PARANOYA TANISI VE KLİNİK ÖZELLİKLERİ

Hezeyan bozukluk, başka herhangi bir ruhsal bozukluğa bağlı olmayan inatçı ve norı-bizar hezeyanların klinik görünüme egemen olduğu bir bozukluktur. Tanı sürecinde karşılaşılan en büyük güçlük, bu bozukluğun şizofreni ile ayırt edilmesidir.

DSM-IV, bu ayrımı iki ölçüt üzerinden yapmaktadır. Bu ölçütlerden ilki bu bozuklukta ki hezeyanların non-bizar olarak tanımlanması ve ikinci ölçüt ise şizofrenide görülen bizar davranışlar, duygulanım sığlığı veya dezorganize düşünce gibi diğer belirtilerin hezeyan bozukluk için söz konusu olmamasıdır. Ancak pratikte bizar/non-bizar ayrımının her zaman kolaylıkla yapılabildiğini söylemek güçtür.

Ayrıca hezeyan bozuklukta, bazı hallüsinasyonlann çarpıcı olmayacak ölçüde bulunabileceği kabul edilmektedir. Bu yüzden klinisyenler ve araştırıcılar, sanrısal bozuklukta işlevsel yeti yitiminin şizofreniye göre hafif olmasını bir ayırıcı ölçüt olarak kullanmaktadırlar.

DSM-IV, hezeyan bozukluğun klinik belirtilerini tanımlamak için 5 ölçüt sunmaktadır:

1-En az 1 ay süren ve bizar olmayan sanrılar: Non-bizar terimi, sanrıların içeriklerinin bozukluk sahibi kişi için asla gerçek olmadığının ancak yaşamda rastlanmasının mümkün olabilirliğini ifade eder. Örneğin, eşinin kendisini başkalanyla aldattığına inanan kişinin bu sanrısı, olması mümkün ancak bu olguda kesinlikle olmamış içeriği yüzünden non-bizar olarak kabul edilir. Bir aylık süre ise, bazen non- bizar sannlann görülebildiği kısa psikotik

2-. Şizofreninin, tam ölçütünün hiçbir zaman karşılanmamış olması: Burada önemli bir nokta hallüsinasyonlann varlığıdır. DSM-IVe göre hezeyan bozuklukta hezeyanın içeriği ile ilişkili ise koku ve dokunma varsanıları bulunabilir. Örneğin, zehirlendiğine inanan bir hastanın algıladığı zehir kokulan buna örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca bazen işitsel veya görsel hallüsinasyonlar da bulunabilir ancak bunların klinik görünüme egemen olacak kadar çarpıcı olmamaları gerekir.

Hezeyanların kişinin yaşamında yaptığı etkiler dışında belirgin bir işlevsellik bozulmasının veya açıkça bizar, acayip davranışların olmaması: Mafya tarafından öldürüleceğini düşünen bir kişinin işini ve hatta evini terk etmesi gibi doğrudan hezeyanlı temadan kaynaklanan bozulmalar dışında, şizofrenidekine benzer ölçülerde psikososyal işlevsellik bozulması yoktur. Genelde sosyal ve evlilikle ilgili işlevsellik, entellektüel ve mesleki işlevselliğe göre daha fazla zedelenir. Davranışlar genelde normaldir ve ancak hezeyanlarlar tartışıldığında veya üzerine gidildiğinde bozulabilir.

Bazen sanrılarla birlikte duygu durum bozukluğu belirtileri gözlenebilir, ancak bu belirtilerin toplam süresi hezeyan döneme göre oldukça kısadır.

3- Bu bozukluk kokain gibi bir madde kullanımına veya Alzheimer hastalığı gibi bir genel tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.
DSM-IV önde gelen sanrı içeriğine göre hezeyan bozukluğun 7 alt tipi olduğunu önermektedir; Erotomanik, grandiyöz, kıskançlık, düşmanlık görme, somatik, karışık ve belirlenmemiş tipler.

KLİNİK ÖZELLİKLER

Başlangıç genellikle ani ve tanımlanabilir bir psiko sosyal stressörü izleyerek olmaktadır. Yakın zamanda gerçekleşmiş göç, aile üyeleri veya arkadaşlarla çatışma ve sosyal izolasyon gibi özellikle kuşku ve güvensizlik nedeni olabilecek durumlar, bu stressörlere örnek olarak verilebilir. Hastanın başlangıçtaki kuşkulan ve merak duygusu giderek büyür, dikkatin çoğu bunlara harcanır ve sonunda sanrılar ortaya çıkar. Hezeyan bozukluğu olanların çoğunda dışa dönük, girişken ve aşın duyarlı premorbid kişilik özelliklerinin bulunduğuna inanılmaktadır.

Hezeyan bozukluğun DSM-IV’e göre tanı ölçütleri ve alt tipleri.
En az 1 ay süren, bizar olmayan hezeyanlar (yani, gerçek yaşamda görülebilecek türden; izleniyor, zehirleniyor, hastalık bulaştırılıyor, uzaktan seviliyor, eşi ya da sevgilisi tarafından aldatılıyor olma ya da bir hastalığı olma gibi).

Şizofreni için A Tanı Ölçütü hiçbir zaman karşılanmamıştır. Not: Hezeyan Bozuklukta, hezeyanın (sanrının) içeriği ile ilişkili ise taktil (dokunma) ve olfaktor (koku) hallüsinasyonlar bulunabilir.
Hezeyan(lar)ın etkisi ve bunun uzantıları dışarıda bırakılacak olursa işlevsellik belirgin olarak bozulmamıştır ve davranış açıkça acayip ya da bizar değildir.
Hezeyanlarla birlikte duygudurum epizodları da ortaya çıkmışsa bunların toplam süresi sanrısal dönemlerin süresine göre daha kısa olmuştur.
Bu bozukluk bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.:
Erotomanik Tip: Genellikle daha yüksek bir konumu (statüsü) olan başka bir kişinin kendisine aşık olduğuna İlişkin hezeyanlar
Grandiyöz Tip: Çok değerli, güçlü, bilgili, özel biri olduğuna, kutsal bir güç ya da ünlü bir kişi ile özel bir ilişkisi olduğuna ilişkin hezeyanlar
Kıskançlık Tipi: Cinsel eşinin sadakatsizlik gösterdiğine ilişkin hezeyanlar
Persekütuar Tip: Kendisine (ya da kendisine yakın olan birine), bir şekilde kötü niyetli davranıldığına ilişkin hezeyanlar

Somatik Tip: Fizik kusurunun ya da genel tıbbi bir durumunun olduğuna ilişkin hezeyanlar
Mikst Tip: Yukarıdaki tiplerden birden fazlası için karakteristik olan hezeyanlar vardır ancak bunlardan hiçbiri daha belirgin değildir.

RUHSAL DURUM MUAYENESİ

Genel görünüm: Hastalar genellikle kendine bakımı, giyimi iyi kişilerdir ve günlük etkinliklerinde veya kişiliklerinde Önemli dağınıklıklar göstermezler. Şanrıların içeriğine bağlı olarak bazen acayip, egzantrik görünümlü, şüpheci veya düşmanca tavırlar içinde olabilirler. Bazı hastalar görüşme sırasında kavgacı bir tutum takınırken, başka bazı hastalar görüşmeciyi ikna etmeye çalışırlar. Korku ve öfkenin hezeyan bozukluğun iki önemli klinik özelliği olduğu gösterilmiştir.

Hasta, görüşmeciyi hezeyanları için kendisine müttefik yapmaya çalışsa bile hekim bu hezeyanları kabul edebilirmiş gibi yapmaktan kesinlikle kaçınmalıdır. Hastayla hezeyanlarını yanlışlamayı amaçlayan tartışmalar kadar, kabul edici tutum da daha sonra sürdürülecek olan hekim- hasta ilişkisini zedeler.

Yönelim: Kişi, yer veya zamanla ilgili özel bir şano nedeniyle hasta uygun olmayan cevaplar vermedikçe, hezeyanlı bozuklukta herhangi bir yönelim bozukluğu bulgusu yoktur.

Bellek ve Dikkat: Herhangi bir bozulma yoktur. Aşın zihinsel uğraş nedeniyle, sanrılarla ilgili konularda bellek artmış gibi görünebilir ve dikkat hezeyanın içeriği ile ilgili ipuçlarında yoğunlaşmıştır.

Duygulanım: Hastanın duygulanımı, hezeyanlarının içeriği ile uyumlu bir nitelik taşır. Büyüklük sanrıları olan bir hasta öforik olabilirken, düşmanlık görme hezeyanları olan hasta kuşkucu tavırlar içinde olacaktır. Çoğu hastada hafif düzeyde de olsa bazı depresif özellikler görülebilir. Ancak korku ve öfkenin, hezeyan bozukluğa en çok eşlik eden duygulanım biçimleri olduğu söylenebilir. Özellikle tetikleyici bazı olayların varlığı, bunu kolayca şiddete dönüştürebilir.

Algı Bozuklukları: Tanımından da anlaşılabileceği gibi, kliniğe egemen olabilecek veya çarpıcı düzeyde hallüsinasyonlar yoktur. Hallüsinasyonlar olsa bile, göze çarpmayacak düzeyde ve görsel tipten çok işitsel tipte olurlar. Ancak dokunma ve koku hallüsinasyonları, hezeyanlarının bir parçası olarak mevcut olabilir.

Düşünce: Sanrılar biçimindeki düşünce içeriği bozulması, bu bozukluğun temel belirtisidir. Hezeyanlar genellikle sistematize ve birileri tarafından düşmanlık edildiği, eşin sadakatsizliği veya ünlü bir insan tarafından seviliyor olma gibi mümkün olabilir nitelikte içeriğe sahiptirler. Bu yönüyle, şizofrenideki hezeyanların bizar ve mümkün olamaz içeriğine ters niteliktedirler. Hezeyanlarla ilgili konuşmalar bazen lögore, teğetsellik veya kendine özel başka nitelikler taşırsa da, diğer düşünce bozukluğu belirtileri genellikle yoktur. Hezeyanlar basit veya karmaşık olabilir. Klınisyen, kendisine mümkün görünmeyen her düşünceye hemen sanrı etiketini vurmakta acele etmemeli, doğruluğunu mutlaka araştırmalıdır.

Dürtü Kontrolü: Hastanın hezeyanları sonucu tasarladığı intihar, şiddet veya öldürme niyetleri değerlendirilmelidir. Bu davranışların gerçek sıklığı tam bilinmemekle birlikte, özellikle geçmişte saldırganlık öyküleri olan hastalarda saldırganlık riski yüksektir. İntihar riskinin şizofreniye göre 2 kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Hasta impulslarını denetlemekte güçlük çekiyorsa hospitalize edilmelidir. Bazı hastalarla, bu impulsları denetlemesine hospitalizasyonun nasıl yardımcı olacağı konusu açıkça tartışılabilir.

Yargılama ve içgörü: Hezeyan bozukluğu olan hastaların, durumları hakkında içgörüleri yoktur ve çoğu zaman psikiyatri birimlerine güvenlik görevlileri veya yakınları tarafından zorla ya da kandırılarak getirilirler. Yargılama hastanın geçmişi, şimdiki durumu ve geleceğe ilişkin planlan sorularak değerlendirilebilir.

error: