Rafine edilmemiş un B, PB ve F vitaminleri, mineral tuzlar, enzimler ve bedenimizin ihtiyaç duyduğu başka bileşenler içerir. Bir buğday tanesi yüzde 80 nişasta ve yüzde 15 biyolojik kabuk içerir. Kabukta bulunan maddeler nişastayı parçalamaya ve sindirmeye olanak sağlar.

Rafine un buğdayın kabuğunun içerdiği maddelerden yoksun; vitaminler, enzimler ve mineraller bakımından fakirdir.
Beyaz undan yapılmış ekmek ve unlu mamullerin sindirilmesi, rafine etme işlemi sırasında yok edilen kimi maddeleri gerektirir. Bu maddeler beyaz undan yapılmış yiyeceklerin içinde bulunmadığı için bedenimiz bunları kendi öz kaynaklarından kullanmak zorunda kalır. Rafine unu sindirmek zordur. Sindirilemeyen nişasta, bedenimizdeki yağ katmanlarında birikir. Un ılık suyla karıştırıldığı zaman neler olduğunu hepimiz biliriz. Genleşir ve yapışkan benzeri bir maddeye dönüşür. Rafine un bağırsaklarımızda da aynı şekilde davranır; diğer yiyeceklerin sindirilme süreçlerini de yavaşlatır ve safra kesesi veya mesanede taş oluşumuna neden olur.

Ekmek, simit, poğaça, açma, kek, bisküvi ve benzeri rafine undan yapılmış ürünleri daha cazip hale getirmek amacıyla bunlara renk ve tat verici, asitliğini değiştiren, dengeleyici ve kıvam verici maddeler eklenir. Eklenen bu maddeleri yediğimizde ne olur? Bu maddeler bedende kalır ve yavaş yavaş bizi zehirlerler. Kas ve eklemlerin sertleşmesine yol açarlar, cildimizi bozarlar. İşte, rafine un bu şekilde bize büyük zarar verebilir.

Mayalı gıdaların tehlikesi

Rafine Un, Mayalı Ekmek ve Gıdalar Bize Zarar VeriyorHer türlü ekmeğin üretiminde maya kullanılır. Ekmeği fırında pişirdiğimiz zaman, maya sporları havada sürekli hareket eder ve ekmeğin kabuğuna birikir. Bu sporlar ekmekle birlikte sindirim kanallarımıza gider ve burada harekete geçer. Amerika’da yapılan bazı araştırmalar, ekmek yapımında kullanılan mayanın beynimizdeki kanserli hücreleri harekete geçirdiğini gösteriyor. Mayalı ekmek yediğimiz zaman, sindirim kanallarımızı, maya ile bağırsaklarımızdaki mikroflora arasında bir ‘savaş alanına’ çeviririz. Mayalı ekmeği çocukluğumuzdan itibaren yemeye başladığımız için, sağlıklı bir bağırsak florası ender rastlanan bir durumdur.

Kabızlık, şişkinlik ve sindirim sistemi hastalıkları, çoğu zaman maya kullanılarak yapılan ekmek ve benzeri rafine un ürünlerinin çok fazla tüketilmesi üzerine ortaya çıkar.

Israrla ekmek yemek istiyorsanız, maya kullanılmaksızın yalnızca buğday unu ve su kullanılarak yapılan ekmeği yiyin. Rafine edilmemiş undan ve maya kullanılmaksızın yapılmış ekmek sizin için çok daha yararlıdır.

Eğer mayalı ekmek yemeye devam edecekseniz, en azından tazeyken yemeyin. Bir iki gün sonra, maya etkinliğini kaybeder ve artık zarar vermez.

Rafine edilen bütün taneler kabuklarındaki değerli maddeleri yitirir ve sindirilmesi zor olan saf nişastaya dönüşürler. Sağlığımız için rafine edilmemiş tanelerden yapılan yiyecekler çok daha yararlıdır. Rafine edilmiş şarküteri ürünleri, cipsler, fırınlanmış ürünler vb. genellikle su içermezler ve çok fazla miktarda şeker ve tuz içerirler. Bunları tükettikten sonra ya bir şeyler içeriz yahut çok susadığımızı hissederiz. Bu durum bir kısır döngü yaratır. Rafine ürünler susuzluğumuzu artırır, bizde daha çok sıvı tüketiriz; tükettiğimiz sıvılar, midedeki sindirim sıvılarını seyreltir ve sindirim tamamlanamaz. Tuz midemizi rahatsız eder, bu yüzden tuzun etkisini azaltmak için daha çok sıvı içeriz. Bu şekilde, neredeyse kesintisiz olarak yemeye ve içmeye devam ederiz. Böylece bedenimizi sıvılarla doldurur, kilo alır ve kendimizi yorgun hissederiz.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77