Şizoid Kişilik Bozukluğu

sizoid

ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Şizoid kişilik bozukluğunda kognitif düzeyde temel inanç ”ben  uyumsuzum”dur.

Kendilerini tek başlarına yeterli bulurlar. Diğer insanlarla ilgili temel inanç ise ‘‘onların bana verebilecek hiçbir şey yok”tur. Bu nedenle yakınlıktan ve bağlanmadan kaçarlar. Temel davranışsal stratejileri diğer insanlardan uzak durmaktır. İnsan ilişkilerindeki fakirlik ve yalnızlığa bağlı olarak hafif düzeyde hüzün, zorunlu yakınlık durumlarında kaygı bu kişilerin yaşadıkları ana duygulanımlardır.

 

Şizoid kişilik bozukluğu olan insanlar, insanlarla ilişkiye girmekten kaçınan ve yalnızlığı seven insanlardır..Bu davranış kalıbı erken erişkinlikte başlar ve çok değişik koşullar altında kendini gösterir. Normal insanlar başkalarıyla birlikte olmaktan zevk alır, Oysa şizoidler, kendi aileleriyle birlikte olmak, sosyal ilişkilerden hoşlanmazlar. İnsan içinde olmak onu rahatsız eder. Bu nedenle hemen hiç yakın arkadaşı yoktur. Kitap okuma, TV seyretme, bigi sayar oyunları, mekanik ya da elektronik aletler yapmak gibi yalnız yapılan etkinliklerden  hoşlanırlar. İnsanlara karşı soğuk ve uzaktırlar. Kendisine yakınlık gösterenlere aynı yakınlığı göstermezler. Başkalarınca, soğuk, ilgisiz, nüfus edilemez, duygusuz ya da ”ruhsuz” biri olarak nitelendirilirler. Başkalarından gelen övgü ve eleştirilere kayıtsızdırlar. Başka insanların  kendileri hakkında ne düşündüğü pek umurlarında değildir. Moda ile ilgilenmezler, moda değişikliğine en son uyan kişilerdir.

Ancak hastanın, yalnızca yakın ilişkilerde hoşlanmadığını vurgulayalım. Örneğin hasta işi gereği çok sayıda yüzeyel, mesleki ilişkiyi yürütüyor olabilir. Bir araştırmada, şizoidlerin dernek ve komisyonlarda aktif oldukları, yalnızca yakın ilişkilerden kaçındıkları saptanmıştır.

Önemli bir başka özellikleri duygusal küntlüktür. Hasta, normal insanların zaman zaman gösterdiği, örneğin, sevinçle oynama, öfke ile bağırıp çağırma ya da başkasına şefkatle sarılma gibi güçlü duygusal tepkileri ya hiç göstermez ya da bu tür tepkileri çok siliktir. Bazıları, birisiyle konuşurken, konuşmaya  elik eden baş sallama ya da gülümseme gibi jest ve mimiklere karşılık vermezler.

Görüşme sırasında spontan konuşmak istemezler. Grup terapilerinde çok uzun süre hiç konuşmayabilir. Başkalarını çok rahatsız eden uzun sesizlik dönemlerini kolayca tolere edebilirler.

Dışardan amaçları belirsiz, davranışlarında kararsız, dalgın ve kendi halinde insanlar olarak görülebilirler.

İnsanlara yakın olmak istemedikleri için, cinsel ilişkiye girmekten de isteksizdirler. Bazıları ömründe hiç cinsel ilişki kurmamıştır. Bir bölümü, cinsel ilişkiye girer ancak bunu, oldukça mekanik bir biçimde karşısındaki insana herhangi bir sevgi ya da şefkat gösterisinde bulunmadan yapar.Yine bu nedenle erkek hastalar, kadın peşinde koşma, kadınlara kur yapma ya da flört etme gibi birtakım sosyal davranışları göstermezler ve pek evlenmek istemezler. Ancak  ülkemizde, özellikle geleneksel kesimlerde, genellikle aileleri tarafından evlenmeye zorlanırlar. Evlenmeleri halinde eş ve çocuklarına beklenen duygusal yakınlığı gösteremezler.

Öte yandan hayali arkadaşları ya da aşkları olabilir. Hasta zamanının önemli bir bölümünü tek başına hayal kurarak geçirebilir. Ellerinden geliyorsa, yalnız yapılan işleri seçmeye çalışırlar. Bazen toplumsal yalıtımın iyi sağlandığı koşullarda, mesleğinde oldukça başarılı olabilir. Bazı kişilik bozukluklarının tersine çevrelerine zarar vermedikleri için, çok ağır  değilse, çevre tarafından önemli bir sorun gibi görülmeyebilir. Yine de ailesi hastanın duygusal soğukluğundan yakınabilir. Öte yandan, ağır vakalar insanlardan uzakta, Robinsonvari bir hayat sürebilirler. Ağır stres karşısında, kısa psikotik dönemler yaşayabilirler.

Şizoid kişilik bozukluğu kişiler çekingen ve paranoid kişilik bozuklukları ile bir arada bulunur. Bu hastalar major depresyon, distimik bozukluk, sosyal fobi ve agorafobi geliştirmeye daha yakındırlar. Şizoidlerin şizofreni geliştirmeye yatkın oldukları görüşü oldukça eskidir. Ancak şizotipal kişilik bozukluğunun ŞKB’dan ayrı bir antite olarak ortaya çıkması ile birlikte, bu özelliği de ŞKB’dan büyük oranda çekip adığı genellikle kabul edilmektedir. Oldukça nadir bir bozukluktur.

 

Etyoloji

Şizoid kişilik bozukluğunun etyolojisi açık değildir. Şizofreni ile genetik bir ilişkisinin olduğu öteden beri ileri sürülmüştür. Böyle bir ilişki varsa bile şizotipal kişilik bozukluğunda olduğu kadar belirgin  değildir. Ancak bir kişilik özelliği olarak içedönüklüğün genetik geçiş göstermeye eğilimli olduğu bilinir. Psikodinamik açıdan erken dönemlerde, annenin yokluğu ya da yetersizliği sonucu, obje ilişkilerinin normal gelişim basamaklarına erişememesinin, şizoid kişiliğe yol açtığı ileri sürülmüştür.

error: