar ya da aşırı koruyucu  olmaları özgüven eksikliğinin oluşumunda etkin olabilir..Her anne -baba kendi uzantısı olan çocuğun kusursuz olmasını ister, ama ebeveynlerin bazı davranışlar iyi niyetle de olsa ters tepebilir. Bireyin sonraki yıllarında okul hayatı, arkadaş ilişkilerinde, kişinin kendi beden algısıyla ilgili sorunlar nedeniyle kişi kendisini yetersiz hissedebilir ve sonuçta özgüven sorunu  yaşanabilir.

Özgüveni duygusunu çocukluğundan itibaren kişinin kendisi inşa eder. Kişinin kendi hakkında düşündükleri, sonuçta kendi gerçeği oluyor. Değerli hissetmek, ve özsaygı insanın temel ihtiyaçlarından biridir. İnsan yaşamında yetersizlik yaşanması kaçınılmaz bir duygudur. Çünkü insanın kusursuz değildir ve kusursuz olması imkansızdır. Doğarken güçsüz, başkalarını yardımına muhtaç doğar. Diğer yanda kişinin kendini önemli sayılan, sevilen ve saygı duyulan biri olarak hissetmesi, görmesi, kendi varlığını anlamlı hissetmesi özerk ve birey olma anlamına gelir. Ki bu çok önemlidir. 

Zihninizin iki düzeyi vardır, biri bilinçli ya da akılcı düzeyidir. Diğeri ise bilinçaltı ya da akıl ötesi düzeyidir. Bilinçli zihninizle düşünürsünüz ama düşünce alışkanlıklarınız bilinçaltınıza gömülür ve bilinçaltınız düşüncelerinizin yapısına göre yaratıcılıkta bulunur. Bilinçaltınız gördüklerinizin, bilgi birikiminizin, deneyim ve tercübelerinizin, düşüncelerinizin, duygularınızın ve hislerinizin depolandığı bölgedir. İşte yaratıcı zihinde burasıdır. Bilinçaltınız kendisine gönderilen her şeyi ya da bilinçli zihninizin inandığı her şeyi içeri kabul eder. Bilinçli zihniniz gibi bunlar  üzerinde akıl yürütmez, tersine empoze etme yönünde girişimlerde bulunmaz. Kısaca bilinçaltınız, iyi ya da kötü her türlü tohumu yeşerten toprak gibidir. Zihninizin yasası inanç yasasıdır. Bunun anlamı zihninizin çalışma biçimine inanmanızdır. Zihninizin inandığı şey, zihninizdeki düşüncedir. -bu kadar basit- ne fazla ne eksik.

Sonuçta neye inanırsanız onunla karşılaşacaksınız. Tüm deneyimlerimiz, olaylar, koşullar ve eylemler bilinçaltınızın düşüncelerinize verdiği tepkilerdir. Aklınızda oluşturduğunuz her düşünce geleceğinizi yaratıyor. Yaşadıklarınızı düşünceleriniz belirler. Siz kendi hayatınızın yaratıcısısınız. Bunu düşüncelerinizle yapıyorsunuz. Her düşünce bir neden, bir etkidir ve her koşulda bir sonuçtur. Başınıza gelen her şeyi siz kendinize ve siz yaşamınıza çekiyorsunuz. Sonuçta ne ekerseniz onu biçiyorsunuz.

Yaşadığınız özgüven duygusu yetersizliği, kendi hakkınızda düşündüklerinizin sonucudur. Bu sonuç sonunda kendi gerçeğiniz oluyor. Bu da düşüncelerinizdir. Düşünceleriniz geleceğinizi yaratır. Yaşadıklarımızı düşüncelerimiz belirler. Düşünce, başlangıç aşamasındaki eylemdir. Tepki ise, düşüncelerinizin yapısı ile bağlantılı olarak bilinçaltınızdan gelen karşılıktır. Burada bir düşünce düzeyinden bahsediyoruz.

Kuantsal psikolojik düşünce; bireyin  fiziki ve sosyal dünya gerçeklerini şekillendirme gücünü ”beyin-beden-ruh” bütünlüğünü esas alır. Bu konuda kişinin yaşamında kendisine engel olan bilinçaltı inanç sistemlerini ve korkularını tespit eden ve bunları temizleyen, kişinin iç gücünün ortaya çıkmasının kendisine olan inanç ve güvenin yükselmesi olan bir anlayış sistemini içerir. Kişinin  kendi sosyal gerçeklerini, kendi düşünce gücüyle oluşturabileceğinin farkına varması, bilinçli ve sistemli şekilde bilinçaltına hükmetmeyi ve zihin haritasını kendi öz varlığı lehine programlamasına yönelik eylem ve düşünce sistemini temel alır. Bu anlaşılması zor bir durumdur. 

Özgüven nasıl kazanılır?

Öz güven kazanmanın bir çok değişik tekniklerinden bahsediliyor.. Size kolay ve basit uygulanabilir bir yöntemi anlatacağım. 

Bu yöntemde sizin yapmanız gereken olumsuz düşüncelerden kurtulmak. 

-Ne yapmalı?

-Özgüven kazanmanın tek yolu kişinin kendini sevmekten, kendini olduğu gibi kabul etmekten, tüm kusurları ile kendini beğenmekten kısaca kendi hakkındaki olumsuz düşüncelerinizi değiştirmekten geçer. Çünkü siz kendi hayatınızın yaratıcısısınız, bunu düşüncelerinizle yaptınız ve yapıyorsunuz. Hayatınızdaki her şeyi, özgüven duygusu yetersizliği de dahil, her şeyi siz hayatınıza çektiniz. 

-Gelen düşünceleri engelleyemezsiniz, ama onları yönlendirebilirsiniz. Düşünce ve duygularınızla neye odaklanırsanız onu hayatınıza çeker ve yaşarsınız. Özgüvenli olmadan, dolayısıyla özgüven kazanmadan korkularınızı yenemezsiniz. Korkularımızı yenmeden eylemde bulunamazsınız. Eylemde bulunmadan da başarılı olmanız mümkün değildir. Düşüncelerimizi değiştirmek zor diyorsunuz. İlk bakışta öyle görülebilir. Düşünceleriniz duygularınızı, duygularınız hislerinizi oluşturur.

Özgüven kazanmanı kalıcı bir noktaya gelmesi için temel bir nokta var. Bu temel noktayı anlarsanız ancak o zaman özgüven kazanırsınız. Kendi gerçekliğinizi yaratan sizsiniz. unutmayın yalnız sizsiniz. Vücudunuz düşüncelerinizin bir ürünüdür. Bilinçaltınız bedeninizin kurucusudur. 

-Bu temel nokta nedir?

-Bu temel nokta basit, o da şudur, kendinizi sevmek, kendinizi olduğu gibi kabul etmekten geçer.

-Peki, bunu nasıl yapacağız? 

Düşüncelerinize, duygularınıza, hissettiklerinize, bedeninize, ve de  yüzünüze ayna tutacaksınız..Düşünceleriniz vücudunuzun görüntüsünü, işleyişini ve  sağlığını etkiler.

Ne demek istediğimi küçük bir teknikle anlatmak istiyorum. 

-Bir aynanın karşısına geçip, aynaya iyi bakın orada ne göreceksiniz? 

Aynada yüzünüzü, bedeninizi kısaca kendinizi göreceksiniz.

Kendinize şunu sorun ben kendimi seviyorum muyum? Ben kendimi değerli buluyor muyum? ben kendimi beğeniyor muyum?

Bu çok güçlü ama basit bir sorudur, kendinize vereceğiniz cevap gerçekçi bir cevap olacaktır. Ve temel bir cevaptır.

Baktığınız aynada ne göreceksiniz, tüm kusurlarınızla, eksikliklerinizle, tüm acziyetiyenizle, her şeyinizle kendinizi göreceksiniz, kendinizle yüzleşeceksiniz.

Eğer gördüğünüz bu şahsın tüm haliyle sevmez, beğenmez ve benimsemezseniz özgüven kazanamazsınız. 

Kendinizle yüzleşin, ”tüm kusurlarımla bu benim, aynadaki beni kabul ediyorum” 

Kendiniz olduğu kabul ettikten sonra. güçlendiğimizi hissedeceksiniz.

 ”Annem babam yoksul insanlardı babam hamallık yapardı, annem çarık giyerdi,oturmayı, kalkmayı ya da konuşmayı bilmezlerdi”  düşüncelerinizi atın.

”Onlar benim annem benim ailem onları olduğu gibi kabul ediyorum. Asla onlardan utanmıyorum.Gecekondu ya da yoksul bir eviniz olabilir, ben gecekonduda yoksul yaşıyorsam, yer sofrasında yemek yiyorsam bunların hiç birinden gucunmuyorum, her şeyimi olduğu gibi kabulleniyorum” diyeceksiniz..

 ”Her şeyimle kendimi, ailemi ve de çevremi olduğu gibi kabulleniyorum” diyeceksiniz..

 Aynaya bakınca boyunuz kısa olabilir, burnunuz yamuk olabilir, gözleriniz şaşı olabilir, saçlarınız dökülmüş olabilir, dişleriniz çarpık üst üste gelmiş olabilir. 

Ne diyeceksiniz biliyor musunuz? 

”Kendimi görüyorum, kendimi olduğum gibi kabul ediyorum” diyeceksiniz. 

”Bunlar benim dişlerim, bunlar benim gözlerim, bu benim boyum, bu benim bedenim bu benim sesim, bu benim saçım. Aynaya bakıyorum, kendimin bu halini seviyorum, kendimi beğeniyorum ve kabul ediyorum. Bu yüz, bu kaş, bu burun, bu gözler her şeyimle benim ve oldukları gibi kabul ediyorum” diyeceksiniz. 

Aynada gördüğünüz, o yüzü o kişiyi ve o hayatı cesaretle kabullenip sevmezseniz özgüven kazanamazsınız. İstediğiniz kadar yöntem öğrenin, istediğiniz kadar teknik öğrenin özgüven kazanamazsınız. Kendinizi kabullenmeyip, kendinizi cesaretle sevmediğiniz müddetçe özgüven kazanamazsınız. “Bu benim, bu beni seviyorum ve kabulleniyorum” demediğiniz  sürece özgüven kazanamazsınız. 

Sen kendini sevmiyorsan, kendini kabullenmiyorsan, sen boyunu, dişini, kaşını gözünü,, sen yaşadığın semti ya da evi benimsemiyorsan bu durumlarından utanıyorsan nasıl özgüven kazanacaksın? Sen kendine güvenmiyorsan, kendini sevmiyorsan, kendini değerli bulmuyorsan başkalarının sana güvenmesini, sevmesini ya da değerli bulmasını nasıl bekliyebilirsin ki?

Her şeyden önce aynaya bakacaksınız, sadece o yüzü değil ve yüzün arkasındaki hayatı da seveceksiniz, yaşanmış iyi ya da kötü o hayatı kabulleneceksiniz. Yüzünüze ve geçmiş hayatınıza bakmaktan korkmayacaksınız.. 

‘Bu yüz bu hayat benim” diyeceksiniz. 

”Tüm saçmalıklarım ile, tüm eksikliklerim ile tüm hatalarımla, tüm kusurlarımız ve tüm acizliklerim ile bu benim, ben kendimi seviyorum, ben kendimi değerli buluyorum, ben kendimi beğeniyorum” diyeceksiniz. 

Eğer kendinizi bu şekilde kabullenirseniz özgüven kazanmak çocuk oyuncağıdır. Özgüven kazanmak çok basit ve sıradan bir şeye dönüşür.

Siz kendinizi kabullenmedikten ve sevmedikten  sonra özgüven kazansanız ne olur kazanmazsanız ne olur. Kendinizi etrafınızdaki insanların iyi yönlerini görmeye çalışın ve onların iyi yönlerinin bir listesini yapın.

Evet evinizde bir ayna varsa, salonda ya da tuvalette bir aynanın karşısına geçip ben bu yüzü ve bu yüzün arkasındaki hayatı seviyor muyum olduğu gibi kabulleniyorum mu diye sorun. 1.adım istemek, isteklerinize cevap gelecektir, isteğiniz bir şekilde size ulaşacaktır. İsteğiniz ile aynı hattaysanız kendinizi harika hissedersiniz. Bu duyguların gücüdür. Düşüncelerinizi, duygularınıza ve hislerinize göre yönlendirdiğinizde, yavaş yavaş düşünceleriniz oluşmaya başlayacaktır.

Unutmayın özgüven kazanmanın yolu kendinizi sevmekten ve olduğu gibi kabullenmekten geçer. Siz kendinizden hoşlanmazsanız nasıl başkasının sizden hoşlanmasını bekleyebilirsiniz? Bir hayali gerçeğe dönüştürdüğünüzde, daha büyük hayalleri gerçekleştirmek durumundasınız. İşte bu yaratım sürecidir.

Hepimiz düşündüğümüz ve zihnimizde tuttuğumuz süretleri kendimize çekiyoruz. Bunlar düşüncelerimizdir. Neye inanırsanız onunla karşılaşırsınız. En çok neyi düşünürseniz onu kendinize çekersiniz o hale gelirsiniz. Kısacası  düşünceleriniz nesnelere dönüşür. Düşüncelerinizi değiştirseniz hayatınız değişir. Bir şey zihinde oluyorsa madden de olacaktır.

Bu sözleri ve davranışları sürekli tekrarlayın, ta ki kendinizi inandırıncaya kadar devam ediniz. Düşüncelerinizdeki bir özgüvensizliği özgüvene dönüştürdüğünüzde, artık daha büyük hayalleri gerçekleştirecek durumdasınız. Ama diyerek geri adım atmayınız, çelişkiye düşmeyiniz, hareket bazen gereklidir. Karanlık bir yolda giden bir arabayı düşünün, sadece üç beş metreyi görebilirsiniz. Hayatta böyle ilerler, sadece bir kaç metreyi görerek gidersiniz. İlk adımı inançla atın. İlk adımı atın yeter. Hayat böyle ilerler ve sizi istediğiniz noktaya götürür.

Ne istediğinize karar verin, hayal edin, yukarıda bahsettiğim tekniği günde bir kaç kez tekrar edin. Söylediklerinize kendinizi inandırın. Göreceksiniz özgüven yetersizlik duygusunu yeneceksiniz.

Sürekli kendinizi ya da başkalarını eleştirmek, yargılamak, suçluluk duygusu vücudunuzda ağrılar,korku, gerginlik,, ülser, saç dökülmesine, yaygın beden ağrıların neden olur. İyileşmede en önemli faktör insan zihnidir.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77