Öyle bir yer hayal edin ki, tarih kadar eski bir geçmişe sahip olsun, sayısız medeniyetler ve 5000 yıllık izlerini taşıyan tarihi eserleri, çok sayıda kaleleri barındırsın, kültürel birikimleri, özgün coğrafyası ile doğanın verdiği bütün güzellikleri yanında zarafeti sergileyen, keşfedilmeyi bekleyen, yerel kişiliğini koruyan sıcakkanlı insanlarıyla, huzur veren doğasıyla gezilmeye görülmeye değer olsun.
İşte Kozan böyle bir yer, gidip görülmesi gerekenden daha fazlasına sahiptir.

Gezginlerin ve tarih meraklılarının, tarih içinde yolculuğun zevkine vardıracak bir şehir. Dünyanın tüm bölgelerinde olduğu gibi Anadolu’da da eski çağlardan günümüze kadar çok sayıda medeniyet kurulmuş, bu medeniyetler belli bir süre varlığını sürdürüp sonra yok olmuşlardır.
Tarih boyunca özellikle Toros dağlarında ve eteklerinde yoğun yerleşim olmuştur. Bu yerleşimler sonucu soygunculardan ve barbarlardan korunmak için yerleşimlere giden yollar ya da ticaret yolları üzerine gözetleme kuleleri ve güvenlik kaleleri yapılması zorunlu hale gelmiştir. Dolayısıyla bu bölgedeki çok sayıdaki kaleler güvenlik ve korunma sorunu sonucu yapılmışlardır.

Sonbaharda tatil yapmak bir başka güzel oluyor.Yaz mevsimine veda edip kışı karşılamaya hazırlandığımız sonbahar günlerinin tadını, Firuze ile birlikte, kısa süreli tatil olarak değerlendirmek yaşanmaya değer bir anı olarak Kozan’ın antik kent merkezlerinden öncelikle Anavarza’yı, kalan vakit ölçüsünde Kozan’ın diğer kalelerini gezmeyi ve bunlarla ilgili gözlemlerimi yazmanın tam zamanı diye düşünüyorum.
Bu vesile ile antik kent ve kale gezmelerinden sonra vakit bulursak; Dağılcak mesire alanına, Bucak portakal bahçelerine ve Bucak cennet vadisine, Horzum yaylasına gitmeyi düşünüyoruz. Gezilerden arta kalan zamanımızı şehri dolaşarak, Kozan’ın lezzetli yemeklerini ve Adana kebabını, özellikle ciğer kebabını ve diğer damak tadını günümüze taşıyan yörenin geleneksel yemeklerinden tatmayı planlıyarak yola çıktık..

Kozan; eşsiz doğası ile Adana Ovasının ‘Yukarı Ova’ ismi verilen bölümünde ova ile dağlık alanın birleştiği yerde, bu yönüyle ova düzlüğünde olmayan ve yarı engebeli sayılabilecek bir arazi üzerine konumlanmıştır.

Kozan’a gelince konaklamak amacıyla farklı bir mekan olan Yaverin Konağında daha önceden rezervasyon yaptırmıştık. Yapılışından itibaren birçok kez el değiştiren konak; otel işletmecilik olarak oda yapısı itibarı ile aradığınız otel konforunu bulamayabilirsiniz, ama mutfak, sabah kahvaltıları, kebap ve yöresel tatlar anlamında ise doyurucu, oldukça iyi bir yer olduğunu söyleyebilirim.
Yaver’in Konağı, önemli sivil mimari örneklerinden biri olan sırtını Kozan kalesine dayamış, kale eteklerindeki çam ağaçları, turunç, dikenli incir ağaçları arasında ve çepeçevre uzanan manastırın sur duvarları arasında tarihi bir mekan 1890 yıllarında inşa edilmiş olduğu düşünülen yapı, taş avlu, taş zemin katla, duvarları, cumbaları ve işçiliği ile yapıldığı zamanın tarihi yapılarındaki karakteristik özellikleri ve tarihe ışık tutan mimarisiyle üç gecemizi Kozan’ın en huzurlu köşesi olan Yaverin Konağı bana ve eşime hiçte yabancısı olmadığımız harika bir Kozan manzarası sunuyor.
Eşim Firuze; Kozan doğumlu dolayısıyla bu şehirle yoğun aile bağlarımız var, her sene fırsat buldukça, özellikle bayramlarda ailece bu kente yirmi yıldan beri çok sık gelip gidiyoruz.

Akşam serinliğinde Kozan kalesine çıktık. Şehri, çevresini ve Torosu en güzel bu tepe noktadan seyretmek mümkün. Bu yüksek noktada baktığımızda aşağılarda uçan kuşların kanat ve sırtlarını yukarıdan görebilirsiniz.
Eşimle birlikte her yıl düzenli olarak bu yöreye ailece yaptığımız tatillerden çok büyük keyif alıyorum. Şuna inanıyorum; bir erkek için hayatını paylaştığı kadınla, yaşamı paylaşmak ve birlikteliklerini anlamlı kılmak açısında yapacakları gezilerden, tatillerden daha fazla keyif veren hiçbir şey olamaz.
Biz ailece yurt içi ya da yurt dışı tatil ve gezilerimizi büyük zevkle yapıyor, birbirimizi her anlamda tamamlamaya çalışıyoruz.Eşimin fikirlerinden, katkılarından ve engin dünya görüşünden çok yaralanıyorum
-Firuze, çocukluğun ve gençlik yıllarını Kozan’da yaşadın, şimdi yaşamını İstanbul’da sürdürüyorsun, geçmişe yıllar sonrasına dönüp bakınca Kozan için neler hissediyorsun?
-Benim hayatımda bu şehrin çok önemli bir yeri var. Hayatımın en güzel ve en mutlu zamanlarım çocukluğum ve ergenlik dönemimdi, o yılları burada ailemle yaşadım. Annem ve babamın ilgileri sayesinde çok mutlu bir çocukluk yaşadım. Onlara sonsuz minnettarım. Ben şuna inanıyorum eğer, mutlu ve sorunsuz bir çocukluk yaşamışsanız, hayatınızın sonraki yıllarında karşılaşacağınız sorunların üstesinden daha rahat gelirsiniz.
-Doğru,
-Ben çocukluğumda yaz günlerinde yıldızları seyrederek uyurdum, biraz aşağıdaki evimizin damındaki salıncakta. Her sabah uyandığımda Kozan dağının tepesinde binlerce yıldır kartal gibi duran, gölgenin düşmediği heybetli kaleye bakarak uyanırdım.
-Çok güzel ve mutlu çocukluk yaşadığın anlaşılıyor, o günler ile ilgili duygularını hatırlıyor musun?
-Hatırlamaz mıyım; evimizin sırtını dayadığı bu Kozan dağına bakar ve her çocuk gibi hayaller kurardım, rüzgarın sekiz yönden estiğini hayal ederdim. Her yönde yıldızların ahenginden bir güzelliğin şehrimize düşürdüğünü düşünürdüm.Şafak bu dağda doğar, gün bu dağda biterdi sanki benim için.
-Bu duygusal yanını bildiğim için Kozan ve çevresini senin gözlerinle yazmak ve anlatmak istiyorum.
-Bahar aylarında Kozan ve çevresi bir başka olur, Ve hele de bu mevsimde, yani sonbaharda bu bölge ve çevre gezmelerine doyamazsınız.
-Neden?
-Neden mi? Gezebileceğiniz, gidebileceğiniz ve de görebileceğiniz o kadar çok yer var ki; hem romantik, hem Kozan’ın saklı ve çok fazla bilinmeyen bir tarih dokusu var, hem kültürel, hem de otantik yemekler ve lezzetler tatmak için Kozan’ı gezip görmek o kadar çok zamanınızı alır ki.
-Farklı olarak, turizm potansiyeli hakkında anlatmak istediğin şeyler var mı?
Firuze anlatmaya devam ediyor.
-Var. Evet biliyorum, ben bu Kozan ve çevre gezmelerini çocuklarımla, seninle yirmi yıldan beri ve her yıl daha büyük zevkle yapıyorum. İki ay önce Portekiz ve İspanya’nın bir kısmını içine alan Endülüs gezisi yapmıştık. O gezide dikkatim çeken ve seninle paylaştığım bir şeyi fark ettim, onu anlatmak istiyorum. Portekizlilerin ve de İspanyolların bütün yaptıkları Müslüman Arapların 711 yılında İspanya’yı fethinden sonraki 1200 yıllık geçmişi olan şehirleri, kaleleri, camileri, kiliseleri ve sarayları, kısaca Arap müslümanların İspanya’da geride bıraktıklarının iyi pazarlanmasından başka bir şey değildi. Mevcut turizm potansiyellerini dünyaya çok iyi pazarlıyorlar ve satıyorlar, milyonlarca kişi o bölgeleri ziyaret ediyor.
Oysa ki, Kozan ve çevresinin tarihine bakar mısınız?
-Ne anlatmak istiyorsun?
-Sadece Kozan ve çevresinin, dünyanın en çok turist çeken bölgesi olan Endülüs’ten fazlası var, eksiği yok.

-Kozan, ülkemizin her köşesi gibi binlerce yıllar boyu yaşanmış medeniyetlerin derin izlerini; sanatını, günlük yaşantılarını, acılarını, savaşlarını, bereketini ve huzurunu taşıyor.Turizm potansiyelimiz çok yüksek olan bir bölge, ama neden bu potansiyeli değerlendiremiyoruz?
-Çok doğru, bizim ülke olarak bunları değerlendirecek bir turizm politikasına ihtiyacımız var; gittikleri bölgeleri kalkındıran turistlere, bunun için vizyoner bir bakış açısına ihtiyacımız var. Üzerine oturduğumuz geçmiş tüm medeniyetlerin miraslarına korkmadan sahip çıkacak ve bunu güçlü ve iyi bir tanıtım olarak kullanmalıyız dedi Firuze.
-Verimli arazileri ve elverişli iklim şartlarıyla göz kamaştırıcı özelliğiyle, temiz havası, Toros eteklerindeki yemyeşil yaylaları, serin akarsuları, rengarenk doğası, meyve bahçeleri, tarihi yapıları, mesire alanlarıyla, her türlü yiyecek, meyve ve sebzenin bol ve ucuz olduğu bir gastronomi üssü ve yeme-içme cenneti Çukurova’nın merkezindeki Kozan’ı mutlaka görülmeli..
Üstelik tarih ve kültür seyahatleri adına öyle çok uzaklara uçmaya, deniz yolculukları yapmanıza gerek kalmadan, insanlık tarihi kadar eski olan, 4-5 bin yıllık tarih kokan bir yeri, Kozan’ı ve çevresini unutamayacaksınız.
Öncelikle Kozan, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri, antik bir kent, tarihin her döneminde önemli bir merkez olmuştur.
Kozan’ın çevresindeki mevcut tarihi eserlerden, kitabelerden ve kalelerden bunu görmek anlamak mümkün.
Kozan aynı zamanda bir kaleler şehri, Hiç bir ilçede hata illerde bu kadar antik tarihi kale yoktur.
Bu kadar çok kalenin olması bölgenin stratejik ve ekonomik öneminden kaynaklanıyor. Mezepotamyadan İç Anadolu’ya uzanan ticaret ve kervan yolunun Anavarza-Sis-Kayseri bağlantılı olması stratejik önem kazandırmıştır.
-Kozan (Sis) kalesi,
-Anavarza Antik kenti ve Anavarza kalesi,
-Andil (Andala) kalesi,
-Karasis kalesi,
-Bucak kalesi,
-Yarıkkaya kalesi,
-Kudret kalesi olmak üzere yedi kale Kozan ilçesi sınırları içinde olan kalelerdir.
Anadolu’daki köylerde evlerin bahçesini lahitler süsler, buğday tarlalarından Roma dönemine ait mozaikler çıkar; üzerine leyleklerin çöktüğü, kenarından ineklerin su içtiği taş parçasına bakarsınız.
Ülkenin dört bir yanında ayağınızı toprağa vursanız tarih fışkırıyor.
İşte Kozan ve çevresi böylesi bir yöre.
Biliyor musunuz?
Türkiye’de; Hitit, Asur, Grek, Roma, Bizans döneminden kalma 700 civarında antik kent var. Yunanistan, İtalya, Tunus ve Fas’takilerin toplamından daha fazla.
Kozan ve çevresi MÖ.XV. asırda Asurluları, bilahre Hitit hakimiyetine girmiş, Medlerin, Perslerin, 333’te İskender’in, Selefkilerin eline geçmiş. MÖ. 66-64 yıllarında Pompe tarafından Roma İmparatorluğunun, MS. 395 tarihinde Bizans hegemonyasına girmiş. Ermeni, Arap, Selçuklu, Memluk, Ramazanğullarına bağlı kalmış. 1517’de Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlılara bağlanmıştır.
‘Sis’ şehir ismi tarihin hatırasıdır. Asurluların ‘Sizu’, Romalıların ‘Sision’ ve daha sonra ‘Sis’ adıyla bilinen bu antik kent, aynı isimle 1928 yılına kadar varlığını korumuştur.

-Gezimizin ikinci günü Anavarza kalesi ve antik kente gittik. Firuze hanım Çukurova ve Kozan coğrafyasının en önemli antik yeri Anavarza’ mıdır?
-Evet, bugün birlikte gezdiğimiz, bütün günümüzü alan Anavarza Anadolu’nun en büyük kentlerinden biriydi. Adını yakınındaki büyük kaya kütlesinden almıştır. Uzun yıllar Adana-Çukurova’ya başkentlik yapmıştır. Romalılar döneminde İmparator Ağustos’un ziyaret ettiği Anavarza, o dönemde gelişerek adeta bir metropol kent oldu. Dünya olimpiyatları burada yapıldı. Anavarza antik kenti MS. 1269 yılında yaşadığı depremden sonra büyük hasar gördü. Bu depremden sonra Anavarza’lıların büyük çoğunluğu Sis’e taşındı. Anavarza antik kenti ve tarihi bugün bir olarak keşfedilmeyi beklemektedir.

Kozan (Sis) Kalesi,
Kale kente hakim olan ve oldukça dik olan tepe üzerinde bulunmaktadır. Kale taşlı bir dağın meyli üzerine ‘amphiteatre’ şeklinde inşa edilmiş, alçak surları Tarsus kalesi örnek alınarak yapılmış, Klikya’nın en önemli şehir ve kalelerinden biridir. Kalenin alçak surları çeşitli dönemlerde tamirat görmüş. Tarihi kaynaklar kalenin Asurlular tarafında ileri sürseler de, 700 yıla yakın bir süre bölgede egemen Hititlerin yapmış olabileceği akla daha uygun gelmektedir. Yörenin en eski kalelerinden biri olan Kozan kalesi ‘dağ kaleleri’ zincirin dördüncü halkasını teşkil etmektedir.
Kale iki grup halinde inşa edilmiş 44 kule ve burcu bulunmaktadır. Güney kesimdeki tepede bir iç kale vardır. Kalede 20-30 basamak merdivenle inilen mahzenler ve gizli yollar mevcuttur. Kalenin su ihtiyacı, su sarnıçları sayesinde sağlanmakta idi.
Sis kalesi kuzey ve güney olmak üzre iki ayrı kale grubundan oluşur. Bu bölümler bir sur ile birbirine bağlanmıştır.
Daha dışarıda olan ikinci sur ise kiliseyi, kütüphaneyi, zamanın yaşam ev ve odalarını çevreler.
Kozan kalesinden bakıldığında Anavarza, Karasis ve Andil kalelerinin görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca berrak bir havada bakıldığında Kozan kalesinden Akdenizin bile görülebileceği söylenmektedir.

Anavarza Kalesi ve Antik Anavarza Kenti
Adana’nın 70 km. kuzey doğusunda, Dilekkaya köyündeki antik kent. Sunbas çayının Ceyhan ile birleştiği yerin 8 km. kuzeyinde ada gibi yükselen bir tepe üzerindedir. Kentin yerleşim tarihi bilinmemekle birlikte MÖ. 8 yüzyılda Asurlular tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Antik Anavarza çevresinde yapılan araştırmalarda, şehrin çok geniş bir alana yayıldığı görülmektedir.
İlk çağlardan beri önemli bir kent olan Anavarza, bugün oldukça sağlam kalesi ve kale eteklerindeki şehir kalıntıları ile Kozan’ın en önemli antik bölgesidir.
Uzmanlar Anavarza antik kentin günyüzüne çıkarılması halinde, en az Belkıs harbeleri kadar değerli bir turistik bölge olacağını belirtiyorlar. Ama tek bir gerçek var, o da Anavarza’nın sahipsiz olduğu gerçeğidir.
Antik Anavarza kenti ve kalesi ile ilgili araştırma ve incelemeler, günü birlik ve mevsimlik araştırmalardan öte gitmemiştir.
Bölge ekonomisine ve turizmine katkı anlamında, Kozan ve yakın çevresinde bulunan çok değerli antik kalıntıların ve arkeolojik araştırmaların bir an önce yapılması gereklidir.

Andala (Andıl) Kalesi
Orta Toroslarda bulunan çok sayıdaki kale kalıntılarından biri olan Andala kalesi, Çukurova’yı İç Anadolu’ya bağlayan ticaret yolunun güvenliğini sağlamak için yapılmıştır. Kozan’dan Feke ve Saimbeyli’ye giden tarihi kervan yolunun batı yanına inşa edilen kale, haberleşme açısında çok önemli bir rol üstlenmiştir.
Soygunculardan ve barbarlardan korunmak için yerleşimlere giden yollar üzerine gözetleme kulleleri ve güvenlik kaşeleri yapılması o dönemlerde bir zorunluluktan kaynakladığı muhakkaktır.
Bu kale hakkında yapılan araştırmalar, kalenin 13. yüzyılda bir manastır olarak hizmet verdiğini ortaya koymaktadır.
Çevresine hakim bir yüksekliğe inşa edilen Andala (Andil) kalesi araştırmacıların ve yetkililerin ilgisine muhtaç bir durumdadır.

Karasis Kalesi,
Kozan barajının hemen kuzey kesiminde yeralan Karasis dağının üzerinde bulunan kale, Selefkoslar döneminde inşa edilmiştir. MÖ. 333’de Büyük İskenderin eline geçen Kozan, İskender’in ölümünden sonra Selefkosların idaresine girmiştir.

Yarıkkaya Kalesi,
Kozan ilçesinin kuzeydoğusuna düşen Yarıkkaya kalesi, Ferhatlı ve Eskimantaş köylerinibirbirinden ayıran Uzunoğlu tepesinde bulunuyor. Yaklaşık 750 metre yükseklikte kurulmuş olan kale, Anavarza ve Karasis kalelerini görebildiği gibi, Dededağını da görür.
Eski Hitit kale zincirinin bir halkasını oluşturan kale, halen sapasağlam ayaktadır.

Bucak Kalesi
Askeri amaçla kurulduğu tahmin edilen Bucak Kalesi, 60-70 metre yükseklikteki bir tepe üzerinde, bugün hala surları ve burçları ile sağlam bir biçimde ziyaretçilerini beklemektedir.
Ortaçağdan kalma Bucak kalesi yapılış tarihi ve kimler tarafından yapıldığına ilişkin bilgi bulunmamaktadır.

Kudret Kalesi
Ortaçağ kalesi özellikleri barındıran kale, Tepecikören köyünün Su boğazı mevkinde bulunur. Yapım tarihi ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Kalenin surları büyük oranda tahrip olmuştur.

Her karış toprağında geçmişin izini taşıyan Kozan, tarih boyunca yüzlerce medeniyete kucak açmış, insanlık tarihinin oluşumu ve gelişimi sürecinde hep önemli bir yeri olan Anadolu’nun tarihi miras ve kültürel birikimini günümüze taşıyan önemli bir merkez olmuştur.
Kozan bu topraklarda yaşamış insan topluluklarının kalıntılarını bağrında saklayan insanlık tarihi için önemli bir coğrafyadır. Bu coğrafyanın her noktası tarih kokan, toprağı sıksanız karşınıza geçmiş medeniyetlerin izlerini çıkaran bir yöreden bahsediyorum. Bu coğrafyanın her yerinde sanki tarih ve kültür biz sesleniyor.
Lütfen o sese kulak verin..
2 Ekim 2016

CategoryGezi Notlarım

iletişim        +90 (212) 571 57 97 +90 (535) 713 02 77