Açık ve güneşli bir havada uçağımız Katmandu hava alanına inerken, uçağın sol tarafındaki oturduğum koltuktan dışarı bakarken başka bir coğrafya beliriyor. heybetli bir manzara; Bulutsuz ve güneşli havada Katmandu’ya iniyorsanız Himalaya dağlarının seyrine doyum olmuyor. İşte öyle bir gün. Nepal’in güneyini boydan boya çevreleyen görkemli Himalayalar dünyanın taçı gibi duran, muhteşem karlı doruklar, dik tepeli vadiler, sert ve sakin bir doğa.

Firuze, uzakları eliyle işaret ederek,
-Şu uzak karlı sıralı duran, bıçak gibi sırtları olan Himalayaları görüyor musun?
-Evet çok büyüleyici,
-Gördüğün gibi Nepal, karlı dağlardan subtropikal ormanlara geçiş yapan zengin bir doğaya sahip, dedi.
-Doğru, dedim.
-Uzakta sıralı karlı dağlar, dağların devamı ormanlık yemyeşil tepeler, vadiler çıplak gözle çok rahat görülüyor.
-Katmandu’ya inince ne göreceğiz?
-Düzensiz bir yapılanma ve kentleşme, sabret beş dakika sonra onu da göreceğiz, dedi.

Katmandu Hava limanı mütevazi, mimari olarak son derece basit, küçük bir hava alanı. Delhi’den Katmandu’ya bizi getiren uçaktan indikten sonra, Nepal’e giriş işlemleri için bir garip giriş formu doldurma ve vize işlemlerini bittirdikkten sonra, uzunca bir süre bekleme salonunda çanta ve valizlerimizin gelişini bekledik.
Nepal’e adımımızı attığımız ve hava alanından çıktıktan sonra göze çarpan en önemli şeyin; sisli, puslu, tozlu, kirli, nefes almakta zorlandığım soğuk bir hava bizi karşıladı.
Katmandu kalabalık ve kaotik bir şehir.
Bunun yanında 2015 yılında yaşadıkları 7,4 şiddetindeki depremin görünür yıkıntıları ve etkilerinin halen sürüyor olması,

Katmandu 723 yılında kurulmuş ve 1700’li yıllara kadar bağımsız bir prenslikten 1768 yıllında Gurka Krallığının egemenliğine girmiştir. 1816 yılında İngilizlerin eline geçmiş olsa da ekonomik açıdan önem taşımadığı için yeniden Nepal’e verilmiştir.

Ertesi gün şehir gezimize ilk olarak Katmandu’yu en yüksek noktadan gören muhteşem manzaralı Swayambunath tapınağına gidiyoruz. Çok sayıda basamaklı merdivenleri yürüyerek çıkıyoruz. Katmandu’nun kirli ve tozlu şehir havasının uzağında, belki en yeşil yeri yoğun bir ziyaretçi arasında,yan yana sıkışık çok sayıda büyüklü küçüklü tapınaklar, tapınakların oturduğu tepeden muhteşem manzarasıyı seyrediyoruz.
Firuze kolumda çekerek,
-Bu tapınağın en önemli özelliği nedir, biliyor musun?
-Nedir? diye sordum.
-Görüyorsun, yalnız ya da gruplar halinde gezen maymunlar, etrafta ve tapınakların tepelerinde gösteri yaparcasına özgürce dolaşıyorlar, Hiç bu kadar çok sayıda maymunu bu kadar yakın ve gruplar halinde görmemiştim, dedi.
-İlginç ve değişik bir tapınak, dedim..
– Nepal’de maymunların kutsallıklarına inanılıyor. Çok sayıda maymunun olmasından dolayı bu tapınak Maymunlar Tapınağı olarak da adlandırılıyor.


Birlikte tapınakları, tapınaktaki maymunları, Himalayaların karlı tepelerini, Katmandu’yu çevreleyen vadideki etek tepelerini ve şehrin manzarasını seyrediyoruz.
Vadiye kurulmuş Katmandu, etrafını çeviren tepelerin arasında ne kadar köhne ve dağınık görünse de, içinde farklı bir enerji, sıcaklık ve canlılık taşıyan, depremin getirdiği yıkıntılara, tüm yoksulluklarına rağmen dizlerinin üzerinde kalkmaya uğraşan bir ülke bir şehir inancı var.
Çok sayıda çektiğimiz fotoğrafları anı günlerimizin defterine kaydediyoruz.
Evet, Nepal sanki bir tapınaklar ülkesi, Katmandu’nun hangi meydanına giderseniz gidin, irili ufaklı, yan yana farklı tanrılara adanmış Hindu tapınakları, Budist tapınaklarını görürsünüz.

Nepal’ın başkenti olan Katmandu, pek çok Budist ve Hindu tapınağı ile UNESCO tarafından da korunma altına alınmış bir bölge. 
Sırt çantalarıyla gezginlerin kamp kurduğu ve aylarca kaldığı, bugün kısmende olsa huzurun ve sakinliğin hüküm sürdüğü Katmandu, dünyada barışın ve sevginin farklı yorumlandığı yerlerden biri olarak kabul ediliyor.
Günümüzde eski sarayların çoğu devlet dairesi veya turistik otel olarak kullanılmakta olan Katmandu, dünyanın en güzel tapınaklarından birisi olarak kabul edilen 2000 yıllık Swayambhunath Nath ve Hinduizm’in en kutsal yerlerinden Pashupatinath Tapınağı gibi dini ve tarihsel eserlere ev sahipliği yapmaktadır.

Nepal’de kast sistemi etkisi Hindistan kadar olmasa da kısmen etkisini sürdüren bir sistem, farklı olarak kişilerin geldikleri soy sop aile yapıları üzerinden halen devam ediyor. Bu sistemde insanları bulundukları konuma razı etmiş. İnsanlar çok hoş görülü, güler yüzlü ve anlayışlılar. Ego yok ve herkes tatminkar, ”Bu kadar mı? bu kadar” daha fazlasını isteyen yok.

Nepal günümüzde Çin ile Hindistan arasında sıkışmış hegemonik çekişme alanı olan küçük, fakir ve yoksul bir ülke. Bu hegemonya rekabetinde tabi ABD ve Japonlar da var. Hegemonyacı devletlerin çekişmeleri görünürde, 2015 depreminin getirdiği yıkık Hindu ve Budist tapınaklarının onarımında görülüyor. Aynı meydanda yıkılmış tapınakların bir kısmını Amerikalılar restore ederken, bir başka tapınağı Japonlar restore ediyor.

Sokak satıcıları burada da var, ama Hindistan’daki gibi satış yapmak için turistlere yapışmıyorlar, istenmeyince peşinizi bırakıyorlar. Nepal’de pazarlık her şeydir, size söylenen fiyatı pazarlık yaparak yarısına hatta daha azına indirmek mümkün. Sonuçta turist dünyanın her yerinde kazıklanma riski taşır.

Katmandu’da deprem sonrası yıkılan Budist Tapınağı

Nepal, 60’lı yıllarda hippi gençler için ”mutlaka gidilmesi gereken” neredeyse moda bir rotaydı.Günümüz dünyasında 60’lar kuşağı çoktan bitmiş olabilir ama hippiler dünya üzerinde hala yaşamaya devam ediyor. sevgi, barış ve dostluk üçgeninde alternatif yaşam tarzlarıyla tüm dünyayı kucaklayan bu akım, düşünce yapıları ile bugün hala birçok insanı derinden etkilemekte. Dünyanın bazı yerlerinde hippi ruhu, politikacıların dayattığı yaşam tarzına inatla reddetmeye devam ediyor.
Hippi ruhu burayı bir uyuşturucu kaynağı haline getirmiş. Bu uyuşturucu kaynağı, yabancı turistlerin, özellikle uyuşturucu bağımlısı Batılı turistlerin taleplerini karşılarken, aynı alışkanlığın burada ergenler ve gençler arasında bir salgın gibi katlanarak yayıldığı ifade ediliyor.

1960’lı yılların sonlarında özgürlük ve barış idealleri uğruna, Budizm’in merkezi Katmandu’ya gitmek için Amerika ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden özellikle İstanbul Sultan Ahmet’ten hareketle binlerce kilometre yol kat eden ‘Çiçek Çocuklar‘ olarak ünlenen sınır tanımayan hippilerin geride bıraktığı otomobiller bir zamanlar Katmandu halkının ulaşımı için kullanılıyordu, Avrupa ülkelerinden çıkıp, İstanbul üzerinden Nepal’e yolculuk yapan hippilerin Katmandu’da bıraktığı Mersedes ve Volkswagen marka minibüsler bir dönem şehrin karakteristiği olmuştu. Çoğu hippilerin eve dönüş parası bulmak ya da yaptığı harcamaları karşılamak için sattıkları bu otomobiller Katmandu halkı tarafından çok sevilmiş, şehirlerinde ilk kez böyle otomobilleri gören Katmandu’lular çok ucuz fiyata aldıkları bu eski otomobilleri tamir edip,toplu ulaşım için kullanıyorlardı. Bu gün trafikte çok az sayıda varlar, motosiklet kullanıcıları, uçuz Kore ve Japon arabaları trafiğe hakim görünüyorlar.
Katmandu sokaklarında 1960’lı günlerde kalan birer anı olarak çok az da dolaşmaya devam ediyorlar.
1960’larda hippilerin mesken tuttuğu yer olan Freak Street ise bugün hala hippi akımı için mitolojik yerlerden biri. Ucuz konaklama ve alışveriş için duraklardan biridir.

Katmandu'da 1960'lı yıllarda Hippiler'in yoğun şekilde yaşadıkları sokak, hala canlılığını koruyor
Katmandu’da 1960’lı yıllarda Hippiler’in yoğun şekilde yaşadıkları sokak, hala canlılığını koruyor

Nepal’in başkenti Katmandu’nun kalbi Durbar meydanında atar. Şıva’ya, Ganeş’e, Krişna’ya adanmış tapınaklar, stupalar, kutsal yapılar, tanrı ve kral heykelleri, ikonalar, sunaklar, eski saraya ait binalarıyla, bu meydan canlılığını hiç kaybetmeyen bir din vahası izlenimi veriyor. Yaşayan Tanrıça Kumari’nin yaşadığı evide barındıran bu meydan, bir kutsallık denizi, kısaca meydan Nepal’liler için tümüyle bir ibadethanedir desek yanlış olmaz.

Kumari’nin yaşayan tanrıçanın üç katlı bir bina, kapısı her an açık. Kapıdan geçildikten sonra, küçük bir avluda toplanılıyor. Avluya bakan balkon ve pencere pervazları ahşap sanatının mükemmelliğini sergiliyor. Tanrıçanın resmini çekmek yasak. Penceredeki rahip, fotoğraf çekilmeyeceğinden emin olduktan sonra, işaretini veriyor ve nihayet tanrıça görünüyor. Tanrıça; çarpıcı makyajı ve olağan çocuk güzelliği ile sekiz yaşında bir kız çocuğu. İlgisiz, ifadesiz bakışları ile avluda toplanmış insanlara bakıyor. Sanki yaşanan dünyanın bir parçası değil gibi. Bir ruh hekimi olarak bu çocuklarını ne hissettiklerini, ne düşündüklerini ve nasıl bir duygu içinde olduklarını bilmek isterdim.

Durbar Squara, tapınaklarla dolu upuzun bir cadde, Kanmandu’ya gelen herkesin uğradığı kent merkezi. Caddenin bitiminde yerel pazarların olduğu bölge, yerel ürünlerin, hediyelik eşyaların, ipeğin, incinin, gümüşün, altının ve değerli taşların satıldığı kocaman bir çarşı.

Gezip gördüğümüz yerlerdeki toplumları, kentleri, yerleri, yaşayışları, adet ve töreleri, göreneklerinden bahsetmemek olmaz. Budizm, Hinduizm ve yerel Himalaya dininin günlük hayatlarına tüm yönleriyle etkisinin bir örneği; Nepal’in zengin karmaşık inancının bir yansıması da yaşayan, evini ve kendisini gördüğümüz tanrıçası Kumari’den bahsetmemek ve anlatmamak olmaz.
Firuze,
-Tanrıça Kumari’nin kendini bir kız çocuğunun vücudunda gösterdiğine inanılıyor, Malla hanedanlığından beri üç şehir kendi Kumari’lerini seçiyor. Katmandu’nun koruyucusu olarak tapınan tanrıçası Kumari, Nepal’de ilah olarak onurlandırılıyor.
-Kumari nasıl seçiliyor?
Firuze,
-Tanrıça Kumari’nin soyunda gelindiğine inanılan ailelerden olması gerekir, kızlarının Kumari olması için yüzlerce Budist aile çocuklarını tapınaklara getiriyor. Aileler için kızlarının Kumari olması bir onur olarak değerlendiriliyor.Tanrıça olacak kız bunlar arasında aşamalı bazı testlerden sonra seçiliyor. Mükemmeliyetini kanıtlayan ve bir çok testten geçen kız çocuğu, regl olana kadar tanrıça olarak kalıyor ve başkent Katmandu’daki 2 katlı ahşap evinde, yılda sadece bir kaç kez dışarı çıkıyor.
-Tanrıça seçilen kızın kutsallığı ne zaman bitiyor?
Firuze,
-Regl olduktan itibaren kutsallıklarını kaybediyorlar ve sıradan bir insan olarak topluma karışıyorlar.
-Kutsallıkları bittikten sonra bu kzları nasıl bir hayat bekliyor?
Firuze,
-Çok zor bir hayat bekliyor. Bu kızlarla evlenen erkeklerin kısa ömürlü olacağına inanıldığından, kimse onlara yaklaşmıyor. Onlar da Kumari dönemlerini anlatmıyorlar. Yaşam süreleri boyunca maaş alıyorlar. aldıkları maaşla yaşamlarını sürdürüyorlar. Kumariler aslında dışarıda görüldüğü gibi mutlu değiller, çocukluklarını, ergenliğini ve kadınlıklarını yaşayamıyorlar. Çoğunluğu yalnızlık ve yoksullku içinde ölüyorlar.

Katmandu’ya gelipte Nepal’in Varanasi’si diye adlandırılan Hindu ölü yakma alanını ve Pashupatnth Hindu tapınağını görmemek olmaz.
Ve burada bu tapınakta geldiğimiz gün, nedense çok sayıda yakılan ölülere, yakılma sırası bekleyen ölülere, yakma ayinlerine tanık olduk. Sokakta ve ölü yakma törenlerinde öyle bir hayat var ki, yanan bedenler, bedenlerden çıkan sıvıların çıkardığı sesler, etrafa yayılan ve üstünüze sinen ölü yanık kokuları,
Ölü külleri, sıvıları ve artıkların atıldığı nehir kül rengi simsiyah akıyor.
Ama nehirde yıkanan inanlar, nehrin sularını avuçlayıp içen insanlar, pisliğin içinde oynayan çocukların sağlıklı kalmalarını sağlayan nedir? Acaba bu insanlar, nasıl bir bağışıklık sistemine sahipler diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Ölünün yanması tahmini üç saat içinde gerçekleşiyor. Ölümle yaşam burada iç içe, ölülerin külleri, artıkları bu nehire akıyor, Her türlü mikrop ve virüs kaynağı. İnsanlar aynı nehirde yıkanıyor ve nehir suyu içiyorlar.
Ölü yakma tören ayini sırasında, saatlerce ölülerinin yanışını seyrediyorlar. Ve arada ağlayan kişiler olsa da, insanlar burada ölüme pek tepki göstermiyorlar. Bunun nedeni dinsel inançları, buradaki insanların döngüsel bir inanç sistemine inanıyor olmaları. Budizm inanışına göre, yeniden dünyaya gelme, rastgele bir olay değildir. İnsanın önceki yaşamında yaptığı iyi ya da kötü işlerin bir karşılığıdır.
Hindu’ler ve Budist’lerde yeniden doğuş kavramı, bizim anladığımız ruh göçünden reenkarnasyondan oldukça farklıdır. Budizm’e göre bir bedenden diğerine geçen şey sadece ‘bilinçlilik akışı’, ‘karma enerji’dir. Ve Budizm’de bu olaya punabbhava (yeniden oluş) denir.

Nepal, az bilinen ama değişik, kendine özgü bir coğrafya ve farklı kültür yapısı olan, bilmeyenler için gerçekten şaşırtıcı bir ülke. Yaşam biçimleri, düşünce yapıları, adet ve töreleri, dini inançları hiç bize benzemiyorlar. Özellikle ölü yakma ayinleri gibi bu ülke hakkında hiç bilgisi olmayan insanlar için, ilk anda oldukça şaşırtacak bir olay gibi algılanabiliniyor. Oysa ki bizi şaşırtan garip olan bu ayinler, onlar için hayatın normal bir olayı olarak kabul ediliyor. Onlar için anormal olan böyle ayinlerin yapılamamış olmasıdır.

Pashupatnth ölü yakma töreni
Pashupatnth ölü yakma töreni

Dünyanın pek çok turistin uğrak bölgesi, Çünkü dünyanın en yüksek 10 tepesinden 4’ü Nepal’de yer alıyor. Himalayalar dünyanın en yüksek sıradağları arasında zirveyi çeker. Everest’e bir çıkış noktası da burası. Nepal’in en önemli gelir kaynaklarından biride doğal olarak turizmdir. Trekking, rafting, safari ve Everest tepesine tırmanmak önemli turistik sektörlerdir.

CategoryGezi Notlarım

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77