Yakın bir zamana kadar, yetişkinlerin beyinlerinde her gün binlerce hatta milyonlarca sinir hücresinin öldüğü ve birey ne kadar yaşlı ise o kadar hızlı bir yıkım olduğu şeklinde yaygın dogma bir bilgi vardı. Başka bir deyişle bu bilgiye göre, zayıflayan bir hafızaya ve entelektüel kapasitenin azaldığı bir beyin bizim kaderimizdi. ve de yeterince uzun yaşayan hemen hemen herkes için ”bunama” gerçek bir olasılıktı. Son otuz yılda yapılan yeni araştırmalar bu fikrin ne kadar yanlış olduğunu gösteriyor.

Beynin bazı bölümlerindeki hücreler yaşlanma ile birlikte gerçekten yok oluyor olmasına rağmen, bu tamamen yıkıcı bir darbe değil.

 Sonuç olarak insanların yaşlandıkça her gün milyonlarca beyin hücresi kaybettikleri şeklindeki bilgi doğru değil. Sağlıklı bir yaşlanma sürecinde elbette bazı kayıplar oluyor, fakat  bu yıkım beynin her yerinde ve çok miktarda değil.

 Yeni araştırmalar, yaşlanan bir beynin güç kaybettiğini, fonksiyonlarının azaldığını ama bunun tam bir kayıp anlamına gelmediğini gösteriyorlar.

 ”Yaşlanma ile birlikte sinyal gönderme özelliklerinin değiştiğini düşünüyoruz” diyor sinir bilimciler. Diğer bir deyişle, hücre fonksiyonlarının sirkülasyonu daha verimsiz. Eski teoriye göre, bina çöküyor ve zayıflıyor. Yeni teoriye göre ise bina içindeki elektrik tesisatı ve boruların fonksiyonu ve verimi azalıyor.

 İnsanlar açısından, ikincisine yönelmek ve onu düzeltmek çok daha iyimser bir olasılık. İleri derecede küçülmüş bir beyin, büyük bir yapılandırmaya ihtiyaç duyar. Fakat motoru iyi çalışmayan bir beyin sadece basit bir tamire ihtiyaç duyabilir.

 Bu yeni bilgilere dayanarak,yaşlandıkça gerçekten önemli olan şey, beynimizin büyüklüğü ya da geriye ne kadar sinir hücresinin kaldığı değil, nasıl çalıştığı ve eğer gerekirse bu çalışmayı korumak ve yeniden canlandırmak için neler yapabileceğimizdir.

Yaşlanma ve beyin konusundaki en delice fikirler, gerçekler yerine batıl inançlara dayanan bilgilerdir..

 ”Eğer yaşlanma üzerine dikkatli bir çalışma yapıyorsanız ve başka herhangi bir hastalığı olmayan denekleri inceliyorsanız, kendi başına yaşlanmanın algılama ve zihin aktivitelerinin kaybolmasına yol açtığına inanmak için hiçbir neden yok”.

 Bilinmesi gereken gerçek şu ki, normal beyinler yaşlandıkça az da olsa küçülürler; yeni bilgi alma ve var olan bilgiyi hatırlama hızları yavaşlar ve kısa dönemli hafızanın keskinliği azalır. Bu tür değişikliklerin hepsi aynı anda gerçekleşmeyebilir, fakat genellikle ileri düzeyde zihinsel zayıflamaya ya da Alzheimer hastalığına işaret etmezler.

 Zihinsel fonksiyonlardaki yavaşlamanın yanı sıra, normal yaşlanmanın yarattığı en fark edilir kayıplardan bir tanesi kısa süreli hafızadır; örneğin telefon numaraları, isimler gibi yeni öğrenilmiş bilgileri hatırlama yeteneğindeki zorlanmalar.

 Bunun yanı sıra zihinsel faaliyet için yaş bir avantaj haline gelebiliyor. <Yaşam deneyimlerinden gelen, geniş bir hafıza bankası, konuşma ve yargılama yeteneği gerektiren, uzmanlık  haline gelmiş bilgilerin toplanması. Ki buna ”billurlaşmış” zeka deniyor. Bu, genç olmayı kutsallaştıran ve yeni öğrenme süreçleriyle hızlı bir şekilde baş etmemizi isteyen ”akıcı” zeka denilen zeka türünden çok farklıdır. Yaşlı insanlar, ”akıcı” zekada genç beyinleri yakalayamazken, ”billurlaşmış” bilgi ya da zeka alanında onlardan daha daha üstündürler.

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77