Schadenfreude Almanca bir terim,

Anlamı ”Başkasının mutsuzluğuna tanık olurken, o halde olmadığı için gizliden gizliye mutlu olma hali”

olarak tarif ediliyor. Schadenfreude, ”schaden” ve ”freude” kelimelerinin birleşimiyle oluşmuş bir kelime, ”Şadınfırode” diye okunur. ”Schaden” kötü olayı,”freude” ise sevinç anlamını veriyor. İkisi birleşince ”kötülükten mutluluk duymak” anlamına geliyor..

Başkaları acı çektiğinde kendini iyi hissetme, birinin başarısızlığını izlemekten zevk almak, bir kişinin küçük düşürüldüğünü öğrenmek eylemi kulağa biraz ilginç, son derece kötü, pis ve korkunç gelse de, böyle bir durumun insanın doğasında var olan bir duygu olduğunu biliyoruz.

Bu duygu çocuklarda, yetişkinlerden  daha fazla görülür, ancak yetişkinlerde genellikle gizlenmiş olsa da kötülükten mutluluk duymak duygusu devam eder.

Bireyin yaşadığı benlik saygısının ve yoğunluğu ile negatif bir ilişkiye sahip olduğuna dair kanıtlar ortaya çıkarmıştır. Bireyin özgüveni ne kadar az olduğu kişilerin daha yoğun bir şekil schadenfreude yaşayacakları anlamına gelir. Özgüvenin yüksek olduğu şahıslarda daha az sıklıkla daha az duygusal yoğunlukta schadenfreude yaşanır.

Adam Smith ”Ulusların zenginliği” adlı eserinde, 

”İnsanın bütün ömrünün birkaç dost edinmeye bile yetmediğini” belirtir.

Sizlere ”Dostun iyisi nasıl anlarsınız” diye bir soru sorsam ne cevap verirsiniz?  

Bir çoğunuz bu sorunun cevabını ararken hemen aklınıza ortak temel bir yargıda genelde birleşir; 

”Dostun iyisi kara günde belli olur” diye. 

Ya da Pir Sultan Abdal’ın,  

”Ben şu dünyada ağlar gezerken 

Bir dost bulamadım gün akşam oldu,

Yazıktır şu ömrüme yazık

Bir dost bulamadım gün akşam oldu”

Dizelerini hepimiz ezbere bilir ve söyleriz. Bazen farkında olmadan mırıldandığımız da olur.

Görüldüğü gibi insanların dostluk konusunda kafaları karışık, karışıklık yaşamaktan da haklılar.

Dostluk ve yakın arkadaşlık konularında yapılan bilimsel araştırmalar; schadenfreud’un nedeni olarak; saldırganlık, rekabet ve adalet temelli üç itici güçten bahsediyorlar.

 Bazı kişiler acı çeken, zorluk yaşayan dostlarının yanındayken farkında olmadan seviniyormuş olma duyguları yaşamaları.

Örneğin bir arkadaşının iflasına üzülürken ve de onu teselli ederken, içten içe;

”İşte bak, o iflas etti, ama ben sapasağlam işlerime devam ediyorum” diye sevinmek.

Ya da evliliğinde sorunlar yaşayan dost ya da arkadaşıyla konuşurken

”Onun mutsuz bir evliliği ve sorunları var, ama ben mutluyum ve evliliğimi sürdürüyorum” şeklinde içten içe sevinmek,

Veya işinden atılan, geçim sıkıntısı yaşayan bir iş arkadaşının yaşadığı işsizlik sorununa ”O işsiz, ama ben çok şükür çalışmaya devam ediyorum” deyip mutlu olmak ve sevinmek.

Araç kullanırken yolda yaralı ya da ölümlü bir kaza gördüğünüzde hafiften yavaşlar ”vah vah” deyip yoluna devam etmek, Ve iç dünyanızda ”bak ben sağlamım hayatıma devam ediyorum” diye sevinmek ve yoluna devam etmek. Örnekler çoğaltılabilinir.

Bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre; başkalarının kayıplarına, mutsuzluğuna sevinmenin altında ana sebep olarak başkalarının kayıplarından kazanç elde etmesini gösteriyor. Bu insanlarda karşısındaki kişinin mutsuzluğu, acısı ya da şansızlığına üzgün olsa dahi hissettikleri duygu sevinç oluyor. Bu durum bu insanların ancak  ” yalnızca kendi çıkarlarını düşünen yaratıklar” olmalarıyla açıklanabilir.

Bazı insanlar vardır, başkalarının acılarından zevk alır; çünkü bu durum onların iyi hissetmelerini  sağlar. Bu tipler başkaların acısını kendi kazancı olarak değerlendirebilir. Ki buna en iyi örnek olarak karşı takımın yenilgisine sevinen taraftar grubu gösterilebilinir. 

Günlük yaşamımızda farklı şekillerde ve ortamlar da çok sık rastlarız. Sıradan bir insan ortalama yaşamı sürerken, etkin bir göreve gelince değiştiğini, bu insanların içinde bir canavar çıktığını çok görürsünüz, bu kişilere bakıp şaşırırsınız.

12 Eylül 1980 darbesi döneminde acımasızca kraldan fazla kralcı kişilikleri tanıdık. Bu kişilikler insanlara öylesine işkenceler yaptılar ki, bu insanların cezaevlerinde işkencehaneler de birer canavara dönüştüklerine tanık olduk. Bu kişilikler böyle durumlarda yaptıklarıyla adaletin yerini bulduğunu düşünürlerdi. Bu ve benzeri kişilerin geçmiş yaşamlarına baktığınız zaman genellikle kötü şeyler yaşamış, benlik saygısı olmayan, kendilerine özgüveni  ya etik değerlere sahip olmayan insanlar olduklarını anlarsınız.

Kendi kendinize şunu sorabilir misiniz? 

Kötü bir durumda ya olumsuz bir şey yaşayan arkadaşınızı arayıp ”Çok üzüldüm, bu durum beni de çok olumsuz etkiledi”cümlelerini çok kolay söyleyebilirsiniz.

Ama diğer yanda şöyle düşünün; sizin de hedeflediğiniz, tüm çabamıza rağmen başaramadığınız, hedefi başaran bir arkadaşınızı arayıp kutlamak sanki biraz daha zor gibi değil mi? 

Çok üzüldüm demek kolay. ama arayıp ”Tebrik ederim seni, başarılarını kendi  başarım gibi kabul ediyorum ve çok mutlu oluyorum” demek sanki biraz daha zor gibi geliyor.

Eğer bunu yapıyorsanız siz kendine öz güveni ve saygısı olan sağlam bir karaktersiniz.

Normal insanlar, kimi zaman başkalarına karşı empati duygularını yitirse de; sadist, narsist ya da psikopat tipler empati kurmaktan her zaman uzaktır.

Oscar Wilde, İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şair. İğneli uslubu ile Geç Victoria dönemi Britanya’nın en başarılı ünlü yazarı diyor ki,

”Dostunuzun  üzüntüsünden acı duyabilirsin bu kolaydır; ama dostunun başarısına sempati duyabilmek ve sevinebilmek çok sağlam bir karakter gerektirir”.

Pir Sultan Abdal 16. yüzyılın ozanı, Adam Smith 18. yüzyıl filozofu, Oscar Wilde 19. yüzyıl romancı ve şairidir. Üç farklı kişilik aynı zamanda çok farklı kültürlerin ve coğrafyaların insanlarıdır. Ama buna karşın aynı gözlemde bulunuyorlar.

Arkadaşlarınızın, dostlarınızın acı ve zor günleri kadar, iyi günlerinde de yanlarında olabilmeniz, sizin sağlam karakterinizin, kendinize olan güvenmenizin bir gereğidir. Esas önemli olan onların iyi ve mutlu günlerinde yanlarında olabilmek.

Unutmayın ”En iyi dost, kötü günde değil iyi gününde de yanınızda olanıdır”.

Sonuç olarak; Hepimiz schadenfreude deneyimi yaşamışızdır, ancak üstünde fazla düşünmeyi sevmeyiz. Bunu fazla düşünürsek insanlara karşı ne kadar farklı olabileceğimizi görürüz.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77