Sinir ve beyin hücrelerimizin optimum düzeyde çalışması, kanımızda normal bir oranda -ne çok fazla ne çok az- şeker bulunmasına bağlıdır.

Beyin için hiçbir şey, glikoz olarak adlandırılan, kanımızda ve hücrelerimizde dolaşan ve yediklerimiz tarafından belirlenen şeker tipinden daha önemli değildir. Sinir hücreleri, kandaki glikoz olmadan hayatta kalamazlar. Glikoz, sinir hücrelerinin orijinal ”akıllı ilacı”dır ve hücrelerin psikolojilerini düzenler. Hafızayı, konsantrasyonu ve öğrenme yeteneğini canlandırabilir. Üzerinizdeki hüznü ve siniri atabilir. Kan şekerinin düşük olması, beynin yavaşlamasına ve doğru bir şekilde çalışmamasına neden olur. Fakat kan şekerinin çok yüksek olması da beyin performansınıza ve hafızanıza zarar verebilir, böylece yaşlandıkça zihinsel performansınızın daha hızla düşmesine neden olabilir.

  Glikoz beynin yakıt kaynağıdır. Diğer hücreler nişasta ve proteini glikoza dönüştürebilirler, fakat sinir hücreleri bunu yapamazlar. Glikoz olmadan, beyin çalışamaz. Beyin toplam vücut ağırlığının %2’sini oluşturmasına  rağmen, çok şaşırtıcı bir şekilde, vücudun bütün enerjisinin %20-%30’unu tüketebilir.

  Beyin hücreleriniz her an beyninizdeki kan damarlarından glikoz çekiyorlar ve bu glikozu mitokondria denilen ve her bir sinir hücresinin içinde bulunan binlerce küçük enerji fabrikasına taşıyorlar. Glikoz işte burada işlemden geçiriliyor ve beynin önemli faaliyetlerine devam edebilmesini sağlayan bir yakıt olarak yakılıyor. Eğer beyin gerekli glikozu yeterli miktarda bulamazsa ya da uygun bir şekilde kullanamazsa, bu yanma işleminin yoğunluğu daha düşük oluyor ve bir enerji krizinin ortaya çıkmasına yol açıyor. Bunun daha geniş çaplı sonucu, hafızada veruh halinde karışıklıklar ya da beynin çalışmasında ortaya çıkan başka aksamalar olabilir. Beyin, hiçbir pürüz yaşamadan çalışabilmek için sadece doğru miktarda glikoza ihtiyaç duyar. Glikoz problemleri hafızayı, dikkati, konsantrasyonu, heyecanı, ruh halini çok kötü bir şekilde etkileyebilir ve bunamaya ve Alzheimer hastalığına yol açabilir.

Glikozun kana girmesi nasıl sağlanır?

Bu daha çok karbonhidratlar olarak adlandırılan şeker ve nişastaların yenmesiyle sağlanır. Bir parça şeker ya da nişastalı patates, ekmek ya da makarna parçalanarak küçük bağırsağın içinde glikoz moleküllerine dönüşürler ve buradan da kana ve beyne taşınırlar. Bütün hücreleriniz glikoz yakarak hayatta kalırlar, fakat beyin bunların içinde glikoza en çok bağımlı olanıdır.

Kısaca vücut, beyne ve merkezi sinir sistemine hizmet etmesi için belirl bir oranda glikozun sürekli olarak bulunmasını sağlar.

  Glikoz, oksijen kadar bizim cankurtaranımızdır. Oksijen gibi glikozda tehlikeli olabilir, Hücreleri bozabilir ya da yok edebilir. Doğanın milyonlarca yıl önce şekillenen düzeni nedeniyle, yaşamımız şeker ve oksijenin insafına kalmış durumda. Oksijen  ve glikoz olmadan yaşayamayız. Bütün hücrelerimizi etkileyen ve beyinlerimizi çalan, yaşlanmanın ve hastalıkların kötü etkilerine ne kadar açık olduğumuzu belirleyen bu iki unsuru ne kadar iyi anlarve idare edebilirsek o kadar iyi olur.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77